hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2015 Pazartesi

God signs..

Tıpkı başımıza gelen bazı şeylerin bizi yaraladığı gibi, başımıza bazen öyle şeyler gelir ki iyileşiriz..#buöğlen12



16 Şubat 2011 Çarşamba

yalnızlığın gölgesinde kendi yüzün..

gözlerinde nemli hayaller biriken


kıyısında hayatın kendine yer arayan biriyim


gittikçe uzaklaşan,


yabancılaşan,


yalnız ve mesafeli


bir şehrin ışıkları gibi..




solgun yüzlü bir ifade


bilinmeyen bir şarkı


kırılgan bir kız çocuğu


sonbaharda rengini kaybeden bir siluet


ve yorgun bir beden..




.....


kendi kendime içimde biriktirdiğim


küfürlerimle beraber bir haykırış bu!..


bir sızı oluyor içini acıtan


ruhunda esen fırtınalar


ve


kırılmış bir kalp gibi adeta


alçıya alınamayan


sürekli acıyan..


üst üstte gelen aksilikler


bir günün batışı kadar yalnızlık


geriye dönen saatler


unutulmuş bir geçmişte


umutla uyandığın günün sonunda


biten bir başlangıç daha


kimseyi daha fazla yaşatmaz


ve ben artık öldürüyorum saatleri


ne eksik ne de fazla yaşamak için..









9 Şubat 2011 Çarşamba

içimde biriktirdiklerim...

Gece..

suskunluğa ve yalnızlığa direnmeye çlıştım                                        

yaşamaya..

sevdiklerime..

sevmediklerime..

tüm seslere kulak verdim

nefes aldım

biraz da nefes verdim

kendimle bile konuşmadan

öylece yaşardı gözlerim

........

bir ses böldü geceyi

ya itti ya kopuktu

kulaklarımı tıkamadım

herşeye rağmen devam ettim

çünkü buna gerek yoktu

yalnız umutlara kulak verdim

ne varsa umuda dair ektim beynime

nadasa bırakmadım bu sefer

hayalerimle suladım hepsini

....

sustum..

konuşmadım

kelimeleri üzmemek için

hiçbirşey söylemeden

hiçbirşey konuşmadan zamanda salındık biz..

gözlerimiz bizi hep ele verdi

yaşadıklarımız yüzümüzden okunuyordu

hep kısık bakmak hayata

ötesine düşmek zaman merdivenin

koşmak

koştukça yorulmak..

aynı şarkıyı tekrar tekrar

kendini dinlemediğin kadar dinlemek..

....

ağlıyorsun..

hep aynı şeyi yapıp

sulandırıyorsun kanı

gerçekçi olmuyor acıların

ve pıhtılaşmadan hayallerin

vazgeçiyorsun hayattan

kırılınca umutlar ve

şefkatin

sadece bekliyorsun

inanmadan öylece..

arkana dönüp bakmaktan

adım atmayı unutuyorsun

sen sonunda

ölmek diyorsun yaşadığın hayata


oysa hayatın ta kendisi

içinden çıkamadıkların

...


7 Şubat 2011 Pazartesi

Tanrı işaretleri ve arka fon


ilerliyorum

yolun başındayım

belki de sonu..

parçalanmış bir şekildeyim

ama güçlüyüm aynı zamanda.

varacağım yere doğru ilerliyorum

nelerle karşılacağım, nelere karşı koyacağım umrumda bile

değil!..

Ne de olsa kara bulutlar bir kere gezindi mi gitmek bilmez

sonuna kadar dibe inip yükselmek lazım


Yürüyorum...


içimdeki isyanlara kapatıp kulağımı

atıyorum sessizce adımlarımı..

yolun bir sonu yok

ama ben bir son bulma telaşındayım

insanlara bakıyorum

metroda,vapurda,otobüste..

neleri taşıyorlar içinde diye gözlemliyorum

her biri birbirinden farklı,

kimisi farklı alemlerde,

kimisi gözden düşmüş,

kimisi göze batmış,

kimisinin de gözü yok

ve içinde yada dışında bulunduğu

bir göz bile yok

gözü kapalı yaşayanlara rastlıyorum

ve onlar beni görmüyor,

bense onların taa gözünün içine bakıyorum

çoğu zayıf ve çaresiz...

bir kısmı güçlü ama savunmasız..

Ne kadar güçlü olduğumu düşünüyorum o an

 ve güçsüzlüğümü son dönemdeki tabi ki..


Yoruluyorum..

sakin yollarımda..

yalnız yollarımda..

sessiz..

yollarım kayıp..

yüzüm kesik,ellerim donuk,

gözlerim yaşlı..


Büyüyorum..


Birisi başrolde oynarken,diğeri arka fonda ''sokakta oynayan kız''

Birisi kralın soytarısıyken,diğeri arka fonda ''kendi halinde hiç''

Birisi hayal kurmadan yaşarken,diğeri arka fonda ''umutlarını kaybetmiş''

Birisi yerinden kalkmadan yenerken,diğeri arka fonda ''zavallı yenilmiş''


Duyuyorum..

yolun başını unuttum bile çoktan

yolculuğun sonuna yakınım

yarım yamalak düşünenenler..

acı çekenler..

hayal meyal sevgililer..

kendini unutup başkasına gidenler

bazen hepler,bazen hiçler

kendi kendine mahkum olanlar

el ele olanlar

elden ayrı düşenler..


ve fonda eski bir şarkı

duyuyorum o an

mırıldanıyorum:

''Bir ben uykusuz,bir ben huzursuz, bir ben çaresiz,bir ben sensiz''



Eve döndüm..

kapıyı açıp içeri girdim..

odama yürüdüm,

pencereye yaklaştım

ve kafamı cama yasladım

şehrin kulakları acıtan gürültüsünü dinledim biraz

masanın üzerinde duran saati duymamla

gözümün önünden geçti koca günün özeti

insanların çıkardıkları ayak seslerinin melodik yalnızlıkları

gecenin korkak ve hüzünlü bakışlarla şehri karanlığa sürüklemesini..

sürekli hareket eden şehir ve insanlar..


uyudum biraz...


uyandım...


geçen yıl hiç iyi geçmemesine rağmen

yeni yılın başları da umut vadetmiyordu

iş,aile,sağlık,özel hayat herşey kötü gidiyordu

telefon çaldı,uzun zamandır görüşemediğim eski bir dostumdu

enerjisi ve güzel haberleri ve teklifiyle bana umut oldu

ardından babamın sağlığıyla ilgili güzel haberler aldım

ilaç tedavisi olumlu gidiyormuş,beni en mutlu eden haber bu oldu

sonra beni maddi manevi zarara sokan adi ortağımı ticaret odasına şikayet etmiştim

aynı adla başka şirket açamasın ve ülkemde bu kadar rahat at koşturamasın diye

ardından ticaret odası hukuk departmanından arandım,çok olumlu haberler aldım

Ve bu yazıyı  kağıda dökerken çok sevdiğim aşık olduğum

ama kalbimi son dönem çok kırdığı ve ilgisini sevgisini göstermiyor hissettirmiyor

diye çok kızgın olduğum insan aradı

yalnız fon da bu sefer (bilgisayarımda müzik  listesi acık)

sıla dan  ''oluruna bırak ''var


Bi anda çok mutsuzken herşey ters giderken

güzel haberler aldım

bazen yukarısının işine karışmamak gerekiyor

ama bildiğim bişiy var

bu arka fon da gizemli bişiyler var:)






5 Şubat 2011 Cumartesi

Suskun ama öfkeli yürek

derinlerimde bir çığlık var

kelimelerin kadar acımasız biraz

hüzün,sessizlik,aşk,ayrılık ve

dahası

herkese rağmen, herşeye rağmen

sonbahar kadar trajik bir aşk

hikayesi var


geçmişe dönük bir yamaç,

düşmeye çok yakın bir uçurum var

gözlerin kadar derin ve koyu karanlık


ritmini kaybetmiş bir kalp var

yalnızlığa bir kaç adım yakın

ne kendinden ne gölgesinden korkan

umutlarımın içimde biriktirdiği

sana dair bir yalnızlık var,

ilerledikçe gün be gün

içimi acıtan..

......

31 Ocak 2011 Pazartesi

Bir varmış,bir yokmuş..

içimiz soğuyor

gittikçe azalıyoruz

kayboluyoruz..

ne garip şey boşlukta asılı kalmak..

başucumuzda sakladığımız

yalnızlık 

ve acı


kayıp bir geçmişiz

ne bugün var olabileceğiz ne de yarın

gülmek bize yakışmıyor artık

ruhen yenildik aşka, bedenen yaşıyoruz

tarih gibi eskiyoruz

susuyoruz

bir masal bu evet 

ama sonunu bilemiyoruz

kalbimiz kırık ama dönemiyoruz

bir yokmuş dersin ancak

bir varmış diyemezsin


gittikçe durulur hikayeler

hatıralar uzak şehirlere gömülür

aşkın yalnızlığa karışır

yaşlanır ruhun

ve hiçkimseyi sevemezsin




gücüne gider hayallerin

hayal gücüne rağmen

bir(i) yokmuş dersin

bir(i) varmış oysa



18 Ocak 2011 Salı

Bir adım daha öteye..

yalnızlıkla birlikte

koştukça yorulmuş,

düşmüştüm..

yenilmiştim..

sayamadım geçen zamanı

ve adımlarımı

koştukça koştum

ama zamana yenilen tavşan hikayesi gibi

yenilmiştim

düşündüm sonra;

nasıl olur da yenilirim zamana?

hızlı koşmamdan olabilirdi.



hayalerimizin peşinden koşarken

bir adım daha yeniliyorduk  kavgalarımızda

kayıplarımız hiçkimsenin umrunda değildi


kendime koşuyordum hızlı hızlı, şimdi yoruldum

düşmüş de olabilirim çoktan

düşünüyorum zamanın bir diliminde

karanlık odamda

karanlıkta kaybolmak acı verir insana,daha da yalnızlaştırır çünkü

dalıp gider gibi yani

bir anda kendini çook uzakta sanırsın

şarap şişesinden bir yudum daha alırken

uzaklara katılırsın

gitgide artan sessizleşen yalnızlık gibi

içinde yaşarsın

oysa içimizdedir ağlayan kan

sen kadar eksik ben


keskin bir soloyuz hayatın perdelerinde

hayaller hayal değil

gözyaşları ıslak değil

hayat yangınlarında..


ama

fırtınalar kopmadan

yollar ayrılmadan

gün gece olmadan

ötesinde sessizliklerin

yalnızca aşk var

bir adım daha kendimizden

ödünsüz,ödülsüz ve derin

bir nefes kadar..


ve bir adım daha ötede

yüzümüz eskimeden

korkular büyümeden

olalım kendimizden

bir koşu daha yorulmadan

içinde hayatın

yalnızca aşk var

sitemsiz,engelsiz ve yakın

bir bakış kadar

...



17 Ocak 2011 Pazartesi

Masal diyarlardan gerçekler...



Çocukken dünyamız farklıdır

Birdenbire konuşuveren hayvanlara,insana hayatın sırrını veren ağaçlara,

meleklere,masallara,mucizelere inanırız

Belli bir yaştan sonra büyüdükçe terkedilir masallar

vazgeçeriz inanmaktan varlığıyla bizi zenginleştiren şeylerden

Sanki artık hiç ihtiyacımız yokmuş gibi..


Giderek iyi olan herşeye inancımızı kaybederiz

Doğaüstü güçler taşımasına gerek yok,sadece iyi insanlar bile

masal dünyasına aittir artık bizim için,

iyilik yapanın mutlaka bir art niyeti vardır,bir çıkarı vardır,

yoksa niye bir başkası için parmağını kıpırdatsın ki insan?

O büyü bozulur,

gerçek dünya ruhunu alır,

o çocuk masumiyetini de..

Ama ben hala amatörüm 

o ruhu kaybetmek istemeyenlerdenim

Mucizelere inanmak gerek,bunu biliyorum

Yaşamın bir kısmının seçimlerden,bir kısmının alınyazısından

oluştuğuna inanırım.


Ancak çizgi nerede çekilir,tam kestiremiyorum

Sadece azim,çalışmak ve inançla herşeyi başarmak mümkün mü?

Herşeyi yapıp,yarı yolda kalmanın sebebi ne ozaman?

Mutlu sonu yakalayanlar da olur,istediğine kavuşamayanlar da?

Bazen hep bir engel çıkar,tam kavuşacağınız sıra?

Bazen ne yaparsanız yapın gerçekleşmez

İlahi bir güç vardır sanki müdahil herşeye

Bazen yanlış insanları seçeriz,

bazen tercihlerimiz yüzünden acı çekeriz

Peki,hepsi bizim seçimimiz midir?

Herşeyin kontrolünüzden çıktığı, bir selin içinde akıntıyla

sürükleniyormuş gibi hissettiğiniz olmadı mı hiç?

Müdahele edemeyiz bazen,ipin ucu artık elimizde değildir

''Hiçbirşey tesadüf değildir'' üzerine düşünülmesi gereken bir cümledir

Yaşadığımız ne varsa, ya seçimlerimiz sonucu oluşmuştur, ya da kaderdir

Tercihlerimiz bizi o olaya,zamana,kişiye getirdiyse

bu zaten tesadüf olamaz;

diğer seçenek alın yazısı olduğuna göre ,

yukarısı da bir ömrün hikayesini tesadüflere bırakmaz,değil mi?

Einstein'in şu sözü bu duruma çok uygun:

''Aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemek deliliktir''

der.sürekli yanlış kişileri seçip,kendini üzen,acıtan,kıran insanlara aşık olmak

ve sonucun farklı olmasını beklemek deliliktir

ilişkiler için değil sadece hayatta iş,kariyer hayatınız için de durum böyledir

Bunu hayatın her noktasında gözlemlemek mümkündür

Yaşadıklarından ders çıkaramayanlar,bir sonrakin de daha büyük bir sınavdan geçerler.

Bana kalırsa hayat işine müdahil ilahi güçler var hala!..

Ve bazen gönlümüzden geçen olsa da olmasa da o güçler bizi koruyor

Aşk işine de melekler bakıyor

Seçtiğiniz insan sizin için doğruysa,yola birlikte devam ediyorsunuz

O zaman dilimi için güzel bir seçim ama ileride gideceğiniz yolda

size uymuyorsa,engeller çıkıyor ayrılıyorsunuz.

İlişkiler, iyisi ve kötüsüyle sizin tarihinizdir.

Eskiden birini sevdiniz ve sonradan çok acı çekmiş olabilirsiniz

Bunun için üzülmenin manası yok

Gerekli dersi koyun cebinize ve yola devam edin

O dönem için doğru kişi olabilir; yaşamanız gereken,

sizi olgunlaştıracak bir tecrübeyi o insanla geçirmiş olabilirsiniz

Sevmek değerlidir,bu sizin servetinizdir ve herşeyden önemli olan budur

karşınızdakinin layık olup olmaması başka meseledir

Bu nedenle hayatın her noktasında müdahil melekler aşka da müdahele ederler

yardım ederler bazen mutlu sona ulaşılır 

bazıları da neden birtürlü birleşemediklerini anlayamaz

Buna benzer bir durum yaşıyorsanız,elinizden geleni yapmış ama bir türlü devam edememişseniz;

 fazla kurcalamayın. Bazen ilahi müdahele devreye girer,

sizi daha acı ve kötü olaylardan korur

Yukarının işine karışmayın :)