2 Haziran 2018 Cumartesi

karma ♻️

Dengesi bozulur dünyanın eğer ki üzen, 
üzdüğü kadar üzülmezse...
Seven sevdiği kadar sevilmezse..
Ağlayan, ağladığı kadar gülmezse..
Değer verene, birgün değer verilmezse..
Tüm denge bozulur.❗️
Acı veren, acı çekmezse..
Yaralayan, yaraladığı yerden yaralanmazsa..
Eziyet gören, gün gelip de eziyet edenlere dersini vermezse..
Ah etmesine bile gerek yok acı çekenin.
Düzen böyle işliyor.❗️
Cennet, cehennem bu dünyada.
"Karma" denilen adalet sistemi, gün geliyor, tüm öcünüzü alıyor.‼️
Yaşamadan ölmediği gibi insan, ölmeden de yaşayamıyor.❗️
Bir kere ölünmüyor bu hayatta. Halbuki herkes öyle sanıyor. ❗️
Bin kere öldürülüyoruz, adalete teslim edemediğimiz, suçu anayasa kapsamında olmayan duygu katilleri tarafından.‼️
Ama adalet bu kusursuz dünyada sandığınızın aksine mahkeme salonlarındakinden daha hızlı işliyor.❗️
Sizi bir kere öldüren, sonunda bin kere ölüyor.
"Karma" diyorlar ya buna.❗️
Bana göre adı "seni üzeni üzen ve bunu da sana gösteren, kötülüğe çelme takan muhteşem bir sistem"🙏🏻
Tek yapılması gereken, arkanıza yaslanıp "hayat" denilen bu muhteşem filmi izlemek, intikamınız sistem tarafından itinayla alınırken.🙏🏻💕

5 Temmuz 2017 Çarşamba

.

"Ve bilinsin ki ; 

Kadın..

Karşısına tüm dünyayı alırken

Yanında yalnızca

Tek bir adam ister..

Öyle çok detaylı değil,

Yalnızca "kararlı".

Biliniz ki;

Kadının solundaki boşluğa oturursa biri 

Dünyadaki erkek sayısı 1'e düşer.."



25 Mart 2017 Cumartesi

23 Mart 2017 Perşembe

miracles come in moments..

Yarın bi milat olsun mesela.. 

yükleri geride bırakalım..

tutarsız, korkularına esir, cesaretsizlere bi çalım atalım. 

önümüze bakalım..bakışından şifa bulduklarımızın elini tutalım..

şifa olalım birbirimize.. Kıymet bilelim mesela..

ama önce ve muhakkak kendimizin.. 

yarın yeniden başlamaların günü olsun.. 

ve sahip çıkmanın sevdaya, inanca, düşlere, doğrulara.. 

korkularını, gururunu aşkına tercih eden insanlardan olmayalım...

bi de her şeyin hakkını vererek yapalım.. hissederek... 


yarın masmavi bi gün olsun..


21 Mart 2017 Salı

karalamaca..uzun zaman sonra..

acı tatlı ne varsa silmiştim oysa

diplerinde yüreğimin

umutlarıma, düşlerime engel ne varsa

çekildi pimi uzun zaman önce

gözlerimde uçsuz bucaksız 

hüznüm isyanımın

baktığım herkes hayat yorgunu..


bir kere daha çıkmalı

insan yeryüzüne

denizin en mavi haline

yüzünü dönüp dalmalı

herşeyin bir anda yok olma

ihtimalinde..





pek ala dirildi de..

öyle canlı

öyle taptaze

cennetinde büyüttüğüm bu sevgi

ego duvarına çarptığı vakit

haddini aşan farkındalıklarımla

eskimeye yüz tutmuş

yok olan yanlarımı kanatıyor



acımasız dünya üzerinde

hayat kaosunda

çığlıklar eşliğinde kaybolurken

endişeler sorunlar kat be kat

sırtımıza binerken

yüreğimizde büyütmeye

devam ettikçe sevgiyi

boğdurursak bu maratonda

aşkı kaygılarımıza

bir 'özür dilerim' e 

takılı kalırız

gecenin ruhsuz

karanlığında.























15 Mart 2016 Salı

my little brother ❤️

Biyolojik bağımı bir kenara koydum..
Aynaya bakar gibiyim..Kardeşime bakıyorum..
Erkek kardeşime..

Doğduğu gün dün gibi..
sevimli bir bebekti eve dahil olan.
kısık çekik gözlü, simsiyah saçlı. 
aradaki üç buçuk yaşa rağmen, -o zaman yaşanan kıskançlıktan kaynaklı belki de- akılda taptaze bebekliği..;)
Bir erkeğin ablası olmak zordur
Bir kız kardeş gibi değildir, klasik kıskançlıklar olmaz, aynı elbiseyi giyme kavgası yaşanmaz örneğin..
Bir erkeğin önünde örnek olmak ve ona dünyayı anlatmak zordur..

Beraber geçer çocukluğunuz ama hiç arkadaş olamazsınız çünkü siz ablasınız, o küçük kardeş...
kafadan oyunlar uydurursunuz, "odunculuk" koyarsınız adını ama hep onu sırtında taşıyan oduncu siz olursunuz çünkü o hep küçüktür.

sonra ilkokula başlar ve ikinci öğretmeni sizsinizdir. akşamları ders çalıştırırsınız, yaprak takvimin arkası tahtanız olur. okuma-yazmayı söktüğü an yanındasınızdır, hiç unutmazsınız ilk okuduğu kelimenin "abla " olduğunu.

sonra ortaokula başlar. asidir. sigara içer, inkar eder, kavga eder, dersleri kötüdür, üstüne gelinmesini istemez. arkadaşları her şeyidir. ama o da sizin herşeyinizdir tüm dikbaşlılığına rağmen. 
çünkü o hala küçücüktür.

lisede anneyi babayı çok yorar, hocaları şikayetçidir, kavgalar abartılmıştır, bıçaklanıp geldiği bile olmuştur eve. herkesi üzer, bir başarı beklenmez.ama o en zor anlarda hep ablası yanındadır

kızdırır tüm aileyi, üzer belki zaman zaman..yeri gelir korur kollar yeri gelir bir anne gibi kızarsınız..

gün gelir üniversiteyi kazanır. 
ağlarsınız sevinçten. doğduğu günü hatırlar, daha çok ağlarsınız..

onu severken annenizin sizi kim bilir nasıl sevdiğini tahmin etmeye çalışırsınız, ama akıl sır erdiremezsiniz. daha öte sevgi olabilmesi şaşırtır çünkü sizin ona duyduğunuzun daha büyüğü bir sevgi yoktur size göre.

on dokuz yaşındadır artık ama ortaya hala ödül konur tüm derslerini vermesi için. çünkü o kaç yaşına gelirse gelsin ablasının küçücüğüdür.

Okulunu bitirir mezun olur askere gider, 'güle güle' diyemezsiniz..ikinizde susar sadece susarsınız..

Balkondan el sallarken arkasından su dökersiniz :((

küçüklüğünden beri endişeler taşıdığım o küçük çocuk büyüdü kocaman yürekli düşünceli sorumluluk sahibi bir adam oldu!..

Endişelenirdim hayattan bahsederken ona, ya yanlış bir kelime kullanırsam diye. 
Ya çok öfkelenirsem, ya da çok sevinirsem olağan bir şeye. 
Ya yanlış kitaplar verirsem ona, ya yanlış haberler okursam diye..
Ya dinlerse beni diye çok korkardım
Ya kendi yolunu kendi çizemezse?!..
...

Gün geldi kendi yolunu çizdi..
Muhteşem başarılı yetenekli 
bir ahçı oldu..
Hep çok istediği şeyi yaptı!..
Çok çalıştı, kendini geliştirdi..
Alanında uzman bir şef olarak iki yerde birden çalışıp kendi mekanını açtı ;)

Ve o gün geldi tüm geçmişin bir araya gelmesi gibi karşılıklı kadehler tokuşturuldu :)

Seninle gurur duyuyorum canım benim!

İyi ki varsın! İyi ki benim kardeşimsin!..




4 Ocak 2016 Pazartesi

they say...

İnsanları anlamak zor cidden..

Çok sevdiğim yakın dostum hayatına yepyeni bir yol çizmek ve bir girişimde bulunmak istiyor ve yine aynı tip enerji emen, demoralize eden tipler karşısında anıt gibi duruyor :/

Hayatta en nefret ettiğim insan tipidir 'yapamazsın' cılar, 'imkansız' cılar..
Kendisi oturur, hiçbirşey yapmayan körelmiş bir asalak olarak senin de ilerlemeni, başarmanı, birşeyler yapmanı istemez..
O yüzden herşeyi derler cnm..

'Risk alıyorsun' derler..
'Kafayı mı yedin bu zamanda' derler..
'aman düzenli bir gelirin sigortan olsun yeter' derler..
'öğretmenlik ideal bayan için, napcan boşver' derler..
'küçük semt burası, olmaz' derler
'büyük şehir burası, nasıl yapcan' derler
'zengin bir koca bul, evlen git' ten tut ta 'kır dizini otur evde' ye
kadar geniş bir koridor düşünce engeli ile karşılaşırsın cnm..
derler de derler..
girişimcilikten çok garanticilikten yana bu kafalardan uzaklaşıp
hedeflerine bakman gerekir

Yol ayrımı şurdadır aslında;
İç sesine olan inancınız!..

'Siz neyi istiyorsunuz?! 
ve kendinize ne kadar inanıyor ve güveniyorsunuz?!'
Gereken tek şey bu:
İnanmak!..
....
...

Sonra dönüp arkanıza baktığınızda 'yapamazsın' diyenlere
sadece gülümsüyorsunuz, 
emin olun!..
Sade bir gülümseme..
:)
Sevgiler ;)

3 Ocak 2016 Pazar

flashback ;)

Eveeet koca bir yıl geldi geçti..
Her yıl olduğu gibi yılbaşında insan geriye dönüp bakıp üzüntülerini, sevinçlerini, hatalarını, yaptıklarını, yapması gerekenleri, yapmaması gerekenleri, hedeflerini hayallerini zulada ne varsa 
şöyle bir gözden geçiriyor :) şahsen ben çok yaparım :)

yıllardır yılbaşı benim için özel oldu, hem doğum günüm hem yılbaşı hem de yepyeni umutlarla devam etmek, güzel başlangıçlar yapmak için bir sembol bir gün oldu, bugün sonlanan koca bir yıl, devasa bir arşiv deposu :)

geçtiğimiz 2015 yılında keşfettiğim ve 2016da daha çok yapmayı umduğum şey: 'an' da yaşamak!..
Evet, geçmiş gitti, gelecek belirsiz. 
Yani ne geçmiş ne de gelecek var. 
Sadece "an" var. 
İşte bu yeni başlangıçta "an"da kalmayı becerebilmeyi diliyorum kendime ilk olarak 2016 da!..;)

Benim için kapanış perdesi çok zor bir yıldı. Hem ülkece hem bireysel olarak sanırım gerçekten sınav gibi bir yıl geçirdik..
Bir yandan iş iyi gider, büyür ve şubeleşirken ülkenin ekonomik ve siyasi durumu tüm sektörleri firmaları etkiledi 
ve doğal olarak herkes etkilendiği gibi organizasyon sektörü de etkilendi..
Ama dikeni olduğu için gülden de vazgeçmedim, geçmem de. 
Tüm riskleri göze alarak ilerledik ve devam ediyoruz çok şükür :)

2016 nın benim için uğuru olacağına inandığım iş merkezi işletmeciliği alanında kurduğumuz markamız G'Offices ta 2015 in bizim için uğur böceği oldu :)
 işallah o da çok güzel ilerleyecek ;)

"Olması gerekenler oldu, gitmesi gerekenler gitti..." yi çok duydum can dostlarımdan son zamanlarda.
 Fakat her ne kadar güzel şeylere yer açmak için gidiyor olsa da giden,insanın içinden bir parçayı da söküp götürüyor..
Hani derler ya inim inim inletip..işte öyle gidiyor.. 

Hayatım baştan aşağı değişti bu yıl. Şems'in dediğine geldi "Hayatım altüst olacak diye korkma, Nerden biliyorsun hayatının altının üstünden güzel olmadığını". Aynen öyle..
3 aşamalı zorlu bir seminer sonrası değiştiğimi hissettim..
Nesneden uzaklaşıp maneviyata doğru yol aldığım, daha çok kendime döndüğüm, özüme, içime olan bu yolculukta dileğim gerek dünyanın öbür tarafında olup istersem yanımda bitebileceğini söyleyen, gerek yakınımda olup her an yanımda bitecek olan, yaptığım ve yapma potansiyelim olan hatalarımla beni kabul eden dostlarım, sevdiklerim yine yanımda olsun bu değişim yılımda da.

Farkına vardım ki gerek fikir, gerek olay, gerekse bir nesneye fena yapışmışım yıllardır. Tıpkı olgunlaşana kadar dalına sımsıkı tutunan ham meyve gibi. 
O yüzden bir an önce olgunlaşabilmeyi diliyorum. Çok şeye dokunup gitmek istiyorum. Benimse zaten benimledir, yoksa zaten benim değildir. 

Cama vuran kar tanesi önce yapışır kalır, sonra tek başına süzülerek aşağı akarken diğer damlalarla birleşip büyük bir enerji ile aşağı iner ya işte böyle huzurla akacağım güzellik dolu çok şey olsun istiyorum.

Olgunlaşmak istiyorum da içimde ki çocuğu öldürmeden. 

"müsamaha yılım" diye adlandırdığım yeni yıldan biraz kendim için yaşadığım, ilişkilerimi dengede tutabilme için sabır, yapabileceklerimi keşfedebilmem için enerji, heyecan diliyor kendimden ve yaşadığım her andan keyif almayı seçiyorum. 

Sevdiklerim içinse hayırlısını diliyorum, keyifli, huzurlu bir yıl olsun, aşk olsun!..

Gel şimdi yeni yıl, eskisi nasılsa bitti :) 
Ne sunsa önümüze yedik :) 
Bakalım sen neler sunacaksın bize..;) 
Nasılsa yiyeceğiz dert etme.;)



happy new year & birthday ;)

Eveeeett istesen planlasan olmaz bir günde doğmuşum; annecağızımın yılbaşını sancılar içinde geçirmesini sağlamışım ve yılın son günü dünyaya gözlerimi açmışım işte :)) 
sıradışı bir çocuk olacağım doğumumdan da belliymiş aslında :)
-şu milenyum çocuğuna verilen ödül 82 de verileydi şimdi milyonerdim yaa pehh neyse :))-

'normalde şu tarihte doğmuşum da nüfusta şöyle' muhabbetlerini sevmediğimden direkt söylerim:)

Bu sefer de ' ee niye bir gün için bir yıl aldırmışlar, bir sonraki yıla yazsalarmış' muhabbeti dönse de yıllardır anne ve babam tam doğru yazalım demişler :)

30 yaştan sonra komplekse girenler gibi saklayanlardan değilim; aksine bangır bangır rahatça söylüyorum:
iyi ki doğmuşum ve 33 olmuşum :)))

33 yaşında tanıtım organizasyon sektöründe çokça çalışmış, koşmuş yorulmuş; şimdilerde bir de iş merkezi işletmeciliği alanına el atmış bir kişiliğim..Bu aralar işin şükür kısmında biraz da keyfini çıkarmakla meşgulüm :) ama bilen bilir fena bir işkoliğimdir ve hiçbirşey altın tepsi de sunulmadı bana..kim kimle napmış, o bu nasıl nerdeymiş vs gibi sığ şeylerle uğraşmaz, dedikodu fesatlık kimse ile uğraşmaz önüme bakarım her zaman..
her sabah kalkar 'daha iyi nasıl olabilirim, neler yapabilir nasıl ilerlerim' bunlara kafa yorar uğraşırım..
Gülmeyi, güldürmeyi,paylaşmayı, insanları mutlu etmeyi, film izlemeyi, kitap okumayı ve doğayı çoook seviyorum :) tam bir doğa aşığıyım :)
Tipik bir oğlak burcuyum..azimli dağ keçisi evet..:) 
'imkansız' 'olmaz' lügatımda yok..kafaya koyduğumu yaparım :)
Kalp kırmaktan ve yanlış anlaşılmaktan korkarım..
Çekirdek bir ailem ve beni seven insanlar var; mutluyum :))

Bugünlerde bir kez daha şükrederken her zaman yanıma olan koruyucu meleğime, aileme,dostlarıma, arayıp soran, kutlayan tüm arkadaşlarıma;
bunca işin gücün yoğunluğun yılbaşı organizasyonlarının arasında doğum günüm için süpriz yapan ekibime dostlarıma ve bugün inanılmaz güzel bir atmosferde çok güzel bir süpriz yapan @mosnişantaşı ekibine, sosyal medyadan, msjla, arayarak doğum günümü kutlayan herkese çooook çooook teşekkürler :)))

Beni çook mutlu ettiniz:)

2016 (çift sayı uğurludur her zaman) herkese önce sağlık, huzur, mutluluk, başarı ve şans getirsin! :)

Ülkeme ve tüm insanlığa barış ve huzur dileklerimle!..

MUTLU YILLAR!..:)))

22 Aralık 2015 Salı

theraphy

Hayırlı kandiller..Sevgiyle.

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
Işığı gördüm, korktum.
Ağladım.

Zamanla ışıkta yaşamayı ögrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladim sevdiklerimi. ..
Ağladım.

Yaşamayı ögrendim.
Dogumun, hayatın bitmeye başladığı an oldugunu;
aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar oldugunu
ögrendim.

Zamanı ögrendim.
Yarıştım onunla…
Zamanla yarışılmayacagını,
zamanla barışılacağını, zamanla ögrendim…

Insanı ögrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler oldugunu…
Sonra da her insanın içinde
iyilik ve kötülük bulundugunu ögrendim.

Sevmeyi ögrendim.
Sonra güvenmeyi…
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı oldugunu,
sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kuruldugunu
ögrendim.

İnsan tenini ögrendim.
Sonra tenin altında bir ruh bulundugunu. ..
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde oldugunu ögrendim.

Evreni ögrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını ögrendim.
Sonunda evreni aydinlatabilmek için önce çevreni
aydınlatabilmek gerektigin ögrendim.

Ekmeği ögrendim.
Sonra barış için ekmegin bolca üretilmesi gerektigini.
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin,
bolca üretmek kadar önemli oldugunu ögrendim.

Okumayı ögrendim.
Kendime yazıyı ögrettim sonra…
Ve bir süre sonra yazı, kendimi ögretti bana…

Gitmeyi ögrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi…
Daha da sonra kendime ragmen gitmeyi…

Dünyaya tek başına meydan okumayı ögrendim genç yaşta…
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektigi fikrine vardım.
Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektigine aydım.

Düşünmeyi ögrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi ögrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yikarak düşünmek
oldugunu ögrendim.

Namusun önemini ögrendim evde…
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk oldugunu;
gerçek namusun, günah elinin altindayken, günaha el
sürmemek oldugunu ögrendim.

Gerçegi ögrendim bir gün…
Ve gerçegin acı oldugunu…
Sonra kararında acının, yemege oldugu kadar hayata da
lezzet kattığını ögrendim.

Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının
hayatı tadacağını öğrendim.

Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
Olur ya …
Kalp durur …
Akıl unutur …
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur …


Hz. Mevlana

19 Aralık 2015 Cumartesi

Outlook - Essence - Summit ;)

Avustralyada (hayalim bi gün kesinlikle yeni zelanda ve avustralya yapıcam ) yağmur ormanlarında yaşayan insanların yaşamları ile bir kitapta kesinlikle her kadının bu deneyimi hayatında bir kez yaşaması gerektiğini anlatıyordu..
Özellikle yeni bi dönem başlıyorsa hayatında bu yeni dönemi onurlandırmak adına çok önemli ve etkili bir adım olduğundan bahsediyordu..
Ben de yeni bi dönemin benim için başlamış olduğunu hissediyordum ama bi an durup düşününce 'yoo, dedim o kadar da diil' ;)
Sonra bir 'outlook' seminerine katıldım
Tony Wiseman'ın outlook- essence- summit seminerlerini deneyimlemek insanda müthiş bir dönüşüm yaratıyor!
Hani kendisi bir din kursa hepimiz müritleri oluruz eminim, o kadar hayranız kendisine ;)
ilerlemiş yaşına rağmen muhteşem bir enerjisi var ve herkesi etkiliyor bu!..
Onu tanıdığım ve günlerce zor şartlarda
da olsa harika deneyimleri yaşadığım ve paylaştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum!..
Kendinizi tanımadığınızı bilmediğinizi farkedeceksiniz..sadece var oldugunuzu aslında yaşamadığınızı anlayacaksınız..

Eğer siz bir bahçe iseniz bildiğiniz o bahçe darma duman oluyor..;)
Çekiç, kazma kürek, iş makinalarıyla dalıyor o bahçeye ve altını üstüne getiriyor o bahçenin ;)
Fabrika ayarlarınızla oynuyorlar ;)
Kendi gerçek benliğinizle özünüzle yüzleşiyorsunuz!..
Kendimi kuru soğana benzetmem gerekirse bildiğin o soğanı soyup uğraşıp kabuğunu çıkarıp çıkarıp o soğanın cücüğüne ulaştırıyorlar!..;)
Siz eğer katı bir cevizseniz merak etmeyin; tüm kabuklarınızı kırıyorlar, zırhlarınızdan, statülerinizden, rollerinizden, konumuz veya işinizdeki evinizdeki halinizden eser kalmıyor!..
Herşeyle yüzleşiyorsunuz, ayna gibi bir yansıma!..;)
Müthiş bir deneyim!..
'Anlatılmaz yaşanır ' denen türden cidden!..
Outlook dışardan kendine bakış, Essence ise özüne..
(Buarada benim kadar bilgi paylaşan anlatan da yoktur sanırım, zaten yasak..üstelik anlatamıyorsun da çok farklı, yaşanması gerekli)
Summit te ise 1000 derecelik ısıda, ateşin altından çıkarılan kızgın kor un üzerinden yaklaşık 6 metre, yani 8 adım yürüyorsun..ve yandığını ısıyı hissetmiyorsun!..
Evet şaka gibi geliyor değil mi?! ;)
Ama evet böyle ve müthiş farklı bir deneyim..Outlook a kayıt yaptırırken ilk günler Tony e sabırsız davranıp 'ben direkt summitten başlamak istiyorum' demiştim ;) 'outlook ve essence ı atlasak olmaz mı?! ' diye sızlandım..
Hayır, dedi.. aşama aşama...hepsini bitirmen gerek..ve ekledi..çok az insandan ışık alırım, sen de var o! 
Acele etme!' dedi ama merak ediyordum
Benim için inanılmaz harika bir deneyim oldu!..
Seminer sonrası ilk pazartesi uyandım..
Bi parça daha değişmiş olarak..
Yeni ben'e doğru yola çoktan çıktığımı ama artık bu yeni benin duygularımda, davranışlarımda, bakış açımda, algılayışımda kendini net olarak gösterdiğini farketmeye başladım. 
Bi dakka dedim, bi durdum. Ne hissediyorum? 🤔
geriye baktım: indiğim kayık sahilden çoook uzakta. Ben nereye gidiyorum hiç bi fikrim yok, hiç bi zaman olmıycak da zaten, olmasın da zaten.. '
kontrol etmeye çalışmamak, çabayı, bırakmak, çok korksam da, bilinmezi kucaklamak, korkunun illüzyon olduğunu, sadece sevginin gerçek olduğunu ve aslında gidilecek bi yer olmadığını ve hatta önceden belirlenmiş yürünecek bi YOL da olmadığını farketmek, her adımda o yolu,  her an,  yeniden ve yeniden gerçekleştirdiğimi, yarattığımı bilmek.
Ortada bi YOL yoksa ve ben onu her adımımda yeniden ve yeniden yaratıyorsam öyleyse kendi tarihime bi not düşmek istedim. 'kendi mutluluğumun sorumluluğu' bunu bi sembolle onurlandırmam gerekiyodu..
Gözlerimin önünde sürekli değişecek olan bi sembolle..;)
Bu yeni dönemi, hala dalga dalga gelmekte olan bu yeni 'ben'i onurladırmak onu en güzel şekilde ağırlamak ve yeniye yer açmak için algıladığımda böyle baktığımda: saçlarını kazıtmak özellikle bi kadın için çok büyük bi hamle..yaptım ve mutluyum!..;)
Yeni ben le yeni yılda yeni umutlara, hedeflere, deneyimlere..ama hep sevgiyle!..


15 Aralık 2015 Salı

courage and self-confidence

Başkalarının yapamazsın dediği şeyi bir kez yaparsanız ondan sonra sınırlarınızı hep siz çizersiniz!.





short, shorter, the shortest ;)

7 yıl boyu saçlar belinde ve kızıl kullanan biri olarak saçlarımın uzunluğunun işaret parmağımın tırnağının yarısı kadar olması bi korkutucu geliodu ama diilmiş hatta çok nefismiş 😀ve  tüm kalbimle ifade etmem gerekiyo ki saçlarımın banyodan çıktıktan sonra havluyla kurulanamaycak kadar kısa olması (bırak kurutma makinesine ihtiyacının olmamasını falan) muhteşem bi his.🙆
Bir de benim için olayın şöyle bi açısı  da var:
gerçekten nasıl bi tip olduğumu merak ediyordum. Üniversiteyi kazandığımdan bu yana tam 15 yıldır sürekli boyandı bu saçlar. Kızıldan kahve ve siyaha, sarı, platin, beyaz, turkuaz, gri derken tüm renk scalası denendi 💁😬
Son yıllarda diplerde beyazlar görüyordum..Bazı yerlerde daha fazla beyazlar mı vardı sanki? Nasıl bi dağılımdı bu? Saçlarım ne renkti benim ya? Yani baya bi meraktaydım bi kuaför eli değmediğinde nasıl bi tiptim ben? 
saçlarım mevzu bahis olduğunda ben 'gerçekte' nasıl bi tipim? Nasıl bi görünüşüm var şimdilerde? çok mu beyaz var mesela? görmeye dayanamacak mıyım boyasız olduğunda?!
saçlarım düz mü, dalgalı mı, kalitesi nasıl, nasıl, nasıl, nasıl?? 
Sonuç:
Kestirdiğim andan itibaren bi an bile pişman olmadım. 😉👍
Eskiye veda etmenin (elbette sembolik olarak) yeni dönemi onurlandırmanın daha güzel ve anlamlı bi yolunu düşünemiyorum.
Ve evet beyazlar önlerde daha çok.. Tatlı tatlı geliolar.. ben de izliyorum. 
İlk kazıttığım an çok hoşuma gitti, hiç tuhaf bulmadım hatta bu kısalığı bekliyormuşum 😇😌
Ama tabii ki bi noktada uzatmaya başlamam gerekiyodu.
Ve evet saçlarım baya hızlı uzuyo 😉
15 günde bir 'kessek mi erkan, çok kötü bu ara dönem' diyip sabırsız davranmazsam 💁
Buarada Mos Nişantaşı ekibi harika 😉👍 sevgili Ali Subaşı ve Erkan Uzelli
saçlarda harikalar yaratıyorlar ve işlerinin uzmanı bir ekip cidden 👏🏻
eveeettt herşeyin kontrolden çıktığı o dönem başladı ve evet şapkasız bandanasız beresiz sokağa pek çıkmıyorum. Çıktığımda biraz ilgili bakışlar oluyor 👀
Ama bu hal de, hayal gücümü tetikleyen yeni bi oyun alanı oldu 
benim için.😀😉👍
Bandanın üstüne, altına değişik aksesuarlar, deniz kabukları, taçlar (galaktik prenseslikler) neler neler..
Şapka koleksiyonum oldu mesela ilgilenmeye başladım 😊
Beni sadece bir aydır tanıyan biri saçlarımın bir ay öncesinden çok farklı olduğunu gözlemliyo mesela. 
Tanımıyo etmiyo ama bu tarihe bildiğin tanık oluyo.. 
Yani her an fokur fokur kaynayan bi değişimin içinde deviniyorum. Bu değişimi hem içten dışa gözlemlemek hem de bana bakan gözlerin bu değişime bakışını gözlemlemek enteresan.
Saçlarımı kazıtmak, içimde belki de daha önce hiç gitmediğim, derinlerde bi yerlere dokundu, kendimle yepyeni bi şekilde yeniden tanıştırdı
....
Yeni bi dönemin başlangıcındaysan ve çok korkuyosan ama yeniye de iştahla ve hevesle heyecan duyuyorsan özellikle de bir kadınsan şiddetle tavsiye ederim. Pişman olmayacaksın. Pişman olsaydın kazıtmazdın zaten. Sevgiler, öptüm💋

17 Ekim 2015 Cumartesi

Memleketim ;) - Seferihisar Sığacık -

Buralar cennettir..ama öyle sadece denizi, yesilligi vs nedeniyle degil..insaniyla..sicacik köylüsüyle..misafirperverligiyle..
hayatin yavas akmasiyla..
'slow city' olmasi bundandir..
Bisiklet sürülür, yürüyüş - koşu yapılır sabah akşam; çünkü bisiklet yolu da koşu yolu da vardır, bunun lüx olduğu kentlerde kalınca anladım değerini ama öyle..

Organik tarım yapılır..doğal ürünlerle beslenme de lüx oldu çünkü..
Her şehrin kendi meşrebince var olması gerektiğini düşünenler tarafından yönetiliyor. 
Belediye başkanı da tam bu kafada muhteşem bir insan!..

Alternatif turizm ve yaşama modeli ile örnek bir şehir..
Harala gürele kitle turizmi değil de yerine misafirlerin evlerde konaklayabildiği ve yerli halkın hayatına dahil olabildiği bir tür hakikatli turizm modeli.

Ama seferihisar’da modeller bununla sınırlı değil..farklı yaşam modeli sadece kültürel meselelerle sınırlı değil..
doğa,beslenme derken her konuda örnek..
Belediye meclisi nde tek çocuk meclisi olan belediye mesela ;) Çocukların da fikrinin alındığı tek yer olması özelliğini koruyor..

Yavaş şehir’in simgesi salyangoz. 
çünkü kabuğu sert, yavaş, iz bırakıyor ve kabuğundaki şekil altın oranı taşıyor. 

Yani Seferihisar Türkiye'nin porto alegre’si..nasıl brezilya’daki porto alegre belediyesi bütün bir gezegene “başka bir dünya mümkündür” sloganını ilham ettiyse seferihisar da türkiye’ye “başka bir türkiye mümkündür” fikrini ilham edecek. 
Elbette eğer salyangozun yoluna çıkılmazsa! 

Bu yüzden yazmak istemiyorum güzel şeyleri bugünlerde..Çünkü nazar değecekmiş gibi geliyor. saklayayım, sakınayım istiyorum. 

Çünkü bodrum da benim çocukluğumda çok güzeldi..Marmaris te..bir on yıl sonra 'buralar şöyleydi mahvettiler' demek istemiyorum çocuklarımıza..

sakınıyorum..korkuyorum oyüzden ama sanırım herkesin bilmeye ihtiyacı var: memlekette iyi şeyler de oluyor.



22 Ağustos 2015 Cumartesi

theraphy by my dad!..

Kalp sırrı'na erenler neler yapar, bilir misin?
Kızmazlar,
Küsmezler,
Kırmazlar,
Kırılmazlar,
Her şeyde '1' güzellik bulurlar,
Hiç '1' şeyi insanoğlundan bilmezler;
Rab'binden bilirler.
Herşeyi 'O'ndan umup beklerler.
Ve, Sus'arlar,
'Sus'arak konuşurlar..


Hz. Mevlana

Night in Istanbul!..

Istanbulu özellikle geceleri seviyorum!..
Çünkü gece gökyüzü gibi ışıl ışıl parlıyor yeryüzü...Yanan tüm ışıklarla...
Boğaz manzarası..şehrin tüm ışıkları..yansimalar..büyü gibi cidden..




Good night post


17 Ağustos 2015 Pazartesi

Üstad'a saygıyla!..

Kalp herkeste var ama yürek başka bişiy..

Yüreksiz adamlarla yola çıkılmaz, 

taşıyamaz ağır gelirsin!!!

28 Temmuz 2015 Salı

Love is fearless

Bazı erkekler aşktan ve gelecekten korkarlar...Yalnızca aşıkmış gibi görünüp, aşk adına oyunlar oynayıp duruyorlar..
Yeminler edip, sözler vaatler verip hiçbir sözü yerine getirememenin ezikliği altında 
tıkanıp kaldığında da olabildiğince çaresizce çırpınıyorlar..
Aşktan korkar hale gelen kişi; bedensel ilişkilerle kendini tatmin eder hale gelir ve bunun aşk olduğuna inanır.
Fakat aşk diğerini oyalamak, duygularıyla oynamak, kullanmak değildir, kalbini vermektir ona..
Birşeyler almak arzusu değildir aşk; birşeyler paylaşmaya duyulan can atıştır.
Birine aşık olduğunda tüm korkuların yok olur..Işık gibidir aşk..
Işık her neredeyse karanlık orada var olamaz..
Ve her neredeyse aşk, korku orada var olamaz..
Korku zihinden gelir, aşk ise kalbinden..
Kalbini dinleyen tüm 'adam gibi adam' lara selam olsun!..
Kalbinizi dinleyin!..
Yürekli bir adamın hayatına verdiği huzur paha biçilemez çünkü!..

Şükrolsun!..