6 Aralık 2010 Pazartesi

Aşk Salınımları...

Basit bir yalnızlıktan öte susuşlar..

Çıkmaz sokaklar

ters giden birşeyler var

beyni kemiren küf tutmuş hayaller..

Anlatmak istediklerim var sana

kendimden izin almadan hem de



-genç bir kalbim,yaşlı bir beynim

 sorunlar ve hayat arasında sıkışmışlığım

kaybolup gidemeyen gözyaşlarım

sana uzatıp büyüttüğüm çiçeklerim

mevsimlerim var,arasına hüzün sakladığım

paylaşmak istediğim bir kadeh şarabım

yalın,riyasız hayallerim

silmeye çalıştığım yanlışlarım

kanamalı yalnızlıklarım

uzun uzadıya sessiz çığlıklarım

suskunluklarım

anlatmaya çabalayıp ta anlatamadıklarım

bir de

beraber tüketmeye bir tek sana izin verdiğim yıllarım

ve üstü kapalı mahremiyetlerim var



çırılçıplak çocukluğum

aynam var beni sana gösteren

zaman zaman beni saklayan maskelerim

yazılarım ve şiirlerim,devrik gülüşlerim

resimler var ötesini çizdiğim zamanların

ve hepsi sıradan şey bunların

ve ben gibi,bütün sıradanlıklarım

bana söylemek istediklerin var

kendinden izin aldığın zaman





...

''Biz büyüdük ve kirlendi dünya!..''

Kanayan dizlerim yok artık

daha çok yüreğim sızlıyor..

dizlerimin kanaması pahasına erik ağaçlarına tırmanamıyorum..

dalların ucundaki eriklere uzanırken ki heyecanım yok..

Yağmur yağıyor ama ''çiçekler büyüyor'' diye sevinemiyor

üzerim ıslanıyor diye kızıyorum!..

Toprağı karıştırmayı,çanak çömlek yapmayı

kumdan kaleleri bıraktık,ellerimiz kirlenir diye..

Büyüdük...

Düşler kuramıyorum artık,bulutların beni başka evrenlere taşıdığına inanıp

çiçek toplamayı unuttum..

kocaman kalpler çizip buruşuk kağıtlarla oynayıp sonra babama gözlerini kapatmasını söleyip

yaptığım şekiili kağıdı büyük süpriz heyecanıyla verdiğim günler geçti..

Büyüdük..


Sokakta bulduğum yavru aç kediyi doyurmak için koşarak bakkala gidip cebimdeki son harçlığa kadar verip süt aldığım

ve onun süt içisini zevkle seyrettiğim günlerin şevki yok yüreğimde..

Çocuktuk....

Şimdi Büyüdük..

Çocuk cesareti yok artık

gerektiğinde susmayı idare etmeyi öğrendik..

büyüdük..

geceleri beni, ailemi ve bütün insanları yılandan, akrepten, canavarlardan, bir de karanlıktan koruması için dua etmiyorum

artık,daha derin korkular,kaygılar yerleşmiş yüreğime..

Döönüpte bakınca o masumiyet yıllarına

mızıkçılık yapasın gelir,çocukluğa dönesin gelir

hatta hep orda kalasın..

.....

....

ve dudağında yarım bir ezgi..

üstadın dediği gibi:

-Biz büyüdük ve kirlendi dünya!..

Ve Hayat..Hep bir adım geride!..

Değişiyor mevsimler..

Aylar,yıllar birbirini kovalıyor..

Mevsimler yer değiştirirken, nerede olduğumuzu bilmeden koşturup duruyoruz..

Her seferinde acıyan ruhumuz olurken, bedenimizi saymıyoruz bu karmakarışıklıkta.

Yaş alıyoruz(?!)..yaşlanıyoruz..

Kimi zaman yalnızlaşıyoruz..Kimi zaman çoğalıyoruz..

Adını unutup yaşadıklarımızın ölüyoruz ara sıra,kayboluyoruz tanıdık çehrelerimizde

ve susuyoruz belli belirsiz.

İleriyi düşünüp hayaller kuruyoruz, kanayan geçmişimizken..

acısını dindirdiğine inandığımız yalnızlıklara inat geleceğimize dalıyoruz..

Oysa büyüdük hepimiz ve artık çocuklara bıraktık oyunlarımızı ve oyuncaklarımızı,

hayatla oynamaya devam ediyoruz..

Kimi zaman başka hayatlara oyuncak olurken hayatlarımız,

kimi zaman da oyun oluyoruz kendi hayatlarımızda..


Düşüyoruz bazen..acı çekiyoruz,

ve yok oluyoruz..

Dağılıyoruz zaman zaman..

Uzak diyarlara gidiyoruz..yabancı şehirlere..

yozlaşıyoruz belli belirsiz..

Unutuyoruz hayallerimizi,kırılıyoruz ara sıra..

Engellerimizden kurtulmak için  hayaller kurarken

başka dünyalar herzaman yalnızlığında senden uzaklaşıyorlar..

Seviyoruz..sevmenin yetmediğini de biliyoruz..

sevmeye çabalıyoruz..ya da çok severken kaybediyoruz..

Biz hiçbirşey olamadığımızdan ötürü, herşey bizi biraz daha yalnızlaştırıyor

Oysa farkında olmadıklarımız..

kanayan yalnızlıklarımız..tekil aşklarımız..

herşey olanlar,aynı zamanda hiçbirşey gibi duranlar..

maddeler ve manalar..

şu fizik..şu kimya..

Şu asfalt yol..

içi boş hayvan bedenleri..

derisi yüzülmüş ruhlar..

soğuk sevişmelerin sıcak dışavurumları..

tenlerin kaybolmayan kokuları..

işitilmeyen suskunluklar..

..............
..............

Ve ruhumun en koyu karanlıklarında beslediği ışığın bile yetmediği

yetemediği

yalnızlık...