27 Ağustos 2012 Pazartesi

yaşasın kötülük :p

Kötü arkadaş iş sahibi olmanızı,

Kötü ev sahibi ev almanızı,

Kötü sevgili de evlenip, yuva kurup

mutlu olmanızı - bu da benden :) -

sağlar!..mışş :)



p.s.

Hayatınızdaki kötülüklere sahip çıkın, tetikleyici güçleri var :)

26 Ağustos 2012 Pazar

Alayınıza tınn!...

Bloguma alik alik bakmak,

ordan burdan takip etmeye calismak yasaktir!..

Dağılın!..:p

24 Ağustos 2012 Cuma

tatil sonrası ilk gün karalamaca..amatör ruh..

2001 yılından beri çalışıyorum..

Ülkede iş hayatının bildiğim çetrefilli dokusunun

artık daha da ayaklar altında olduguna dair 

inancım yükseldi..

sanırım herkes de bunun bilincinde..

kendini herşeyi bilen diye nitelendiren, sürtünerek bir yerlere gelmiş,

egosu tavan ama aslında yetersiz bu kişiler özellikle

gençleri meslekten soğutma / iş hayatında

 demoralize olmasını sağlayıcı hareketlerde bulunmak için

hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar..

12 yıldır bu zorlu yolda çok düştüm, çok yoruldum,

çok kalktım, pek çok insanın bir gün dahi dayanamayacağı

şekilde çalıştım. -iç ses- süründüm resmen :p

Her sektörde hemen hemen aynıdır

Rahat yüzü görme imkanınız pek azdır

Hele organizasyon sektöründe..

Sosyal hayatınızı, özel hayatınızı, hatta ve hatta ailenizi

bile hiçe saymanız beklenir yeri gelince..

Hasta olmak, doktora gitmek gibi en basit insani şeylere bile

tahammül yoktur bu çalışma düzeninde..

Ama hiçbirşey yıldırmamıştır sizi bu zamana kadar.. yıldırmaz da..

Azimli olmanız görülmez de başarınız kıskanılır..

En ufacık bir hata yada olumsuzlukta eline taşı alan atar..

Günah keçisi olursunuz..

Hırslı (hırs ?! dedim dikkat, azim başka bişiy)

çalışma arkadaşlarınız tarafından

suçlanmanız, kıskanılmanız için

en ufak insani bir yorumunuz yeter..

Herkes sürekli psikolojinize oynar..

Kendinizden başka kimseyi düşünmemeniz gerekir,

kimseden yardım isteme hakkınız yoktur,

çünkü, herşeyi siz 'yapmak zorundasınız' dır..

İşi safsaklayan, tabir caizse yatarak para kazananların aksine

siz ofiste yatar kalkar modtasınızdır nerdeyse..

Kırk yılın başı normal bir saatte (21:00) çıkma imkanı bulduysanız

da, eve gittiğinizde un çuvalı gibi yığılır kalırsınız :p

Sizi en çok anlaması gereken kendi yaşınızda ve deneyimizdeki

arkadaslarınız dahi sizi alakalı/alakasız herhangi bir konuda yorar..

-kendilerine eğlence sayıyıorlar böyle yaşamayı sanırım..-

Bu kadar 'mutsuzluk' içerisinde kendilerini

böyle iyi hissedeceklerini sanıyorlar sanırsam, ama nafile!..


Zamanla bu şekilde olanları görmekten

insanlıktan çıkar,

yorgunluğa, sizin milyonlarca sıkıntınız

yada yoğunluğunuz olmasına ragmen

halden anlamayan, alakasız sekilde sizi yoran,

 dünyanın kendi etraflarında döndüğünü sananlardan

sıkılmaya hatta nefret etmeye başlarsınız..

Aileniz,arkadaslarınız, sevgiliniz bu duruma anlam veremez

ve çok klasik 'çok gerginsin' ,

'sen yine neye sinirleniysen hıncını benden çıkarma',

'psikopata bağlamışsın' gibi yorumlarda bulunurlar..

Tüm rahatsızlıklardan muzdarip bir şekilde

yine de umutla hayatınızı devam ettirmeye çalışırsınız..


Kendi özel hayatında hiçbir yere gelememiş,

egosu tavan, aslında başarısız, başkasını mutsuz etmekle

mutlu olan, her daim kendini bi bok sanan insanlar

yalnız olmaya ve kalmaya mahkumdurlar..

ve malesef ki iş hayatında da mor dağların sahibidirler..

Ben işimi çok sevmeme ve iyi yapmaya endekslenmeme rağmen

hiçbirzaman hayatın sadece 'iş iş iş' ten ibaret olmadığını

düşünüyorum..

Ama böyle düşündüğünüzde de profesyonel olmamakla suçlanıyorsunuz

profesyonel düşünüp hissetmek günümüz dünyası vazgeçilmez kuralı çünkü..



Ama daha hala dünyayı gezmek istiyorum ben..

Belli bir yaştan sonra herşeyi bırakıp datçaya yerleşmek,

akşam balkonumu yıkayıp,deniz manzarası eşliğinde çayımı yudumlamak,

kitap okumak istiyorum..

Profesyonellik oysa olmuycam,

kul, köle edip insanları öyle bir alıştırıyor ki bu dünya,

sonunda hayal etmeyi bile unuturuyor insanlara..


Hayatın bu çarklarına alışmamak dileğiyle..

gururla

ve hep amatör ruh ile!..



Sevgiler :)

















22 Ağustos 2012 Çarşamba

unutmadık!..

"İnsanlar sadece konuştukları şeylerden değil,

sustukları şeylerden de sorumludurlar."

Uğur Mumcu

dipnot!..

insanlarin tutarsizliklarini yuzlerine vurmayip

 idare etme yasini geceli cok oldu..

20 Ağustos 2012 Pazartesi

karalamaca

Bazen susarsin..

Yenilmis sanirlar seni, eksik ya da yaramaz;

Oysa ki bilen bilir

Konustugum zaman kimse kaldiramaz..

Susmam asaletimdendir!..

Based on my experience..

Aldatacak kadar karaktersizse, yakalanacak kradar salak oldugu unutulmamalidir!..

19 Ağustos 2012 Pazar

Bayram da neymiş!..

Nefes almak bayramdır mesela;

günün birinde soluksuz kalınca anlar insan...

Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir;

sevmeninkini yalnızlık...

Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır.

Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek,

kurda kuşa yem olmayıp “Çok şükür bugünü de gördük” diyebilmek...

Sevdiklerinle geçen her ...gün bayramdır.

Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayramdır.

Bir kitabı bitirmek, bir binayı bitirmek, bir okulu bitirmek,

kâbuslu bir rüyayı, kodeste ağır cezayı bitirmek bayramdır.

En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini bölmek,

korktuğunda güvendiğine sarılabilmek,

dara düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır.

Bir sürpriz paketinden çıkan hediye,

tatlı bir şekerlemede üstüne serilen battaniye,

saçlarını müşfik bir sevgiyle okşayan anne bayramdır.

Hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram......

Zorluklara tek başına göğüs gerebilmek,

gereğinde haksızlığın üstüne yalın kılıç yürüyebilmek bayramdır.

Yeni eve asılan basma perdeler,

alın teriyle kazanılmış ilk rızkın konduğu çerçeveler,

yüklü bir borcun son taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır.

Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi,

akşam kapıda karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi,

 nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır.

Sonrasında gelen ilk diş bayramdır, ilk söz bayram,

ilk adım, ilk yazı, ilk karne bayram...

Güne gülümseyerek başlamak bayramdır.

“İyi ki yanımdasın” bayram,

 “Her şeyi sana borçluyum” bayram...

“Hiç pişman değilim” bayram...

 Evlatların mürüvvetini görebilmek,

eve dolu bir torbayla gidebilmek,

konu komşuyla yarenlik edebilmek,

akşamları eskimeyen bir keyifle çay demleyebilmek bayramdır.

Zamanı donduran eski fotoğraflara nedametsiz bakabilmek,

altı çizilmiş eski kitapları aynı inançla okuyabilmek,

yol arkadaşlarının yüzüne utanmadan bakabilmek bayramdır.

Alnı açık yaşlanmak bayramdır;

ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram...

Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur.

Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler.

Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır.

Her gününüz bayram olsun..!



-Can Yücel-

Baba evi..bayram ve hüzün..


Bayram geldi..

Ama artık

çocukluğumuzdaki

ev ev gezmeler yapılan,

büyüklerin elleri öpülen, ev baklavası yenilen,

harçlık toplanan,

hoş sohbet bayramlar olarak geçmiyor,

''kısa kafa dinlemek için güneye kaçılan tatil yapılan

birkaç günlük geziler için fırsat'' anlamında

şu an günümüzde bayram tatilleri..


...
...
Geleneksel olarak aile, akraba ziyaretleri olarak

geçse de artık değişmekte..

Bir şekilde insanların özlemleri neyse onu gerçekleştiriyorlar..

akraba ziyareti, aile özlemi veya tatil vs..

...

birikmiş bir özlem dolayısıyla

madem öyle hadi bakalım dedik,

atladık gittik Ege' mize :)

Baba Evimize..

...

Nasıl yada ne şekilde ayrılmış olursanız olun,

gidip geri geldiğinizde herşey aynı kalsın istiyorsun..

Herşeyi bıraktığı yerde bulmak istiyor insan..

Herşey değişiyor ama

O mekanlar, o insanlar, o an' lar dursun istiyorsun..

Oysa zaman geçiyor,

değişiyor herşey..

...

...

Dalıp gittiğimde anılar canlanıyor..

Özlüyorum..

saçları kırmızı tokalarla 'at kuyruk' bağlanmış,

parmakları boğum boğum,

üzerinde beyaz kollu, kırmızı ekoseli, fırfırlı elbisesi,

ayağında uçları dantelli, beyaz kısa çoraplar

ve kırmızı tokalı rugan ayakkabılarıyla


'cici' lerini giymiş küçük kız çocuğunu..

Özlüyorum..

Babamın akşam gelirken ufak tefek bişiyler almasını,

kucağına oturtup 'bak bakalım ne var' diyişini..

ceplerini karıştırarak onu bulma heyecanımı,

-ama süslü bir toka olurdu, ama küçük oyuncak her seferinde..-

merakla göz atışımı..

...

Olsa bir değnek

sihirlisinden şöyle;

Sarsak en başa,

Hadi zil çalsa,

dönebilsem o yaşlara..

'babam geldi' diye bağırarak kapıyı açsam..

Elindekileri kenara koyup,

beni kucağına alsan baba..

...
...

Özlüyorum..

Abimle itişip kakışıp senin gelip ikimize kızıp, öğüt vermeni

'hadi yatın, yarın okul var' diye çıkışmanı..

Özlüyorum..

Annemin saçlarımı  suyla ıslatıp

taramasını,

'at kuyruk' yapmasını..:)

Mahallede arkadaşlarla saç saça baş başa kavga edip,

sonra hiçbirşey yokmuş gibi gülmelerimizi..:)

Özlüyorum..

Okuldan gelip çaya bisküvi batırıp

kahkahalarla izlediğim çizgi filmleri..

Bakkaldan külah içinde bir bardak çekirdek alıp

sokakta arkadaşlarımla çitlemeyi..

Özlüyorum sabun kokulu pijamamla

mutfak tıkırtılarını dinleyerek uyuyakalmayı..

ertesi gün okula geç kalmamı,

bir türlü uyanamamamı,

önlüğümü giyip uyumamı,

çorabımı giyip uyumamı..:))

annemin beni hazırlamalarını,

oyuna dalmalarımı,

dokuz kiremit,

sek sek oynamayı..

...
...

Ayrılırken

dönüp arkama baktığımda

gördüğüm belki de sadece bir ev di..

ama gözümde canlanan sonsuz bir

özlem koridoru anılara dair..

..

Belki o yüzleri bir daha göremeyeceksin,

Öyle ya da böyle

ya da araya zaman girecek..

Evlenip gitseniz de

bir daha uzunca bir zaman göremeseniz de

hep arda kalan

taptaze anılar,

birikmiş bir hüzün tortusu olacak..








































16 Ağustos 2012 Perşembe

again and again

Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz!..

dipnot:

Bugün bir kez daha anladım ki;

Seni üzen insanları önemsememeye başladığın an,

mutlu edenlerin değerini daha iyi anlıyorsun!..



14 Ağustos 2012 Salı

miracle..

küle çevrilen bir kalbi, üfleyerek yeniden hayat verene

'melek' denir!..

By the way!..

Ve aşk her daim sonsuz!..

karalamaca..

Mutluluk sadece paylasildiginda gercektir..

Gercek olan hersey de güzeldir zaten :)

that's right!..

Kadın; onlarca talip içinden sevip-sevileceğini seçer, gerisini reddeder,

Erkek; onlarcasının peşinde koşarken onu seçeni kaybeder..

karalamaca..

Hikayesi olan insanları sevdiğimi hep söylerim!..

Etkilendiğim, ilham aldığım insanlar çünkü..

Çok şey katıyor bana..

Eylül ayında olacak bir organizasyon için müzik gruplarını

araştırmam gerekti..

Jaz guitar concept bir orkestra talep edilen..

Daha önce görüştüğüm birkaç kişi aracılığıyla irtibat

kurarken stüdyo çalışmasını izlemeye gittiğimiz yerde

zaten müziğini dinlemekten keyif aldığım Mercan Dede ' yle

karşılastım..

Bilen bilir, sufi müziğini dünya müzik tınılarıyla muhteşem

bir şekilde harmanlar..

Yaratıcı, alanında fark yaratan ve hikayesi olan insanlardan

kendimi bildim bileli etkilenmişimdir..

Mercan Dede -aslında Arkın Ilıcalı- da tam böyle biri..

Çok cool, mesafeli soğuk sanırdım ama aksine gayet hoş sohbet

ve sempatik bir kişiliği var..

Zaten enstrumental müzik dinleyen ben, merak ettiğim birçok

konuda bilgi sahibi oldum :)

ney, vurmalı ve üflemeli

çalgılar dan başlayıp ebru sanatına kadar

birçok konuda bayağı konustuk..

Albümlerini dinleyen takip edenler çok iyi bilirler ki

hakikaten insanın ayaklarını yerden keser..

Kendisiyle istanbulda yaşıyorsanız her an

karşılaşmanız mümkün..

Ama halep pasajında, ama Mephisto da..

Işık saçan bir enerjisi ve yüzü var..

Samimi ve içtenliğiyle sanki kırk yıldır

tanıyormuş gibi hissediyorsunuz.

Ve eşinin soyadını alacak kadar kibar bir adam!..

ülkem erkeği için zor ama fark yaratan

özel bir davranış..

Yaratıcı ötesi süper bir kişilik  diyebilirim..

Kendisinin önem verdiği tabir ile söylemek gerekirse

tam bir 'Dünya İnsanı'..

İş güç arasında kayda değer olduğunu düşünerek

bu güzel insana dair bişiyler karalamak istedim



hepsi bu!..:)

















13 Ağustos 2012 Pazartesi

Günün sözü..

Kadın;

Anlamayana ' Nefs ', Anlayana ' Nefes 'tir!..


-Şems-

Thanks to..

Geçip giden günlerin ardından baktım da şöyle bir;

Çoookk çabalamış, çook koşmuşum..

Çok ağlamış..çookk üzülmüş

ama hiçbir zaman umudumu kaybetmemiş,

doğru bildiğim yolda ilerlemişim..

...

...

Hayatımın en kötü son 1 yılından sonra

mutlu ve huzurlu bir şekilde sevdiğim istediğim işi

yapmaktan, sevdiğim insanlarla olmaktan mutluyum!..:)

.....

En kötü anlarımda arkamdan konuşan fesat akrabalara,

destek yerine köstek olanlara,

'yapamaz' diyerek demoralize edenlere,

hep olumsuzlukları önüme sürenlere,

'kır dizini ananın babanın yanında öğretmenlik yap' diyenlere,

hatta

'bul zengin bir koca, otur ne uğraşıyorsun' diyenlere,

ikiyüzlü, kıskanan ama bana dost gözüken bazı arkadaşlarıma,

niteliklerimi küçümseyen, aşağılayan

bana inanmayan ve beni üzmeye çalışanlara,

eleştirenlere,

engelleyenlere,

sorun yaratanlara,

iyi günde olup, kötü günde yok olanlara...

....

Teşekkürler!..:)

İnatla doğru bildiğim yolda ilerlememi sağladınız..

İnancımı taze tuttunuz..

Azmimi perçinlediniz..

Bugün burdaysam,

dimdik ayakta gururla olmak istediğim yerde

azimle çalışıyorsam,

sayenizde oldu!..

Teşekkürler!..

.......

......

Olur mu şimdi gerçek kahramanlara teşekkür etmemek..

Güzel insanlar da tanıdım..

İnsanın halinden anlayan..

Güzel dostlar da biriktirdim tabii!..

...

Herşeyden önce

Varlık sebebim

Koruyucu meleğim Babama,

Fedakar Anneme,

Gerçek dostlarıma,


Yıllardır herzaman en kötü anımda bile yanımda olan,

bana inanan, gerçek dost Evren' e..

Gözlerinde ve yüreğindeki ışıltıyla

hep enerji ve moral deposu Yana'ma :)

Ve

Onu tanıdığıma her gün şükrettiğim,

varlığına varlığım kadar inandığım Meleğim' e..

Sonsuz Teşekkürler!..
                                                                                                      



İyi ki varsınız!...


                            














reading..

Diyor ya yazar kızlar eskiden şairlerin ismini ezberlerdi şimdi futbolcuların diye...
iste o vakitler erkekler sairdi şimdi cahil...

11 Ağustos 2012 Cumartesi

karalamaca..

Günlerden cumartesi..

Mübarek aksam da yine çalışmakla gecti..

Hiç sevap point kazanamadık..:)

bu dunyayı gecsek ahirette de level şansımız yok ! :p

Güzel bir gün!..

Güneş yakıyor..

Rüzgar bugün güzel esiyor..

(ama insan kokularını da taşıyınca sıkıntı oluyor biraz..:P )

Martılar , isil isil deniz, dalga sesi..

insanlara ve olup biten herşeye sırtımı dönüp bunlara bakmak istiyorum yalnızca...

.........

.........

Ve tabi ki kitap..

....

Güzel bir Cumartesi günü kahvaltısı..

domatesli sos, patates kızartması ,

kasarli omlet..daha neler neler...

Sabah kuş sesleriyle uyanmaktı isteğim..

ama bu kuş karga degildi!..:)

- iç ses-Bu evrenin algı sorunu varken olumlu beklentilerin olsa ne farkeder..:p

...

Müziği açtım..

enerjik..güzel..

kendine getiriyor insanı..

Adele ablanın kendinde olmayan enerjinin

şarkılarında olması garip ama sabah sabah iyi oldu galiba..rumor has it.....

Gazetelere baktım şöyle bir..

memleket bitmiş okey dönüyor..

Asabiyet yaratmasın şimdi,

kapatıp sustum..

sükut ikrardan gelir ama ben neyin ikrarındayım inanın bilmiyorum...

ülke gündemi ve benim gündemim cok farklı..

ne yazsam bilemedim..sonra perhiz lahana turşusu meselesi filan pişman iste...

....

Uzandım..

Bugünlerde uyku cok iyi geliyor..

hafta sonu bile vakit bulamamam ve yoğun olmamdan

sanırım..

Şöölee..İki yıldız arası göğe asılı hamak…Uyku, uyku…

 Zamansız ve mekansız, uyumak...Uyumak istiyorum...

Gercekten gün cok güzel ama  henüz bunun bir parçası degilim..

Hadi bakalım!..:)







karalamaca..

Erkegin kadina şizofren muamelesi yaptigi an,

aslinda kadinin en zeki ve kurnaz oldugu andir..

Günün sözü!..

Aşk,

Nefsine hakim olan yiğitlerin işidir!..


- Mevlana -

10 Ağustos 2012 Cuma

God sent

Hayatının öyle bir anında çıkar gelir ki;

kalbinin senin bile dokunamadığın noktalarına dokunur!..

9 Ağustos 2012 Perşembe

line space..

Dissalligi azaldikca insanin, icselligi artiyor;

dis dunyayla kurdugu baglar hafifledikce ya da sig 

oldugunu anladikca, ozle olan ilintisi saglamlasiyor!.. 

I understood that

Bazen onundeki seyleri net gorebilmek icin, 

onlardan iyice uzaklasmak gerekiyor!..

7 Ağustos 2012 Salı

lan..Lan.............LAN!

gereksiz yere pörtleyen, hayatınıza giren,enerjinizi alan, demoralize eden,

 ikiyüzlü,ucuz ve basit  insanlardan iğrendim artık!..

bi yokolun yaaa!....

cuk

''Dunyada hicbirsey, karsisindakini kandirdigini sanan bir budalanin

sevinci kadar komik degildir''

Haldun Taner!

karalamaca

Bahaneler  sarmis tatsizca dort bir yanimi

ama gercekler anit gibi dururlar onumde!..

6 Ağustos 2012 Pazartesi

what goes around will come around

"Kadın hiç gitmeyecekmis gibi sever;

ama yeri gelir hiç sevmemiş gibi gider."

-J. Christophe-

5 Ağustos 2012 Pazar

3 Ağustos 2012 Cuma

uyuyakalsam...

Gunun azimle basliyorsa,

Gunun sonunda makyajini bile cikartamayacak kadar yorgunsan,

Haftasonlari bile calisiyorsan,

ugruna emek harcadigin bir hedefin var demektir!..

p.s.

Bugun cok kostum, cok yoruldum, bir o kadar da eglendim
Derhal dinlenmeliyim :)
 yatak beni cagiriyor!..

ZzzzZzzzz......

2 Ağustos 2012 Perşembe

Günün sözü..

"Beni dışardan arkamdan konuşulanlara inanarak

yargılayanlara söyleyecek sözüm yok;

Zaten dışarıda kalmaları onlara yetiyor."

-M. Twain-

1 Ağustos 2012 Çarşamba

azıcık mola :)

Biraz soluklanmak istiyorum..


Fazlasıyla koşturmaca geçen bir hafta..


Artık kendime ait kısımda huzurlu tenhaları istiyorum..


İşimle ilgili mutluyum..


Bu zamana kadar istediğim herşey olmakta..


istediğim de buydu..


Şikayet etmiyorum o yüzden..


Düğün ve kokteyl organizasyonlarına yoğunlaşmış durumdayım


Her ne kadar bu yorgunluğa ve koşturmacaya rağmen


sınırlarımı zorlayan durumlar olsa da


kendime inanmış vaziyette ilerliyorum..


Haftasonları çok zor da olsa ayarlayıp bi yerlere gitmek


-ki lüx oldu benim için bu ara zamansızlıktan ama-


en güzel keyif bu ara..


Bir party organizasyonu ile ilgili görüşmeye


kemerburgaza giderken farkettim ki,


istanbul'un gayet sakin, doğayla başbaşa huzurlu yerleşim yerleri


az da olsa var..


Beykoz,kanlıca,çengelköy,şile,polenezköy derken


Kemerburgazı beğendim..


İstanbulun dibinde cennet ama biz illa ki egzos kokusu çekicez ?!


Orman havası ile hem de sakinliği ile aslında doğanın anakentle buluştuğu


benim gibi bu kaosun içinde aslında huzurlu sakin yerleri arayanlar için


sanırım ideal hatta vazgeçilmez bir yer..


Şahsen bedava verseler ulus,levent vs. yüksek,ruhsuz,

soğuk beton plazalar ya da lüx daireler

yerine bahçeli müstakil bu evleri tercih ederim!..


Aslında daha da güzeli-idealim-;

-ki yakın zamanda gerçekleştirmek istediğim-

doğrudan ege' de özellikle datça da bir yer de olmak ve

üstadın dediği gibi ölmeden cenneti yaşamak..

....

....


Düşündüğünden daha fazlasısın


Hiçbirşey zor değil..


Misal..



....
....


buyuran;


ege aşığı amatör bir kalem :)