6 Ocak 2011 Perşembe

İnceden bir '' Kış''....

Hüzünlü bir kış...

yavaşça üşüyoruz

iliklerimize kadar..


Sabahın körü,

gözler mavi bir yalnızlık adeta


Aşka dönüyorsun..

Zaman ne kötü..

apansız yakalıyor seni,

koydukça koyuyor kader

sen üşümesen de gözlerin ağlıyor,

sen konuşmasan da, haykırıyorsun..

....

Üşüyoruz..

aslında üşüyen içimiz..
...

düşünceler sızlıyor,

sızladıkça gençleşiyorsun

ama bir okadar da yaşlanmaya devam ediyorsun


sıcak bir evde yaşayan ve sokaktan uzak kediler gibi..


Merdivenler soğuk,apartmana kış gelmiş belli

Kapılar da katılar gibi genleştikten sonra huysuz, 
soğuk birer dost olmuş,  madalyonun herhangi bir yüzünde…


Aşklar da yüzüstü, öylece direnmiş zamana


kimleri sevmedi ki, nelerden vazgeçmedi,

neleri göze aldı neler...

....

Üşüyoruz..


acaba ayakuçlarımız dışarda kalmış olabilir mi?

4 Ocak 2011 Salı

ağva da tam tekmil bir kış sabahı....

Sabahın ilk ışıkları, kuş sesleriyle bembeyaz gökyüzüne gülümseyerek uyandım.


Işıl ışıl, bembeyazdı gökyüzü..

Gözlerimi göğe çeviriyorum..



Binlerce melek, bembeyaz bir bulutun içinde taşıyorlar seni..

Bunu yaparken öyle sakınımlı, öyle yavaş yapıyorlar ki...

Tüm munzurluklarıyla göz kırpıyorlar bana,



meleklerin kanatları arasından gözlerini seçiyorum nasılsa bir ara..


Gökler senin gelişini büyük seslerle bildiriyorlar toprağa..



Toprak büyük sessizlikle bekliyor senin gelişini..


Nehir sessizce akıyor, ağaçlar ses çıkarmaktan çekiniyorlar..

Sokağı dinliorm, sessizliği...



Sarı ekinler, yeşil yapraklar bekliyor, ben bekliyorum..


Sen geleceksin birazdan...



Rüzgarın sokaklarda büyük adımlarla koşmasından anlıyorum senin geleceğini.



Rüzgarın büyük ''U''larla uğuldayıp durmasından,


nehrin sessiz akmasından-sanki arkasında birşey gizliyor gibi görünmesinden-,

ağaçların sessiz yakarışından anlıyorum senin geleceğini..

Sen geleceksin birazdan..

Ben seni bekliyorum...



Kulağımda işitmek istediğim yalnız senin ayak seslerin...

Göklerin kızgınlığı, rüzgarın aceleci tavrı yıldırmıyor.. Beklemekten yorulmuyorum...

Yağmur başlıyor, toprakla buluşuyor.. etrafta ıslanmış toprak kokusu...

Ellerimden yüzlerce şemsiye düşürüyorum o an..

Sana doğru yuvarladığım bir şarkı var onu mırıldanıyorum..

Sense gözlerinde, yanıtı ıslak bir soruyu büyütüyorsun..



Gözlerimi sana kilitliyorum...



Sonra senden ilk damla, küçük bir damla yuvarlanıyor alnıma..



Hani neredeyse ipekten bir damla..


elma çiçeklerinin suyun üstünde yürümesi gibi hafif..


Derken damlalar, söylediğim şarkının notaları olup, bir bir düşüyorlar her yanıma..

Sen ayaklarını hafifçe yerden kaldırıp bir dansa başlıyorsun..



Bense hiç bilmediğim sokaklara koşuyor, ıslanıyorum..




Bir kuş uçuyor bak sana doğru!

kanadına mutluluk takılmış...








Son Sahne

Çevirip yüzümü saklıyorum yalnızlık kokan dudaklarımı. 

Bir tutam mutluluk var avuçlarımda hangi kalbe atsam da tadı damağımda kalsa diye düşünüyorum.

Zaman yüzünden kırışan perdelerime bakıyorum uzun uzun, hafif de sararmışlar sensiz geçen

saatlerimde içtiğim sigaralar yüzünden.

Bitkin ve sararmış halimi hatırlatıyor bana, sarhoşluğumu yüzüme vuran karanlığın.

İncindikçe büyütüyorum bana bıraktığın acıların her zerresini, 

büyüdükçe çoğalıyorum kendi aklımın sana ait köşelerinde

ve sızladıkça kalbim her gecenin aynı saatinde, 

yine sana biriktirdiklerimi yazıyorum küçük, ellerin gibi odamda.

Masallar okuyorum kendimi uyutmak için kendime,

her masalımın sonu aynı bitiyor, aynı sen gibi, olmuş ya da hiç olmamışçasına.

Kendimi kandırıyorum,

kendi ipimi çözemiyorum saatlerce uğraşmama ve kendi düğümlerime rağmen.

Her şeye bir senaryo demekle uyanıyorum her gecesini zor atlattığım gündüzlere 

ve tekrar dönüyorum kendimi hiç aramadığım hep bulduğum tiyatro sahnelerine.



Yer yer kendim oluyorum, yer yer de sen.

Acımasızca yazdığım şiirlerimi, tüm can yakanların canına okuyorum.

Tek korkum sen oluyorsun yine, her oyunun sonunda yaşadığım gibi.

Eğer bir gün çıkıp gelirsen ve beni izlersen, sakın oyun bittikten sonra ayağa kalkıp alkışlama,

çünkü giderken bitirdiğin oyununda ben seni ayakta alkışlamamıştım.