30 Mayıs 2012 Çarşamba

karalamaca..

Huzur denilen o şeyin her santimine ihtiyacım var bu aralar.

Bana biraz bahar gerekiyor..

Çok üşüdüm.

29 Mayıs 2012 Salı

Günün sözü..

Sesini değil, manayı yükselt!..

yeraltından notlar

'' Niçin iyilik üstüne, güzel yüce şeyler üstüne anlayışım derinleştikçe, 


hasetlik, kötülükle, çirkinliklerle daha çok karşılaşıyorum,


neredeyse boğulmama ramak kalıyor?”

karalamaca...

Bugün anladım ki,


bir insan diğer bir insana


bazan hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş


Gene bugün daha bir anladım ki,


onu kaybettikten sonra,


ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim..♥

26 Mayıs 2012 Cumartesi

İş yeri insanın ruhunu alır ?!..

Üniversite yıllarımdan bu yana tecrübem

ve çevrem hep organizasyon yönünde

 ilerlememe sebep oldu

ve yıllardır kendi işimi kurmayı

çok istiyordum..

Sevdiğim işi yapmayı..

Sonunda gerçekleşti isteğim.

Ancak dışardan göründüğü gibi değil

diyenleri anladım..

İşin en önemsiz kısmından en mühim noktasına kadar

zamanında öğrenci iken bile part-time çalışmış olmam,

yıllardır organizasyon işlerinde bulunmuş olmam

 avantaj olarak yansımakta bana şu an

Ancak anladım ki,

Birinin patron olabilmesi, şirket yönetebilmesi,

insanlara koç,lider,yönetici vs olabilmesi için

önce işinin hizmetçiliğini yapmış olması,

o işi sevmesi gerekli..

İşin hizmetçiliği kısmı  eleman olarak yetişmesi,yani

onları da anlayabilmesi,onlar gibi düşünebilmesi gerektiği,

eleman gibi hissedebilmesidir..

Paranın herşeyi satın alabilceğini yada çözüm olacağını sanıyorsanız

kesinlikle aldanıyorsunuz..

Para mı, Çevremi derseniz; Çevre derim

Paranın çözemeyeceği yerler var ve

Network ne kadar geniş ve etkili ise

o kadar daha kolay çözebiliyorsunuz

ulaşabiliyorsunuz gereksinim duyduğunuz şeye

En basit örnek işinizde yeterli düzgün eleman buluamıyorsunuz

''Aman canım eleman mı salla dolu,

yerine yenisini bulurum,kovarım etrafta işsiz çok'

diyenler çoktur eminim ama

nitelikli düzgün kaliteli eleman bulmak

gerçekten çok zor..

Günümüzde artık elemanlarda

 'ne iş olsa yaparım abi' modunda dolaştıklarından,

 patronlarda elemana köle muamelesi yapmayı

 sanki kendilerine hak biliyorlar..

Patron demek ay sonunda iyi para verip

'Ben ne dersem onu yapmalısın' modunda dolaşmak değildir.

Çalışana fazla para verip onu ezmek,

işlerin yolunda gitmesini beklemek,

verim beklemek

yöneticilik değil malesef..

Elemanlara verdiği para karşılığında

 insanların hayatlarını satın aldığını sanan tipler

kendilerini patron sanmaktalar..

Tabii bu arada iyi bir eleman olmakta para karşılığında,

patron ne derse onu yapmak asla olmamalıdır bana göre..

İşin niteliğini yerinde zamanında yapmaktır..

12 yıllık iş hayatımda birçok işadamı, yönetici

 gözlemleme yada tanıma fırsatım oldu

hatta tecrübe etme durumumda olmadı değil bu tarz yöneticileri..

Hemen hemen yarıdan fazlası parayı amaç olarak gören,

ömürlerinin yarısını ailesinden/sevdiklerinden uzakta

masa başında geçirip,onu bunu satın almaya çalışıp,

satın alamadıklarını etkisiz hale getirip,

gecenin bir vaktine kadar takım arkadaşlarıyla çalışmaya çalışan,

etrafında metaya endeksli örülü

duvarlarıyla paranın esiri olaya hevesli kişilerdir..

Zaten asosyal olduklarından bu durumdan,

kendileri gibi bir okadar benzer üstlerine

kendilerini daha da göstermek için uğraşan,

verilen statünün sözde (?!) imajıyla mutlu kişiliklerdir

Etrafındaki takım arkadaşları da eğer işyeri ruhunu almışsa- ki büyük ihtimal-

zaten böyle bir yönetici ile çalışmaktan sosyalleşememiş olduğundan ve

paranın amaç olduğu konusunda hemfikir olduklarından

onlarda pastadan kendilerine düşen en büyük dilimi kapmak için

ağızları bir karış açık, ona yaranabilmek için,

gerekirse çalışma arkadaşlarının, onun bunun kuyusunu kazıp,

hatta kendi içinde gruplaşıp, hiç aksatmadan yalakalık yapıp

en iyi, en güvenilir(?!) eleman olmak için yarışırlar..

Ben bu evreleri bizzat gözlemlemiş ve tecrübe etmiş biri olarak

tek başıma yapmadığım,elemana hatta toplu gruplar halinde çalışmaya

fazlasıyla ihtiyacı olan biri olarak piyasada eleman bulmak ta kolay olmadığından

kendi kadromu oluşturmaya ve aynı zamanda korumaya bakıyorum..

Bunu yaparken sadece iş sonrası 'al bu senin sus payın,al paranı otur aşağıya'

demektense,benimle birlikte severek çalışmaları için, hatta işini benim sevdiğimden

daha çok sevmesi için imkanlar sunmaya çalışıyorum..

Çünkü elemanıma güvenmeyi tercih ediyorum..

Sorumluluk bilincinde işleri eksiksiz yerine getirmek için yönlendiriyorum

Sorunlara ve yapılması gerekenlere dahil oluyorum

Ancak kesinlikle daha mantıklı ve makul çalışma sisteminden yanayım..

İşe giriş çıkış saatlerimiz geç olduğundan servis sağlayıp,günlük sigortalarını

yaptıgımı,taksi paralarına kadar verdiğimi gören bir arkadaşım bir gün dönüp

bir event sonrası 'senden patron olmaz canım' dese de :P

aslında biliyorum ki insanlar koyun gibi güdülmeyi istemiyor

 ve yaptığı işi sevmek istiyor,işine huzurlu gitmek istiyor

ve sanılanın aksine sayıları da çok fazla..

hatta'' serbestlik ile işler yürümez ''diyip kızanlar oldu ilk başta

''eğer güven ve insiyatif olgularını elemana aşılarsanız emin olun

yaptığı işe sizden daha fazla sahip çıkar'' derdi Carlo Bernardini..

kendisiyle partner olarak bir eventte çalışma imkanımız oldu ve

nacizane tavsiyelerini benimle paylaşırken sorduğum soru üzerine böyle

demişti..

kendisinin ne kadar titiz ve disiplinli çalışıp

ama aynı zamanda elemanları nasıl motive ettiğini

nasıl sempatik yaklaştığını,öğretici olduğunu gördüğümde

her şirketin kendi  içindeki kültürü ile yaşayıp büyüdüğünü

ve bu kültürün o firmaya firma sahibi tarafından aşılandığını anladım..

Tüm mesele sabit düşünmemek..

öğrenmeye açık olmak

karşılaştığımız durumlarda bile kendimize göre sabit düşüncemiz

ve onu değiştiremiyor olmamız.

İğneyi önce kendine sonra başkasına misali…


P.S.      Daha çok yolum var,
          
        ilerliyorum :)

              Sevgiler!..



















25 Mayıs 2012 Cuma

mmhh...

Sevildiğini bilmek insana güç veriyor!..

By my dear dad!..

Gönül insanı, bin kere kırılsa üzülse de asla kötülük düşünmez..


bin defa rencide edilse de kimseyi kırmaz..


herkesi herşeyi yaratılışıyla kucaklamak hem bir seviye, hem erdemdir


gerçek insan; yollarına iyi niyet taşları döşer,


 kin,nefret,öfke gibi duygularını kontrol altına alabilendir!..




Ah baba ahh..  Sildim kirleri elimden yüzümden,kalbimdeki siyahlıkları attım da


özlemek çok fena..seni anlamak daha da!..

!!!

Bilirken susmak, bilmezken söylemek kadar kötüdür diyen Platon'a

maalesef bize dokunmayan yılan bin yaşasın diyerek cevap verdik!..

dipnot :

Şu egosu boyundan büyük insanlar
azalarak bitsin istiyorum,parası neyse verelim ya :P


Bam teli

Seni üzene bir yere kadar katlanacaksın..


Sonra onu katlayacaksın,mektubun arasına koyup postalayacaksın


 Usul budur,herkes hakkını böyle bulur :P

24 Mayıs 2012 Perşembe

?!..

‎''Hiç küçük bir tercihin tüm hayatını nasıl değiştirebileceğini düşündün mü?"

Günün sözü

Hayatta size yapılanlara en büyük cevap : sükunet..kayıtsızlık mışşş..

Bir kez daha anladım!..

23 Mayıs 2012 Çarşamba

terapi

Canım yandı

Kırıldım

kuyumu kazdı/lar

yanıldım

içim artık acımıyor

değmezmiş

bunun tek sebebi psikolojik mesafemi korumamakmis.

Koruyamadim!

That's right!..

Bir kadına hayatı boyunca ihanet etmeyecek tek erkek babasıdır!..

if only

Zamanı geri alıp bazı insanların ilk selamını geri çevirmek istiyorum...

karalamaca..

''Biri sürekli canınızı yakmaya çalışıyorsa, o'nu unutmanızdan korkuyordur''

by my psychologist!

P.S.

Google önyüz gene harika..yaratıcı :))


Robert Moog elektronik müziğin kurucusu, anısına cok güzel şeyler


yapmışlar,etkileyici tasarım gene süper de


benim kayıt biraz korku filmi müziği gibi oldu :P


 p.s :   elektronik müzikte çığır açmak isteyenler buyursun :)

www.google.com

22 Mayıs 2012 Salı

karalamaca... Galata Keyfi!..

yoğun haftayı üzerinden atmanın yolu

sanırım deniz ve güzel insanlar..                                                                                                               

yanında oldugunu bildiğiniz insanlarla

zaman geçirmek keyifli..                                                          

işlerin bitimiyle haftasonu

görüşemedigim arkadaşlarımla görüşebildim.

Şöle bi galata havası alalım dedik.

Galata!yı çok

seviyorum !..                                                                    

çok dinlendirici bir enerjisi var.

Öğrencilikten bu yana ne zaman

istanbul manzarasına karşı dinlenmek

kafamı boşaltmak istesem

Galata da buluyorum kendimi..

Galata kulesinde başlayan keyifli günümüz

mısır çarşısı, eminönü

derken                                                   

Karaköy Güllüoğlu'nda tatlı tatlı sonlandı..


Sizde sıkıldıysanız kosturmacadan.

Galataya gidip kafa dinlemek iyi gelicektir:)



21 Mayıs 2012 Pazartesi

Günün Sözü..

Derin deniz taş atmakla bulanmaz.Taşı atanın eli yorulduğu gibi atılan taşlar da kaybolur gider...

P.S.

Yoğunluk arası Onunla birlikte olduktan  sonra
 işlere yüreğinde huzur,yüzünde gülümsemeyle dönmenin keyfi bambaşka :)

20 Mayıs 2012 Pazar

karalamaca...

Hayat geriye doğru anlaşılır, ileriye doğru yaşanır!..

karalamaca...

Kendini olduğundan başka göstermeye calisan kişi mutlu olamaz.

Bazı seyler zaman alıyor....İyi geceler!...

19 Mayıs 2012 Cumartesi

karalamaca..

Yanlış düşünebilirsin, yanlış anlayabilirsin, yanlış yapabilirsin

 ama asla yanlış hissedemezsin!!!

 Yanılmıyorum biliyorum!..

Günün sözü..

Beni kötü biri olarak hatırlamanızın hiçbir sakıncası yok..


Çünkü bana en çok iyi biri olduğumda zarar verdiniz!..

19 Mayıs 1919

 

Bu aralar çok mim aldık birikti ama bir gün vakit bulup yazacağım.
Çok geyik attık bu yazıda biraz ciddi bir konudan bahsedeyim istedim şimdiden affınıza sığınıyorum.
 Gençlik ve Spor Bayramımız 19 Mayıs
Bir sürü tartışma var kutlanacaktı kutlanmayacaktı stattaydı değildi…
Denir ki İstanbul’un Kurtuluş mücadelesinde pek rolü yoktur.
Doğrudur çünkü İşgal altında ve çok sıkı denetlenmektedir fakat bu İstanbul’da hiç mücadele olmadığı anlamına gelmez.
Örneğin İstanbul’da Anadolu hükümetine bağlı olarak faaliyet gösteren ilk gizli Milli Mücadele örgütü Mustafa Kemal Paşa’nın emri ile kurmay Yüzbaşı Neşet Bey tarafından kurulan “Hamza Grubu”dur.
Hamza Grubunun özelliği Anadolu Hükümeti’nin İstanbul’da kurduğu resmi gizli örgüttür.
Amaç Anadolu’ya personel, silah ve başka ihtiyaç maddesi kaçırmaktır.
Başlangıçta başarılı olmayan bu grup askeri imalat fabrikalarının subay ve memurlarından oluşan Milli Mücadeleci bir diğer gizli örgüt olan,
“İmalatı Harbiye Grubu” ile birleşince işin rengi değişir.
Bir elin nesi var iki elin sesi var atasözü gerçek olur.
Birleşmeden sonra hızlı bir şekilde Anadolu’ya malzeme gönderme faaliyetine girişilmiş,
 ilk motor kaçakçılığı 5 Aralık 1920’de ilk vapur kaçakçılığı da 10 Mayıs 1921’de gerçekleştirilmiştir.
Hamza grubu çeşitli sebeplerle deşifre olduğundan bir süre sonra “Mücahit”, daha sonra “Muharip” ve en son olarak “Felah” adını almış, Kurtuluş Savaşı sonuna kadar bu ad kullanılmıştır.


Başka bir milli mücadele teşkilatı da Teşkilatı Mahsusa’nın son başkanı Hüsamettin Ertürk ve Fevzi Çakmak Paşa tarafından kurulan Müdafaa-i Milliye adlı askerî teşkilattır. 
Teşkilat, adının baş harflerinin Osmanlıca okunuşundan dolayı“Mim Mim” diye anılıyordu. Mim Mim, Anadoluya silah, mühimmat ve subay kaçırdı, düşman karargâhlarından elde ettiği bilgi ve belgeleri Ankara’ya aktardı.
Neler yaşadı bu koca Estambul dostlar! 


Şimdi hepimiz sıcak evlerde, karnımız tok sırtımız pek internet âleminin dalgalarında sörf yapıyoruz. Umarım bir daha Kurtuluş Mücadelesi vermek zorunda kalmayız.


Fotoğrafta ordumuz İstanbul’a yeniden girerken görülüyor ve benim boğazıma bir şey düğümleniyor arkadaş!

....ɯızɐl ʞɐɯʞɐq ılʞɹɐɟ ɐʇɐʎɐɥ uǝzɐq

İnsanoğlu hep herşey iyi güzel gitsin ister,

iyi ve güzeli hiçbirşey bozmasın..

Aksilikler geldi mi üst üstte gelir denir ya..

Sanırım öyle bir gündü dün..

Sabah kalktım

Önce emirganda kahvaltı,

ardından önemli bir kokteyl hazırlığına sabah saatlerinde

girişmek üzere mekana gitme planımız vardı

Bürokrasiden kişiler ve işadamları katılacak..

Bazen sabah kalkarken bile içinizde sıkıntı olur ya..

İşte aynen ölee..huzursuzum..

Sabah 8 gibi tam hazırlanıp çıkmak üzere iken

Programın  bir saat daha erkene alındığını öğrendim

Asla plan yapamayan ben, hiç yapmamam gerektiğini anladım..

Saatler öncesinden ordayız..

Bakan korumaları, malzemeleri ve personeli dahil

 herşeyi didik didik etmek üzere saatler öncesinden tetikte..

Önce hazırladığım menü,set-up ve süsleme ile ilgili dosyayı

kokteyl yerine gelince farkettim ki evde unutmuşum..

Anında geri dönüş taksiyle evden alıp geldiğimde

personelin giydiği o geceye özgü forma ve önlükler hazır değil

Nasıl yani ?!..

terzi yetiştirememiş..

Bir felaket telefon trafiği..

Koşturmaca..

Son 2 saat kala yetiştirip herşey sorunsuz iken

alana dekorasyon yapan firma elemanlarının birinin

mekanın bahçesinde bir kaza sonucu yaralanması cabası oldu :((

Neyse ki acil müdahale edildi ve kötü birşey yok şükür ama lanetli gibiydi gün..

Ardından hazırlıklar başladı

saatlerce masa örtüleri,sandalyelere stretch giydirme,fiyonk süsleme,

peçeteler,set-up lar,süslemeler derken tüm masalar hazırdı....ki şaka mı ?!

yağmur başladı :(

saatlerce süren hazırlıktan sonra yağmura yakalanmak felaket oldu :((

koşturmaca halde malzemeler toplanırken kokteyl iptal sanırım diye düşünüyordum ki

programın iptal olmadığını, kapalı mekanda mutlaka olacağının belirtilmesiyle

içeride jet hızıyla malzemelerin yeniden kapalı mekanda hazırlanmasına dair

telaş başladı ki kokteylin başlamasına tam bir saat kadar bir zaman var..

Zamanla bu kadar yarıştığım başka bir gün yoktu sanırım hayatımda..

İşleri bitirdikten sonra mola verdik..

Ahçımızın yaptığı leziz yemeklerden aldık

Ben resmen saldırdım :) Herşeyin bitmesiyle ben de bitmiştim çünkü..:(

Akşam kokteyl bittikten sonra yağış ve trafik sayesinde yorgunluğum

ikiye katlandı resmen..

Eve geldim...

Huzur mabedim..

Şükür..

Bir kahve yaptım..

Tüm olanlara rağmen herşeyi eksiksiz tamamlamanın keyfiyle

ayaklarımı uzatıp kahvemi yudumladım!..

Film izledim..

Gerilim filmiydi..

İlk kez izledim..pek sevdiğim bir tür değil..

Her ne kadar fazla gerilmesem de iyiydi..

Yaşadığım günden kaynaklı sanırım :P


........

........

Zor olsa da hepimizin enerjimizi olumlu yönde kullanmaya

alıştırmamız gerekiyor sanırım..

Hepimize sağlıklı, aksiliklerin hayatımızı etkilemediği günler diliyorum..

























17 Mayıs 2012 Perşembe

coffee-break :)



Ben hep gitmişimdir....Kiminin hoşuna... kiminin zoruna...

Hadi bakalım biraz dinlenelimmm!...



kahve  molası :)           


                                                                                                                                                                                 

:)

Güneşe dokundum ve acımadı. Naberrr??



özü sözü topu budur!..

Çok sahteler gördük!..

Çok sevenler!..

Yüze gülenler!..

Kin tutanlar!..

Kıskananlar!..

Çekemeyenler!..

Arkadan konuşanlar!..

Sonunda herkesi eledik...

Bi Biz kaldık!..



16 Mayıs 2012 Çarşamba

karalamaca!..


Şükretmek hayatımın bir parçası oldu bana güç veren herşeyi seviyorum!..

Karalamaca..

Objektif bakış açısı olan,

gerçek kapasitesini keşfetmiş,

sadece yemek,içmek,yatmak,çoğalmak için

burada olmadığını bilen,

hayatı bir gelişim yeri olarak gören,

paylaşmayı seven dolayısıyla kendini -meli, -malılarla

sınırlamayan, yaratıcı, insana birşeyler katan,

her bir adımını gelişim ve paylaşım için atan,

hayatı sadece bir kare olarak değerlendirmeden

farklı yönlerden geniş açıdan bakabilen,

kendi yüceliğini keşfetmiş

' çok yönlü ' insanları seviyorum!..


ki yeni bir event için bulunduğum yerde

böyle biri ile sohbet ediyorum şu an :)




Ne mutlu bana!..


Tilki kürkçü hikayesi

Kürkçü mü olmak zordur; her gittiğinde geri dönecek olan tilkiyi bekleyen.

tilki mi olmak zordur; her gidişinde aynı yere dönecek olan.

Kürkçü mü daha karaktersizdir; her gelişinde tilkiyi affeden?

yoksa tilki midir karaktersiz olan; her gidişin sonunda aynı adrese döneceğini bile bile giden?
 
Bilinmez...

Ama bilmediği birşey vardır tilki kardeşin:

geri geldiği dükkanın sahibinin artık kürkün içindekiyle değil de

kürkün ederiyle daha çok alakalı olduğunu anladığında büyük hayal kırıklığına uğrayacaktır!..

ZZZzzzz...

Susmak cümlenin istirahat halidir.
İstirahat bitince çıkan cümle dinç olur.
Çok konuşup cümleyi yorma, yoksa cümle alem yorulur!.

Nedense?!..

Sevenin  kıymeti kaybedince anlaşılır!..

15 Mayıs 2012 Salı

İlan :P

Taşınma kararım doğrultusunda
Tek bir valiz+lap top malumunuz yolculuk etmenin
daha kolay olduğuna ve
yeni ev kuracağım yerde yeni eşyalar almanın
taşımaktan daha kolay olacağına karar vermiş bulunmaktayım.

Bunun sonucu olarak da oda mı bir elden geçirip varımı yoğumu
satmak fikrinde yoğunlaştım.
kısa bir süre önce zaten teyzeminde zorlamalarıyla
bir temizlikte eşyalarımın yarısını çeşitli
ihtiyacı olan kişilere dağıtmıştım.
Öğrencilikten beri tv,çamasır makinası,elektrik süpürgesi vs derken
herşeyden 2 tane olan evde kullanılmayan eşyaların
konduğu yer bile depo olmaktan çıktı
Kendime sadece hoşuma giden ve/veya anısı
olan eşyalarımı saklamıştım.
ama artık onları da ne kadar önem versem de kullanmadığımı
fark ettim.

Dolayısıyla
Giysi+Takı+Ayakkabı+Çanta+Ev eşyası+Elektronik

tümünden oluşan satış linklerini yakında burada yayınlamaya başlıyorum.

boyum 1.76 kilom 52 ayakkabı numaram 39-40-41 ayakkabısına
göre değişiyor zaten linklerde de belirteceğim.

Kıyafetlerde Small-Medium veya 36/38 arası değişecek

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Günün sözü

Doğru söz etkili olabilir ama hiçbir söz, vakitli bir suskunluk kadar etkili olmaz!..

cukk!..


♥ Bir gün öyle biri çıkar karşınıza ve diğerlerinin neden olmadığını anlarsınız!..♥

issyeeaannn!...

Herşeye burnunu sokan insan tipi azalarak bitin,bir tükenin yaaa...

Benim hayatım, benim seçimlerim, benim hatalarım, benim sorunlarım, benim yalnızlığım;

yani özetle: Sizi ilgilendirmez!..

Kişisel hatalarım,seçimlerim,geleneksel doğrularınızdan daha değerlidir!..

Nokta!..

13 Mayıs 2012 Pazar

Fanatizm!..


 Kupa galatasarayın oldu


Ama bir galatasaraylı olarak sevinemedim bile


dünkü olaylardan sonra..


Bu nasıl bir rezilliktir!..


Gereksiz yere biber gazı sıkarak


sahanın içini savaş alanına çeviren                                   


polis ve görevlileri kınıyorum!..:((

                                     
Taraftarı tartaklayan terörist muamelesi yapan

görüntülerden sonra

o kadar emek ve para harcayıp                                          
                   
kalkıp maç izlemeye gideceksin,                                                          

karşılığı bu mu olmalı? diyorsun                                            

Ama taşkınlık yapanlara da kızıyorum!..

Bezin istasyonu yakma da nedir yahu?

var mı böyle birşey?

etraftaki evlere sıçrasa patlama olsa vs.

insanlar ölse neler olur felaket bir

durum!..                                          

Biz ne zaman sinema izler gibi maç izleyeceğiz,

alıp biletimizi tiyatroya gelir gibi maça 20 dk kala

gelip eşimizle çocuğumzla vs güvenle koltuğumuza oturup

zevkle müsabakaları seyredeceğiz??

Fanatizm kötüdür. Bir kişilik bozukluğudur,

içinde saldırganlık barındırır, ayrımcıdır.                                            

Eğlenmek için izlesenize şu maçları, bu ne şiddet!

Dün işallah olaysız bir gün olur dedim ama

tahmin ettiğimiz tüm olaylar oldu                                         

İstanbulu özellikle kadıköyü

savaş alanına çevirdiler

Beden kültürü diye birşey oturmadı yok malesef türkiyede

Karşı tarafı tebrik edebilmek, kutlamak bir erdemdir

Profesyonellik budur!..                                                         

Gece 12 ye kadar bir kupa töreni yapılamadı


ve çıkan olaylar

dudak uçuklatıcı..

Bugün galatasaray, yarın fener,trabzon,beşiktaş

farketmez..Yenebilir,yenilebilir,şampiyon olur,olamaz vs.

Taşkınlıklar ve şiddetle bağdaşan spor olamaz!..

Yazık...sadece yazık..

Her alanda söylediğimiz şey futbolda da geçerli bence..

Daha kırk fırın ekmek yememiz lazım, belli!..





12 Mayıs 2012 Cumartesi

Futbol ve Beden kültürü

Bu gün günlerden

sabaha kadar beynimizin içine edicek kornalar

ve lölölö diye böğüren taraftar sesleri günü..

Şimdi '' aman canım futbol ve kadın,

hahh, ne anlar ki zaten ''

dediğinizi duyar gibiyim ama ilgilenmediğimden

 ya da sevmediğimden söylemiyorum bunu..

Tam da tersi küçüklüğümden beri basketbol oynadığım

sporla ilgilendiğim ve futbolu takip edip, sevdiğim için

söyleyebiliyorum

Dünyada ve ülkemizde en çok seyredilen ve en popüler olan

spor dallarından biri futbol evet..fakat güzelliklerinden çok

son dönemde şiddet ve şiddete yönelik hareketleriyle yer almakta ve

işin boyutu zevkle izlenen moral bulunan ya da günlük stresin atıldığı

bir sosyallik aracından çıkıp ayrımcılığa, hakaret,küfür etmeye

insanlar arası çatışmaya ve kutuplaşmaya doğru gitmekte..

Beden kültürü ve spor boyutunda bakılmamakta artık malesef..

Sporun temel mantığı ve kurallarının hiçe sayıldığı bir ortam haline geldi..

Ki spor evrensel kültürün bir parçası,

 dünyada dili,ırkı,dini farklı insanları birleştiren

bir vasıtadır aslında..

Fiziksel faydalarının yanı sıra ruh sağlığını da olumlu etkileyen

sosyal ve moral kazançlar sağlamak için takip edilen bir etkinliktir

Ama araştırmalar bile sosyal medya,abartılan spor müsabakaları

ve tutumlar yüzünden şiddete yönelimin arttığını göstermekte.

Herşeyden önce sporu seven ve

Beden kültürüne önem veren biri olarak

güç ve iktidar söyleminin ön plana alınıp

diğer herşeyin yok sayıldığı

tüm söylem ve tutumları kınıyorum

üstün gelme ve galibiyet üzerinden

herşeyin makbul sayıldığı bir zihniyet

bir bakışı olamaz..olmamalı..

Kısır döngü halinde çünkü..

Maçtan sonra bol küfürlü hakaretli tweet ler yada faeten mesajlar

okuyacağız,bol bol birbirlerinin aşağılandığı videolar yüklenecek,

basın abarttıkça abartacak,birileri çıkıp maçtan sonra silah sıkacak,

birbirlerini bıçaklayacak,taşkınlık yapacak yada..

yarın hiçbirşey olmamış gibi normal hayatımıza geri döneceğiz..

Kaldığımız yerden yine bildiğimizi okuyacağız..

........

........

Umarım güzel bir maç olur

Zevkle 'futbol' izleriz

ve

Ertesi gün anneler günü..

Hiçbir anne günü gözü yaşlı kutlamasın!..









11 Mayıs 2012 Cuma

Günün Sözü..


Nefsini sabretmeye alıştırabildiysen ona zaferlerini müjdele..

Karalamaca...

Yorgunum..Yok olmaz böyle..

aynı eventte daha üçüncü gün ve ben bitik durumdayım..

Yoğun koşturmaca iş güç derken eventler sonrası yüksekten düşmüşe benziyorum..

Sürekli bir yerden bir yere koşturuyorum..

Eee artık biraz mola!..

Geçen hafta çok yoruldum..

sürekli koşturmaca halinde geçti..

Az uyudum..

Zihin yorgunluğu cabası..

Üstüne bir de haftasonu çalışmak zorunda kalınca

ne birşey düşünecek ne yazacak halim kaldı..

Vitaminler ve ginseng sayesinde ayaktayım sanırım..

Neyse yoğunluk bir nebze azaldı da tekrar merhaba deme

fırsatı buldum..

Yoğunluk ve yorgunluk kitap, gazete v.s. okumamı engelledi bu ara..

Oysa normalde gündelik tempomda aynı anda üç kitap okumaya alışığım.

Aslında bu alışkanlığımı yine devam ettirdim ama verim azaldı işte!..

Bu aralar işe gelip giderken şöyle bir gündemi takip edip

haberleri okuyabiliyorum,

kendime ait kısımlarda tenhaları seçiyorum

doğa ve deniz vazgeçilmezim..

Bana huzur veriyor resmen..

E ee artık biraz mola!..

Acıktım..:)

Öğle yemeği için attım kendimi gene bir mekana..

Şöölee bol soslu yoğunluğa inat güzel bir makarna ziyafeti çekeyim

dedim..

Bir de limonata istedim yanına..

Nane dolu bişiy geldi..özel limonata dediler ama :P

Neyse tadalım bakalım :)

bölük pörçük bir yazı ama sohbet havasında oldu biliyorum

aman napiyim günlük tutmuyor muyuz neticede?

Bir süreliğine yokum..

soluklanmak uzaklaşmak istiyorum..

kafa dinleme ve mola verme vakti..



Keyifle kalın millet!..



Yorgun savaşçı :))












9 Mayıs 2012 Çarşamba

Günün sözü..

Bilgi cesaret verir,cehalet ise küstahlık...

yoğunluk arası karalamacalar..

                                                                                                 
Sadece bir mail ile başladı herşey..

Ortak bir tanıdık tavsiyesi ile

Carlo Bernardini ile tanıştım..

Önce bir tanıdık sayesinde müdürüne

mail attım..

Sonra görüşmeye gittim..

Görüşme çok verimli ve etkili geçti..

Carlo Bernardini nin enerjisi büyüledi..

Muhteşem bir İtalyan..

Kendisinin de orda olması büyük bir şanstı benim için..

Ve iş ortaklığımız başladı..

Sohbet keyifliydi..

Aile,iş yaşantısı tecrübeler derken

çok güzel bir sohbet sonrası

nacizane tavsiyelerini de iletti..

Kendisi aileden yiyecek içecek sektöründe..

Aile restaurant otel işinde olunca işin mutfağında büyüyorsunuz..

Hayatımda hem iş hayatında bu kadar başarılı

hem özel hayatında bu kadar sempatik enerjisi süper bir insan tanımadım..

İnanılmaz dikkatli, dakik, titiz ve sorumluluk sahibi biriyle çalışmak

size de çok şey katıyor..

''Bunlar varsa çekilmez olur o kişi yahu'' demeyin,

eğer kişiliği oturmuş,burnu kaf dağında olmayan, egosuz,rahat ise

ne kadar disiplinli olursa olsun çalışmak zevk veriyor size..

Onu tanıdıktan sonra iş ve özel hayat dengesini bu kadar iyi oturtan

biri olabiliyor demekki diye düşünüyorsunuz..

Kendisine verilen talep edilen yemekleri yapan catering firmaları

ya da yemek şirketlerinden çok farklı çalışmakta Carlo Bey,

İnanılmaz planlı,her aktiviteyi değerlendirip

kişiye özel detayları bile atlamayan

her eventi ayrı bir proje olarak gören titizlikle hazırlayan bir insan..

Masaları sandalyeleri giydirirken, ortam süslemesi yaparken,

set-up ya da örtüleri yerleştirirken bizleri bile yönlendirmesi,

çok yönlü bakış açısı etkileyici..

yemeğimi yapayım sunayım geceyim türden biri değil kesinlikle..

Nasıl başarılı olduğunun cevabı sanırım..

İtalyan konsolosluğunun kokteyl ve ardından yemeğine

hazırlıklar öncesinde tanıştık kendisiyle..

ve aldığı yemek davetlerinin organizasyon kısmını üstlenecek

bir organizasyon firmasına ihtiyacı

olduğunu belirtti ve beraber çalışmayı teklif etti..

Çok büyük bir şans ve referans oldu benim için..

Önce kendisiyle italyan konsolosluğunun kokteyl ve yemeğini hazırladık..

Hazırlıklar esnasında o yoğun tempoda herşeye yetişmesi,

enerjisi, dikkati,personeli motive etmesini gözlemlemek gerekiyor

Masaların arasından geçerken bile yamuk duran bir çatalı farkedip düzeltmesi,

çok yoğun ve stres altında iken enerjik bir şekilde çalışabilmesi..

o koşuşturmasına tanıklık ettikten sonra

anladım ki çok yönlü insanları seviyorum

ve başarının sırrı da bu!..

Şimdi ingiltere konsolosluğunun kokteyl ve yemeğinin

hazırlıklarını tamamlamaya çalışıyoruz..

Ve umarım hep bu şekilde  güzel aktivitelerde beraber çalışma imkanımız devam eder..


Hayat bazen  bir göz kırpmasıdır..

kapatıp açarsın bambaşka yerlerde bulursun kendini..

Bilinmez..


P.S.   Bugün çok yoruldum.. bir o kadar da eğlendim.

 Nihayet bitmek üzeree... derhal kahve içmeliyim..:p

 İyi günler!..













7 Mayıs 2012 Pazartesi

Günün şarkısı

Kafanada takma meczup yoluna bakarlar,hiç oralı olma meczup senide yakarlar !...



Günün anekdotu..


pek duygusalmis gibi görünüp,ici haset dolu...

kendini kemiren,kemirdikce cirkinlesen ama cok tatliymis gibi gorunmeye calisanlarin isi zor..


Zihin fukara olunca Fikir ukalâ olur.. muşş!..


Bir kıskanç arkadaş daha eledik


Ne diyelim

Tanrım ıslah etsin !..


peace & love

İki günlükte olsa ailemle olmam müthiş huzur verdi bana..

Şükürler olsun ki annem iyi..

Baba ve anne duasıyla yola cıkmanın huzuru bambaşka..

Zaten babamın uğuruna hep inanırım

Babam gelip gittikten sonra işlerim daha da düzeldi..

Onun dualarına hep inanırım zaten..

yogun

İş çok, eleman yok :P

11 yıllık çevremin geridönüşlerini almaya basladım

tek başıma koşturmak yorucu sadece..

aynı anda farklı üç-beş yerde olmam gerekebiliyor

gün içerisinde yoğunluk fazlasıyla etkilemekte

ama bu günler için ugrastığım için şikayet etmiyorum

daha iyi olacağını da biliyor ve bunun için çalışıyorum

gayet mutluyum..

tatlı yorgunluk benim için..

beklediklerim var sadece..

hayatımın son iki yılı yeteri kadar üzüldüm ve acı çektim

üzecek yada moralimi bozacak herhangi birşeye yer yok hayatımda

geriye bakmayı yada üzülmeyi bıraktım

Sadece önüme bakıyorum

ileriye odaklanmış durumdayım..

Kulak asmamak gerek

Niteliklerinizi küçümseyip,

kendi mutsuzluklarıyla sizi ezmeye çalışanları..

Sonunda öğrendim..

Değmeyecek insanlar için üzülmemeyi..

Bana getirisi olmayanlara zaman ayırmamayı.

'Yapamazsın' lara kulak asmamayı..



Ohhhh bee rahatladım!..

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Canım Annem!...


 Hastane odasındayım..

Annem çok şükür daha iyi..

Tanrım çok şükür onu  bize bağışladı!..

O kadar çok korktum ki,

anlatamam..

Tanrım kimseye sevdiklerinin acısını göstermesin

hatta kaybetme korkusu bile yaşatmasın!..

Normalde  'babaya aşırı düşkün' kız evlat olarak

anladım ki,

annem aslında diğer yarımmış..

sanki hiç kopmayacak bir bağ,

hep yanımda olacak,

içimi ısıtacak ,

ve eşsiz sevgisini hep hissedeceğim

kocaman bir yürek..

Farkettim ki

Ona adanmış bir yazım yok

Öyle çok endişelendim ve korktum ki

hayatımda ilk kez annem için,

- yazı kanıttır somuttur bakidir-

duygularımı döküyorum yazıya..

Öyle bir ilişki bir bağ ki bu,

yıllar geçse de unutulmaz,

kalbin hep en özel yerindedir..

İlk koku, ilk kucak tır anne..

aradaki yaş ve nesil farkına her ne kadar arada

yenik düşseniz de,en çetin kavgaları onunla yapsanız da

kalbinizdeki yoğun sevginin önüne hiçbirşey geçemiyor

İki farklı nesil ama beraber atan iki yürek..

Ben çok şanslıyım...

Annesinin sevgisiyle büyüyebilcek kadar şanslı bir kız çocuğu

olduğum için..

O benim her zaman en yakın sırdaşım,dostum,arkadaşım oldu..

Çocukluğum mis gibi kurabiye börek kokan evde

kardeşimle oyunlar oynayarak geçti..

Okuldan eve geldiğimizde bizi sımsıcak karşılayan gülümsemesi..

Çocukluğumuzdan itibaren bize kattıkları,fedakarlıkları..

Nasıl unutabilirim ki..

O uyurken bu anılar film şeridi gibi gözlerimin önünden geçiyor

onu seyrediyor ve ağlıyorum..


:((

...

...


Henüz bir anne olmanın ne demek olduğunu

boyutlarını bilmiyorum

Henüz diyorum;

Çünkü vakti zamanı gelip

annemin de dediği gibi

doğduğu andan itibren

cicili bicili rengarenk giysilerle

süsleyeceğim,

kendimden çok onun mutlu olmasını dileyeceğim,

canımdan kanımdan bir parça olarak yetiştireceğim

bir kızım olursa,

aynen annemin dediği gibi,

çok sevecek ve kalbimin en özel yerinde koruyacağım..

Tanrıma şükürler olsun

Benim hala hayatta olan kusursuz bir annem var...

Her geçen gün daha iyi anlıyorum onun değerini..

Annem değil, ben değişiyorum. Yaşım ilerledikçe,

olgunlaşıyor ve anlıyorum

Bu sözleri annemin kendisine söyleyemiyorum ne yazık,

 oysa duygularımı kaleme almak ne kolay..

Annem,

Teşekkür ederim!..

Bizi büyütürken gösterdiğin sevgiye, sabıra ve onca çabaya..

özveri için..

Bebekken arkamızdan koşup,ergenken asabiyetimizi anlamana,

sevgi dolu ve bağışlayıcı olduğun için..

Her zaman öğüt vermeye hazır olduğun halde

sadece olman gerektiğinde olduğun için..

Binlerce kez söyleyebilceğin durumla karşılaşmana ragmen

'Ben sana dememiş miydim?' demediğin için..

Sadece hep kendin olduğun için..

Herşeyi bildiğine inanan üniversite öğrencisini

hoşgördüğün için..

Bir gün olgunlaşacağımızı anlayıp sabırla beklediğin için..

Teşekkür ederim!..

Tanrım onu benden ayırmasın!.

Tüm anne ve çocuklarının aralarında bu naif sevgi güzelliklerle

yaşasın!..


Bir kız evlat!..