27 Aralık 2011 Salı

Yılın son yazısı!...

Bitti koca bir sene!..2011 de bitti..

Koskoca bir yıl geçti gitti ve

Herşey ne kadar taze..dün gibi..

Tüm anılar,yaşanmışlıklar her an çıkıp karşımıza dikilecekmiş gibi..

yeni bir seneye giriyoruz..

yeni bir yıl..

ya yeni bir hayat??!

....

....

Alışveriş merkezinde  küçük çok tatlı bir erkek çocuğu gördüm

bugün..Noel babaya inanan ve hediye listesi hazırlamış..

Sanırım hayal ettiği kendisinin olmasını istediği beş şeyi bir kağıda yazmış

ama annesi listedeki ilk şeyi almış ve çizmiş sanırım.

sinirlenerek:

-niye üstünü çizdin anne ya,noel baba okuyamayacak şimdi senin yüzünden?!

diye annesine söyleniyordu..

:)))

insanlara keşke noel baba yılbaşı akşamı sihirli bir değnek verse

ve hayatlarında neyi değiştirmek istiyorlarsa onu yapabilseler..

o günden sonra herşey istediğimiz gibi olsa..hep bunu hayal etmişimdir ben..

bir de küçükken noel babanın bütün dünyaya iyilik tohumları serptiğine inanırdım..

evlere, çatılara serpe serpe gittiğini düşünürdük geyiklerin çektiği meşhur kızağıyla..

ertesi gün kalktığımızda herşey çok daha renkli ve güzel gözükürdü gözümüze..

her taraf tertemiz ve daha berrak sanki..

Keşke hala buna inanabilsem...:(

...

....

Bu sene yoğun geçti benim için manevi olarak..

Unutmak istediğim ve hala tam olarak başaramadığım pek çok olay yaşadım..

Hepsi de çok ağırdı..ezildim bazen onların altında..

en acısı da hayallerimin altında ezilmek oldu galiba..

Bazen de hırs yapıp savaştım..hala da savaşıyorum..

Umarım güçsüz düşmem bir gün..

Ama güzel şeyler de oldu..

Yeni insanlar,iş tecrübeleri,yeni ortamlar..

Her zaman yanımda olan ailem..

Ama galiba en önemlisi de onlar..

hem iyi günümde hem en kötü zamanımda da

her zaman yanımdalar..hep onlar vardı..

Teşekkür ederim!..Sizi çok seviyorummm!..:)

....
....

Geçen yılı kötü değilde iyi,güzel anlarıyla hatırlamaya çabalıyorum..

Güzel anlar biriksin hep istiyorum artık ..başarıyorum da..

ama hala aklımın ve kalbimin bir köşesinde kötü olaylarım duruyor,

acı anılarım..en ufacık kıvılcımda tekrar ateş alacak küller gibi duygularım..

....

Hayatımdaki renkler öncekinden çok daha fazla.

Önceki renklerin bazıları yıprandı ve soldu, bazıları daha canlı,

aralarına yeni tonlar da katıldı.

Bazense hepsi birden karışıp çamur haline gelebiliyorlar,

o nokta biraz tehlikeli olsa da,

hayatımdaki kırılma ve özgürleşme noktalarını temsil ediyor çoğu.

....
.....

2011 çok inişli çıkışlı ve yorucuydu bu yüzden..engebeli bir patika gibi..

ama ben de burcum gibi..azimli dağ keçisi:))

en yükseğe çıkma azmi,zirveyi yakalama hevesi,

tam yakaladım derken kaybediş, ardından gelen çöküş ve dibe vuruş..

ulaşmak için uğraşılar..zaferler ve kaybedişler..

siyah ve beyazın arka arkaya birbirini izlemeleri..


Bazen dönüp ne kadar güçlü olduğuma bakarken,

bazen de hayat güçsüzlüklerimle yüzleştiriyor beni.

Evet, güçsüzlüklerimle yüzleşiyor olmaksa beni daha güçlü kılıyor, farkındayım.

Dedim ya, büyüdüğümü hissediyorum.

Eski yazılarıma bakınca o çocuğu görüyorum, heyecanlı, panik,saf...

Yazdıklarım ve kelimelerim değişmiş.

Ama hala hissediyorum o çocuğu, kaybetmedim.

Kaybetmeye de hiç niyetim yok açıkçası o amatör ruhu..

.....

.....

Hayatın beni sınadığı en önemli noktalardan biri de güven ve değer konusu sanırım.

İnsanların değer prensiplerinin çok farklı olduğunu öğreniyorum artık.

Farklı şeyler farklı öğretiler keşfediyorum gözlemliyorum hayatı..kendimi..

Bana göre mutlak doğru herkese göre aynı olmayabiliyor ya da tam tersi..

.....
.....

Hayatın tam ortasındayım.

Asıl öğrenme sürecim şimdi başladı diyebilirim.

Okuldayken öğrendiğimiz pek çok şeyin

hayatta işe yaramadığını görmek çok can acıtıcı bir süreç oldu.

Bu süreç hala da devam ediyor ama

eskisine göre daha çok içselleştirdim diyebilirim.

Murat Hoca derste "Life is the process of learning." derdi.

O kadar hak veriyorum ki şu an...
....

....

Her yeni yıl taze başlangıçlar ve umut demek..

Umarım 2012 herkes için çok daha güzel,mutlu ve başarılı bir yıl olur..

Umarım çok daha güzel geçer..

(ve umarım ben de gerçek prensimi bulabilirim bu yıl :))))

Herkese mutlu yıllar!...

Hepinizi seviyorum :))















23 Aralık 2011 Cuma

Hafifleme zamanı!...


Büyüdük..

Bir 'yaş' daha alıyoruz..

Hayat için gerekli olan her olay

gerçekleşen her eylem bir çizik daha

atıyor yüreğimize

Ve her neticede ders alıyoruz..

Büyüyoruz..

Kendi adıma yaptığım hatalardan

pişmanlık duygusu yerine

öğrenilmesi gerekeni bulup çıkarıyorum

yaşadığım her kötü olaydan ders çıkarmaya

çalıştım..

Yaşam her zaman süprizlerle dolu olmuyor..

kah üzülüyorsun kah mutlu oluyorsun

insanım..

çok ağladım......hem de hüngür hüngür..

bazen sustum..bazen tozu dumana kattım

küfrettim...

aşık oldum..

....

Gerçek, insanın kendisini doğasında kabullenmesiyle

geliyor gerçekten..

İnsanları çevremi gözlemledim

kendimden çok şey öğrendim..

İçindeki 'ben' i sessiz,sakin izlediğinde

ve bahaneler türetmediğinde

hayatı keşfediyorsun..

.........

Kapattım perdeleri

Sorgulamıyorum hiçbirşeyi

Nedenleri niçinleri çıkarttım aklımdan

Tüy kadar hafiflemek istiyorum

kaygısız yaşamak..

Kaldırımda ellerim ceplerimde yürümek

deniz kenarında tüm biriktirdiklerimi

sonsuza uğurlamak istiyorum..

zamanı durdurmak..

erimek orda..

kadınlığımdan ürkmeyerek..

ıssız sessiz sokaklarda özgür olmak istiyorum..

Sünger çektim geçmişe

Kaldırıp attım tüm telaşları

alın dünya sizin olsun!..

kaostan karmaşadan kaçıyorum

sırtımdan tüm birikenleri indiriyorum

yükleri fırlatıp atıyorum

ellerimi çekiyorum

.........

Öfke defterim boş

çok daha huzurluyum..

biriktirdiğim tüm kirlilikleri bir kenara bırakıp

yeni başlangıçlar yapmak istiyorum

Yeni yıl

yeni umutlar

taze başlangıçlar demek değil mi?

tüm yorgunluklar dün yaşanmışlıklar zulamda

yeniden doğruluyorum..


..........

..........


hafifliyorum..

bırakıyorum kendimi bir yudum kahvenin tadına

saldım denizin uzak bakışlarına herşeyi

martılara simit atıyorum..

..........

..........
















22 Aralık 2011 Perşembe

sessizlik.. son kez....



Söylenecek söz bittiyse hayat sizi haklı çıkarana kadar bekleyin...



Connecting people!..:)))

Maillerime bakıyorum..

Çince yada japonca tam anlayamadığım semboller..

Bu da neyin nesi derken..

Adrese bakıyorum..

Hong Kong tan biri.

Maili okuyorum..

Sanat yönetmeniymiş..

Hong Kong ta yaşıyormuş

ingilizcesinin az olduğunu belirtmiş başta..

çok az olduğu belli olan ingilizcesiyle yazmış..

bloğuma google da resim search lerken rastladığını,

ardından resimleri beğenip ,

bloğun ne olduğunu anlamaya çalışmak

için yazdıklarımı korece ye çevirdiğini söyleyen biri..

çok şaşırdım ve ilginç geldi..

tanışma yollamış ve mail atmış..

umarım cevap verirsiniz diye de bitirmiş..

maile karşılık verdim..

çok şaşırdığımı ve memnun olduğumu belirttim

ama aklımda ilginç sorular tabi..

ilginç..

Hong Kong ta yaşıyan biri..

Bloğunu görüyor..

Bloğunuzdakileri anlamak için kendi diline çeviriyor,

mail atıp tanışmak istiyor..


Nokıa reklamının meşhur sloganı aklıma geldi.

connecting people..:))

iletişim..

İlişkinin Arapçası münasebet sanırım,

münasebetin sonuna gidersek iletişime kadar gidebiliriz

birbiriyle ilişkide, bağlantı kurmak vs.


resimlerini yolladı sonra..

faceten ekledi..yasadığı yerin resimlerini atmış..

Hong Kong a davet etti:)))

biraz muhabbet edince sordum

çeviri metin özünü vermez tam olarak,

ne anladın yazılarımdan,

zor olmadı mı kendi diline çevirdiğinde?

aşk ve yalnızlık genel yazılar az çok anladım

ve takip etmeye başladım dedi..


iletişim..network böyle bişiy sanırım..

farklı ülkede kilometrelerce uzakta olan

farklı dillerde farklı kültürlerde kişilerle

duygu düşüncelerini paylaşabiliyorsun..


sonra aslında başta çekindiğini söyledi

zaten mailinden de anlaşılıyordu çekincesi

cevap vermeyeğimi önemsemeyeceğimi düşünmüş

önyargılardan ve tutumlardan konuştuk biraz..

ortak hobilerimizi farkettik..fotoğrafçılıktan konuştuk

sonra mailime çok sevindiğini belirterek teşekkür etti,


'Birey olmak' çok farklı bir durum

ve sanırım ülke şehir insan farketmiyor

herkesin ortak sorunu bu!..

Çok fazla sanal alemci olmamama rağmen

hatta interneti kötü yersiz kullananlara kızan ben,

asıl amacı ''işte bu'' olan iletişim ağına

dair birşeyler karalamak istedim.


Chris, bu tanışma olayını da yazacağım dedim

çok sevinirim tabi, diyerek onayladı.

........
........


Eskilerin deyimiyle

Ne diyim Hong Kong ta da bir kapımız oldu :))))


Teşekkürler Chris:))


















21 Aralık 2011 Çarşamba

Ben..Sen..Herşey / Hiçbirşey...

aşk ve nefret koynumda

yan yana..sırt sırta..

gözlerimin feri kaçmış ağlamaktan

gitme vakti gelip çattığında

susarsın yaa

ölee..

susuyorum..

avaz avaz..

....

tuhaf bir günü yaşıyor istanbul..

soğuk iliklerime kadar işliyor


soğuk bir  gecede omuzuna

birden bire devriliyor hayallerin

o kadar çok anı gömüyorsun..

yağmur çiseliyor

ruhun dalga dalga.

şehrin ortasında

yalnızlığın verdiği acıyla

ellerin ayakların buz kesiliyor

kulağında ayak sesleri..

yürüdükçe siliniyor yaşanmışlıklar..

adımların kaybettiklerinle dolu..

yüreğinde binbir sevinç varken

adını hatırlamak için bile

bir kıpırtı olmadığında siliniyor

tüm siluetler..anılar..

sevinçlerin içinde ufakta olsa umut

barınırken,

dipsiz kuyulara benziyor,

bir küçük ışık süzmesi olmayan...

arkana dönüp bakıyorsun

ruhun da donuyor o an..

başını kaldırıp göğe bakıyorsun

yere düşen yağmur damlaları

geçiyor yüzünden..

ellerini birbirine değdiremiyorsun

ceplerinde üzüntüler..

zaman tünelinde gömülüyor

düşlerin

dilin damağın susuyor

her kelimesinde aşk batırıyor

hızla çarpan yüreğine


artık hiçbir şey söylemek istemiyorum..

yordum kendimi..

zaten sözcükler yetersiz adadıklarıma..

zaman acımasız..

bir o kadar hain!..

anılar ardı sıra karşımda

süzülüyorlar..

...

yüreğimden hep böyle geçip gittin

acımasızca geçip gittin

düşe kalka sildin kendini

yüreğimden..

kendin..

merak etme,sövmeyeceğim ihanetlerine

hiçe saymalarına,değersizliklerine

susacağım..

avaz avaz..

suskunken çıldırmayı biriktirdim

haykırmak isterken

herşey yolunda rolleri

bu yüzden..

........

umut dolu hayal kırıklıkları sarmış

ruhumu..



tükeniyorum..

cümlelerim tükeniyor..

artık hiçbir şey söylemek istemiyorum..

herşey birbirinin aynı..

kapatıyorum sayfaları..

ayağa kalkıyorum

içim dışım paramparça

ama gücüm yetene kadar

ilerliyorum,

kulaklarım duymuyor rüzgarın ugultusunu

tırnaklarımı batırıyorum umuda

...

Ve

Ben çekiliyorum..

























19 Aralık 2011 Pazartesi

İstanbul...hüzün..ben...Ve...

Deli gibi uğuldayan rüzgar

eteklerimden çekip beni savuracak gibi..

Yağmur çiseliyor usulca..

Hiç bu kadar soğumamıştı hava..

Üşüyorum..

sis çökmüş hafiften..

gözlerimi kısmış uzaklara bakıyorum..

inci tanesi gibi  ışıklar..

evler.... arabalar..

kirli bir kent sessizliği hakim...

Dalmışım..

martılar dalgalarla oynaşıyor..

etrafı saran yosun kokusu

dalıp giden ruhumu uyandırıyor..

boğazın ışıltılı serin sularına gömülüyorum bir ara..


güneşin son dakikaları..

Bir hüzün suretinde..

tıpkı insanların gibi..

karışık ve telaşlı...

asık suratlar,geç kalınmışlık hissi

yüze yansımış aceleci ruhlar..

öfkeli bulutlar günah gibi çöküyor üzerine

daha da şiddetleniyor yağmur..

Ey şehri İstanbul!..

şairin dediği gibi koynunda deniz sakladığın için mi

herşeye rağmen bu vazgeçilmezliğin?

....

buğulu bir ayna sanki

yansıttı geçen yıllarımı

zaman çarklarını döndürdü

nice anı saklı koynunda

ne çok sevinç..ne çok hüzün..

......

Duy sesimi şimdi!

iyot kokulu kıyılarına

tutsak etmiycem suskunluğumu..

Herşeyin geçtiğini,

zamanla sonlandığını öğrettin elbet

zorlu yollarının tozunu yuttuk

cebimizde hala umutlar,

acı tatlı seçmelerden payımıza düşeni aldık

demem o ki,büyüdük..

Farklı duygular taşıdık..

farklı şarkılar söyledik

şimdi yüzüne düşen hüzün gibi

tüm şehri kaplar yalnızlık..

işittiğim ses yalnız martılara ait

artık sert ve hoyrat düşüncelerim..

bir kaçış hissine kapılıyorum aniden

göğe uzanmak istercesine başım

istanbul'un en ortasında

nefes almaya çalışıyorum

yüreğimin acıyan yerlerine

ıslak yağmurlar serpiyor,

yalnızlıklarımı sıyırıp usulca

üstüne düşler ekiyorum inatla..















6 Aralık 2011 Salı

Paragraftan sonra susuyorum!..

kendimi anılar içerisinde kaybettiğim bir gün..

şöyle bir uğradığım hafızamda yaşanmışlıklar trafiği..

kayboluyorum sanki..                                                                        

bedenim kendiyle yolculuğa çıkıyor..

ürperten çığlıklardan düşsel ovalara iniyor..

Hayat her zaman düz ve çalkantısız

bir deniz değil..

sürprizler sunmaz her zaman sana,

gülümseyerek..

fırtınalarla uğraşırsın..

gelgitlerin olur arasıra..

rotanı kaybetmişsindir

umuda nasıl çıkılır bilemezsin..

omuzlarında hamal yükü hayat

mazi tünelinde boğulursun..

hayallere dalarsın..

kaptırırsın da kendini bir an..

derinlerde alkış sesleri

sahte şakşakçılar sarmış ruhunu

izlersin öylece kalakalırsın..

sonra bir 'keşke' ürpertisi ile

kendine gelir,silkelenirsin..


Çok çabalarsın..

pişmanlıklar, hatalar..

suratına inen acı bir tokattır

zaman çoğu zaman;

yüzleşirsin..

inancını yitirirsin

gün olur yalnız kalırsın..

sussan korkaksın,konuşsan yalancı..

susarsın..

yutkunur durursun acının raddesinde..

zor gelir herşeye rağmen kendine dönmek

can simidindir umut ve içindeki güç..

yüreğine sığınıp direnirsin..

hiçbir acı sonsuz değil, güçlenirsin..

ve dönersin..

arkana baktığında

geçtiğin yollar

umudun ikliminde tükenmişlikler

birikmiş hayaller..çekilen sıkıntılar..


Sessizlik sarar sonrasında çokça

sükunet zamanıdır artık

her tarafta mağrur bir sessizlik

ertelenmiş öfkeler..

yüreğin ta dibinde acının yontusu

üşürsün kendi yalnızlığında

dışında kopan kıyametler

tükenmez sandığın içini saran özlemler..

sus olur tüm evren

sadece dinlersin

susarsın..

kederin en sakin haliyle

hüzün yamaçlarında ruhun

en heybetli haliyle dururken

akıp giden zamana ve heveslere

dalarsın..

İşte yine susuyorum..

hayatın anlamsızlığına,

karmaşasına siper edip ruhumu

gözü kapalı;

yalnızlığın ve susmanın keyfini

yudumluyorum..








İlluminati ve Entrika çemberi!..

7 aralık efsanesi yaklaşırken

acaba 7 aralık illuminati efsanesinde bakalım neler olacak ?!

diye söylentiler ağızda!..

Birçok kişi geyik malzemesi yapmış durumda

''abi adamlar bizi yönetiyor''

''dünyayı hakimiyet altına alan şişko,ceketli,medya patronları,para babaları

toplanıyor biyerde ve kararlar veriyorlar'' gibi

muhabbetler,dalga geçilen teoriler..

popüler kültürde gündemi az buçuk takip eden,

internetten az buçuk iki yazı okuyan

bu konuda biraz ordan burdan film yada belgesel seyretmiş herkes bişiyler öne atıyor..

kendi kafamdaki düşüncelerle kaynakları harmanladım

insanların aksine bana sunulanla yetinmem..gazete veya tv de bir haber olabilir..

bizlere aktarılan dışında gelişen yanları kurcalarım..

Texe Marrs'ın İlluminati ve Entrika çemberini okuduğumda da

birşeyler görülebilir oldu..

bazen sıkıcı görünebilir ya da ilginizi çekmeyebilir

ama detaylandırdığınızda çok daha farklı olduğunu farkeder ve ilgilenmeye başlarsınız

Yeni dünya düzeni ve gizli örgütler kuramında da

sanılanın aksine gizli kalmak yada saklanmak yada gizli örgüt gibi dertler değil bunlar

aksine bana göre,insanların kendilerini yavaş yavaş tanıması,

zaman içinde herkesin kabul etmesi. herkesin bu çemberi farketmesi

dünyanın kimler tarafından yönetildiğinin farkına varılması isteniyor.

hatta 'illuminati card game'' adlı oyun seti bile piyasaya sürmüşler..

çok akıllıca..

zaten inandırıcı örnekler ortada..

en bariz sanırım ikiz kuleler 11 eylül saldırısı..

Artık ikiz kulelerin bizzat ABD tarafından yıkıldığı 

Bunu da müslüman terörist gruplarını güçlü göstererek,

ortadoğuyu işgal etmenin altyapısını hazırlamak için yapıldığı herkes tarafından

net bilinmekte Tıpkı teorilerde bahsettiği gibi..

Ama o gün bize sunulan El kaide nin amerikada

sivillere ve askerlere yönelik terör saldırısı

yaptığı ydı..Herkes El kaideye odaklanmıştı ve sunulanlara inanmıştı..

Hatta bugünkü haliyle kanıtlarıyla birlikte saldırıları,binanın yıkılışına dair

bilgileri sunanlara sahtekar denmiş,komplo bunlar denilip geçildi.

Endonezya Tsunami Felaketi örneğin geçtiğimiz 2010 yılında olmuş

yüzlerce insan sular altında kalmış,şehir yokolmuştu..

tv de deprem ardından tsunami olduğu geçer ve klasik afet der üzülürüz

Halbuki geçen yıllarda ABD’nin HAARP silahı ile yapay depremler oluşturabildiğini

hatta bir kıyı bölgeyi nasıl yokedebildiklerini ortaya çıkarmıştı

adını su an hatırlayamadığım yabancı bir bilimadamı.

Ekonomik Kriz..siyasi olaylar hatta Barack Obama nın seçilmesi..

skull&bones tarikatı vardır

geleceğin siyasetçileri orda yetişmekte,

yani 10-15 yıl sonra kimin başkan olacağı önceden belli.

fotoğraflarla kitapta belirtilmiş resimler vardır..

yahudi takkesi takmış clinton dan birçok ABD başkanına..

Ve ortadoğu İsyanları..

Ortadoğuda uzun zamandır görülen isyanlar dış güçler tarafından

kontrol edildiğini herhalde bilmeyen yoktur artık

Amerika tarafından halk yönlendiriliyor diyemem,ama

müthiş bir kontrol mekanizmasıyla bu halkı isyana zorunlu kılıyor..

önce diktatörün halkına zulüm etmesi daha katı olması sağlanıyor

sonra bundan bıkan halk zaten isyan etmek zorunda kalıyor..

daha sonra Yok Birleşmiş milletler kararı

Amerika, Nato ve diğer güçler barış getirme bahanesiyle ülkeleri paylaşıyorlar

bakınız libya ve diğer arap ülkelerinde olan aynısı..

Peki sırada ne var denilmekte..

Sırada daha ilginç ve kötü seri olaylar gözükmekte..

İnsan klonlayarak ordu kurmaktan,sahte uzaylı istilası ve 11 eylül benzeri saldırıları

İlaç sektörüne can vermek için laboratuarlarda üretilen bakterilere,enerji krizi vee

3.Dünya Savaşı na kadar geniş bir koridoru kapsamakta..

Zamanın Ruhu anlamında Zeitgeist video belgesel serisini izlemenizi

tavsiye ederim

Çok Muazzam bu konuda belgesel niteliğinde seridir

Artık görüyoruz ki dünya gizli bir liderin emrinde (deccal) çalışan

bir grup (illuminati) tarafından yönetilmekte.

Görmezden gelmek maharet değildir,sonraya ait bir  engeldir

der babam

üzerine düşünüp araştırmak gerekir bazen


Haa sayaca gelince bence bir cacık olmayacak.

kilise de her milenyumda isa aha şimdi geldi gelecek diyor ya o hesap.

insanoğlu seviyor sanırım bu sonları kıyamet teorilerini

çünkü gizli güçlerin yönettiği bir dünya değiştirilebilir bir dünyadan daha kolay.

Ama bence elbette bu bizim kaderimiz değil. Herşeyi değiştirebiliriz.

Ne dersiniz?!..


(Yorumsuz...)