Basit bir yalnızlıktan öte susuşlar..
Çıkmaz sokaklar
ters giden birşeyler var
beyni kemiren küf tutmuş hayaller..
Anlatmak istediklerim var sana
kendimden izin almadan hem de
-genç bir kalbim,yaşlı bir beynim
sorunlar ve hayat arasında sıkışmışlığım
kaybolup gidemeyen gözyaşlarım
sana uzatıp büyüttüğüm çiçeklerim
mevsimlerim var,arasına hüzün sakladığım
paylaşmak istediğim bir kadeh şarabım
yalın,riyasız hayallerim
silmeye çalıştığım yanlışlarım
kanamalı yalnızlıklarım
uzun uzadıya sessiz çığlıklarım
suskunluklarım
anlatmaya çabalayıp ta anlatamadıklarım
bir de
beraber tüketmeye bir tek sana izin verdiğim yıllarım
ve üstü kapalı mahremiyetlerim var
çırılçıplak çocukluğum
aynam var beni sana gösteren
zaman zaman beni saklayan maskelerim
yazılarım ve şiirlerim,devrik gülüşlerim
resimler var ötesini çizdiğim zamanların
ve hepsi sıradan şey bunların
ve ben gibi,bütün sıradanlıklarım
bana söylemek istediklerin var
kendinden izin aldığın zaman
...
Elinde ne varsa hayata dair,ötesi hiçbir şey ya da vesair...Hani demiş ya şair: Mutluluğu sende bulan senindir; ötesi misafir...
6 Aralık 2010 Pazartesi
''Biz büyüdük ve kirlendi dünya!..''
Kanayan dizlerim yok artık
daha çok yüreğim sızlıyor..
dizlerimin kanaması pahasına erik ağaçlarına tırmanamıyorum..
dalların ucundaki eriklere uzanırken ki heyecanım yok..
Yağmur yağıyor ama ''çiçekler büyüyor'' diye sevinemiyor
üzerim ıslanıyor diye kızıyorum!..
Toprağı karıştırmayı,çanak çömlek yapmayı
kumdan kaleleri bıraktık,ellerimiz kirlenir diye..
Büyüdük...
Düşler kuramıyorum artık,bulutların beni başka evrenlere taşıdığına inanıp
çiçek toplamayı unuttum..
kocaman kalpler çizip buruşuk kağıtlarla oynayıp sonra babama gözlerini kapatmasını söleyip
yaptığım şekiili kağıdı büyük süpriz heyecanıyla verdiğim günler geçti..
Büyüdük..
Sokakta bulduğum yavru aç kediyi doyurmak için koşarak bakkala gidip cebimdeki son harçlığa kadar verip süt aldığım
ve onun süt içisini zevkle seyrettiğim günlerin şevki yok yüreğimde..
Çocuktuk....
Şimdi Büyüdük..
Çocuk cesareti yok artık
gerektiğinde susmayı idare etmeyi öğrendik..
büyüdük..
geceleri beni, ailemi ve bütün insanları yılandan, akrepten, canavarlardan, bir de karanlıktan koruması için dua etmiyorum
artık,daha derin korkular,kaygılar yerleşmiş yüreğime..
Döönüpte bakınca o masumiyet yıllarına
mızıkçılık yapasın gelir,çocukluğa dönesin gelir
hatta hep orda kalasın..
.....
....
ve dudağında yarım bir ezgi..
üstadın dediği gibi:
-Biz büyüdük ve kirlendi dünya!..
daha çok yüreğim sızlıyor..
dizlerimin kanaması pahasına erik ağaçlarına tırmanamıyorum..
dalların ucundaki eriklere uzanırken ki heyecanım yok..
Yağmur yağıyor ama ''çiçekler büyüyor'' diye sevinemiyor
üzerim ıslanıyor diye kızıyorum!..
Toprağı karıştırmayı,çanak çömlek yapmayı
kumdan kaleleri bıraktık,ellerimiz kirlenir diye..
Büyüdük...
Düşler kuramıyorum artık,bulutların beni başka evrenlere taşıdığına inanıp
çiçek toplamayı unuttum..
kocaman kalpler çizip buruşuk kağıtlarla oynayıp sonra babama gözlerini kapatmasını söleyip
yaptığım şekiili kağıdı büyük süpriz heyecanıyla verdiğim günler geçti..
Büyüdük..
Sokakta bulduğum yavru aç kediyi doyurmak için koşarak bakkala gidip cebimdeki son harçlığa kadar verip süt aldığım
ve onun süt içisini zevkle seyrettiğim günlerin şevki yok yüreğimde..
Çocuktuk....
Şimdi Büyüdük..
Çocuk cesareti yok artık
gerektiğinde susmayı idare etmeyi öğrendik..
büyüdük..
geceleri beni, ailemi ve bütün insanları yılandan, akrepten, canavarlardan, bir de karanlıktan koruması için dua etmiyorum
artık,daha derin korkular,kaygılar yerleşmiş yüreğime..
Döönüpte bakınca o masumiyet yıllarına
mızıkçılık yapasın gelir,çocukluğa dönesin gelir
hatta hep orda kalasın..
.....
....
ve dudağında yarım bir ezgi..
üstadın dediği gibi:
-Biz büyüdük ve kirlendi dünya!..
Ve Hayat..Hep bir adım geride!..
Değişiyor mevsimler..
Aylar,yıllar birbirini kovalıyor..
Mevsimler yer değiştirirken, nerede olduğumuzu bilmeden koşturup duruyoruz..
Her seferinde acıyan ruhumuz olurken, bedenimizi saymıyoruz bu karmakarışıklıkta.
Yaş alıyoruz(?!)..yaşlanıyoruz..
Kimi zaman yalnızlaşıyoruz..Kimi zaman çoğalıyoruz..
Adını unutup yaşadıklarımızın ölüyoruz ara sıra,kayboluyoruz tanıdık çehrelerimizde
ve susuyoruz belli belirsiz.
İleriyi düşünüp hayaller kuruyoruz, kanayan geçmişimizken..
acısını dindirdiğine inandığımız yalnızlıklara inat geleceğimize dalıyoruz..
Oysa büyüdük hepimiz ve artık çocuklara bıraktık oyunlarımızı ve oyuncaklarımızı,
hayatla oynamaya devam ediyoruz..
Kimi zaman başka hayatlara oyuncak olurken hayatlarımız,
kimi zaman da oyun oluyoruz kendi hayatlarımızda..
Düşüyoruz bazen..acı çekiyoruz,
ve yok oluyoruz..
Dağılıyoruz zaman zaman..
Uzak diyarlara gidiyoruz..yabancı şehirlere..
yozlaşıyoruz belli belirsiz..
Unutuyoruz hayallerimizi,kırılıyoruz ara sıra..
Engellerimizden kurtulmak için hayaller kurarken
başka dünyalar herzaman yalnızlığında senden uzaklaşıyorlar..
Seviyoruz..sevmenin yetmediğini de biliyoruz..
sevmeye çabalıyoruz..ya da çok severken kaybediyoruz..
Biz hiçbirşey olamadığımızdan ötürü, herşey bizi biraz daha yalnızlaştırıyor
Oysa farkında olmadıklarımız..
kanayan yalnızlıklarımız..tekil aşklarımız..
herşey olanlar,aynı zamanda hiçbirşey gibi duranlar..
maddeler ve manalar..
şu fizik..şu kimya..
Şu asfalt yol..
içi boş hayvan bedenleri..
derisi yüzülmüş ruhlar..
soğuk sevişmelerin sıcak dışavurumları..
tenlerin kaybolmayan kokuları..
işitilmeyen suskunluklar..
..............
..............
Ve ruhumun en koyu karanlıklarında beslediği ışığın bile yetmediği
yetemediği
yalnızlık...
Aylar,yıllar birbirini kovalıyor..
Mevsimler yer değiştirirken, nerede olduğumuzu bilmeden koşturup duruyoruz..
Her seferinde acıyan ruhumuz olurken, bedenimizi saymıyoruz bu karmakarışıklıkta.
Yaş alıyoruz(?!)..yaşlanıyoruz..
Kimi zaman yalnızlaşıyoruz..Kimi zaman çoğalıyoruz..
Adını unutup yaşadıklarımızın ölüyoruz ara sıra,kayboluyoruz tanıdık çehrelerimizde
ve susuyoruz belli belirsiz.
İleriyi düşünüp hayaller kuruyoruz, kanayan geçmişimizken..
acısını dindirdiğine inandığımız yalnızlıklara inat geleceğimize dalıyoruz..
Oysa büyüdük hepimiz ve artık çocuklara bıraktık oyunlarımızı ve oyuncaklarımızı,
hayatla oynamaya devam ediyoruz..
Kimi zaman başka hayatlara oyuncak olurken hayatlarımız,
kimi zaman da oyun oluyoruz kendi hayatlarımızda..
Düşüyoruz bazen..acı çekiyoruz,
ve yok oluyoruz..
Dağılıyoruz zaman zaman..
Uzak diyarlara gidiyoruz..yabancı şehirlere..
yozlaşıyoruz belli belirsiz..
Unutuyoruz hayallerimizi,kırılıyoruz ara sıra..
Engellerimizden kurtulmak için hayaller kurarken
başka dünyalar herzaman yalnızlığında senden uzaklaşıyorlar..
Seviyoruz..sevmenin yetmediğini de biliyoruz..
sevmeye çabalıyoruz..ya da çok severken kaybediyoruz..
Biz hiçbirşey olamadığımızdan ötürü, herşey bizi biraz daha yalnızlaştırıyor
Oysa farkında olmadıklarımız..
kanayan yalnızlıklarımız..tekil aşklarımız..
herşey olanlar,aynı zamanda hiçbirşey gibi duranlar..
maddeler ve manalar..
şu fizik..şu kimya..
Şu asfalt yol..
içi boş hayvan bedenleri..
derisi yüzülmüş ruhlar..
soğuk sevişmelerin sıcak dışavurumları..
tenlerin kaybolmayan kokuları..
işitilmeyen suskunluklar..
..............
..............
Ve ruhumun en koyu karanlıklarında beslediği ışığın bile yetmediği
yetemediği
yalnızlık...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

