karalamaca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karalamaca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2017 Salı

karalamaca..uzun zaman sonra..

acı tatlı ne varsa silmiştim oysa

diplerinde yüreğimin

umutlarıma, düşlerime engel ne varsa

çekildi pimi uzun zaman önce

gözlerimde uçsuz bucaksız 

hüznüm isyanımın

baktığım herkes hayat yorgunu..


bir kere daha çıkmalı

insan yeryüzüne

denizin en mavi haline

yüzünü dönüp dalmalı

herşeyin bir anda yok olma

ihtimalinde..





pek ala dirildi de..

öyle canlı

öyle taptaze

cennetinde büyüttüğüm bu sevgi

ego duvarına çarptığı vakit

haddini aşan farkındalıklarımla

eskimeye yüz tutmuş

yok olan yanlarımı kanatıyor



acımasız dünya üzerinde

hayat kaosunda

çığlıklar eşliğinde kaybolurken

endişeler sorunlar kat be kat

sırtımıza binerken

yüreğimizde büyütmeye

devam ettikçe sevgiyi

boğdurursak bu maratonda

aşkı kaygılarımıza

bir 'özür dilerim' e 

takılı kalırız

gecenin ruhsuz

karanlığında.























12 Temmuz 2015 Pazar

...mış / ...muş

Canın öyle yanarmış ki,

sevgi koridorları pas tutarmış

gözyaşları kurur,

ruh yalnızlığa soyunur,

bedenin acının raddesinde dolaşırmış..

kimse vazgeçilmez değilmiş,

öğreniliyormuş..

acılar gün gelip tahammül sınırında

beliriyormuş..

kadında zaman farklı işliyormuş,

herşey birikip yerini alıyormuş,

öfke insanın içinde sevgiden daha çabuk

büyüyormuş

ve nefret asla başka bir duyguya 

dönüşmüyormuş





24 Aralık 2013 Salı

Bir Ankara akşamı karalamacası..

Hava çok soğuk..

Isınmak için sıcak bişiyler istedim

Sahlep..

Üzerinde tarçın ve kokusu..

Buzz gibi bir Ankara akşamı..

Canlı müzik olan bir yer fakat henüz

program yok

Gençlerin takıldığı hoş bir mekan..

farklı insanlar..

farklı düşünceler yaşamlar..

Biraz daha sıcak..

derken şömine yanında buldum kendimi

biraz daha iyi..

gecip giden son iki yılın ardından

sonunda biraz boşalttım kafamı..

gereksiz anılar insanlar

yüreğime kazınan acılar

mıh gibi tutuğum cümleler

bazılarının sahipleri adım gibi eminim

bu durumdan memnun

ama inadına karma uyguladım

inadına umursamadım

kötülüğe iyilikle yaklaşmak veya 

sırf onlara inat olsun diye değil belki ama

biraz daha çok kendime yer acmak için

daha derin soluk almak

kendime ait kısımda huzurlu olmak için..

insanların dediklerini dinledim..

yaftaladıklarını..

havadan sudan konuşur gibi dinledim

öfkelensem de içten içe..

sükuneti elden bırakmadım

biliyorum çünkü kötü olursam çok kötü

olur dünyayı yıkarım başlarına

çünkü niyet kötüyse zaman, mekan, insanlar değişebilir ama arkadan konuşmak ile bir insanı öldürmek arasında fark olmayabilir benim için

Oyüzden o kadar iyiye endeksliyim ki
kötü halimden ben bile korkarım!

ama iyi insan olmak öğretilmişti bana

ve yolumuz belliydi!

onların önüne koydum dediklerini..

onlara sordum söylediklerini

sadece masanın ortasına atıp

insanların tepkilerini izledim

hareketlerini tavırlarını gözlemledim

o cümleyle ilgili yorumlar yaparlarken

ya da yapamazlarken

izledim

yüzlerini inceledim

utanma ve çekinen suratlar

özür dileyen bakışlar..

...

yazı yazarken gelmeyen arka plan

şarkısı 

orada devreye girdi

bazen denilenleri duymamam için

çok çaba harcamam gerekti

anlatılanları anlamamak için uğrastım

tersi çok kötü olacaktı çünkü

çalıştım..

çok çalıştım..

tatilde kumsalda yatarken

sahilde bira içerken

uzanmış yatarken dans ettim

kulaklarımı tıkadım

çalışırken saati unuttum

deli gibi çalıştım

ne zaman aklıma olumsuz birşey gelse

göğsüme bastırdım

yüreğimde erittim

pozitif birşey koydum yerine

kitap okudum

çok okudum

satırların arasında kayboldum

insanları izledim

ne zaman bana bakmasalar izledim

miyop bakışlarla

gözlerimi kıstım

kaçamak ama derin gözlem

baktıklarında da gülümsedim

insanlar korkmasın benden diye

tebessüm mimiklerimde..

inadımı ceplerime koydum

gururumu kimsenin ulaşamayacağı

bir yere

kalan herkesi ve herşeyi de zemine..

parkelere dizdim tek tek

üstlerine basıp geçmeyi

istedim

hem de çok

ama arkama göz ucuyla

dönüp baktığımda 

canımı yakmasınlar diye

yine parmak ucuyla yürüdüm


-evet hoşgörü herşey ama laftan anlamayanın hali kötektir sınırında
malesef hiçbirşey :p -



hayat macera dolu bir serüven

meşakkatli herzamanki gibi

biraz da eğlenceli

ee o zaman haydi eğlenelim ;)
















26 Kasım 2012 Pazartesi

karalamaca..

Bir arpa boyu ilerlemeyenleri gördükçe

''iyi ki'' dediğim çok şey var!.. :)

12 Kasım 2012 Pazartesi

karalamaca..

Her hafta sonu deli bir tempoyla gibi çalışıp

herkesin aksine pazartesi salı dinlenen biri

olarak tam tersini yaptım bu hafta..

döngüyü değiştirebildim..

Tempoyu kesip sinemada soluklandık efenım :)

Hiç sevmediğim halde önce türk filmi deneyelim dedik

-Bir tek Yılmaz Erdoğanı senaryo oyunculuk edebiyat yönünden severim-

Türk sineması yönünden hala maalesef eksiğiz ama..

'Evim sensin' e girelim dedik..

Yorumlarda güya ağlamışlar filan ama

biz de duygusallaşmaya endekslenmiş halde gittik

amma velakin gülmekten yaş geldi gözlerimizden :))

Gerçi filmden çok film öncesi olaylarda çok etkili

oldu bunda ama :)))

Kavacık'taki Boğaziçi sinemaları

bilgisayarın icadından önceki yıllarda olduğu gibi

 fotokopiden bi oturma planı üzerine çarpı koyup,

oturacağımız yeri elimize verdiği koçanın üzerinde yazarak

zaten bombayı patlattı :)))

Salon da her zaman gittiklerimizden farklı olduğundan

'acep film kopar mı, yangın çıkar mı, deprem olur mu ki''

die ihtimalleri sıralayıp geyiğe sardık resmen :D





Film fena değil..


Fahriye Evcen oyunculuk olarak

başarılı..                                                   

çocuksu tavırları hoştu..






Ve esas kahramanımız..

Özcan Deniz..

İnşaatta çalışan bir marangoz..


Ama herzamanki gibi tarz..

giyim,kuşam,hal hareket..

ne giyerse giysin üstünde bu kadar

iyi duran, taşıyabilen ender 

insanlardan..  

Bence sanatcılığından çok öte herzaman karizmatik bir model..

Kenan imirzalioğlu ndan sonra sinemaya yakışan tek yüz..


iç ses: ülkemizde inşaatta çalışan böyle işçiler varsa

bütün millet şantiyelere takılır valla :p

Ağır çekimler,cool sahneler..

yakışmış :)

İlk yarıda zaten böyle bir imaj oluşunca

pek te bişiy beklemiyorsunuz

filmden acıkcası..

...

...

Hal böyle olunca çıkıp ikinci aklımızda olanı

çıkaralım dedik..

Skyfall dan bahsetme vakti..

Bugün baktığım haberlere göre evim sensin skyfall' a

fark atmış gişelerde..:s

- nasıl olduysa??!!..-

sasırdım acıkcası..

ilk sahnelerde zaten Türkiyede cekilen

görüntüleri seyredip yorum yapabilirsiniz..

Tabi sadece Türkiye nasıl görünüyomuş diye bakmak isterseniz...

Ama tam o sırada adele abla müthiş jenerikle giriyor ki

ben sevdim açıkçası..:)

Ha müthiş bütçelerle araba parçalayan, patlamalardan kaçınmayan,

herşeyi düşünen bu büyük prodüksiyonların atladığı çok şey var

göze takılan ama yine de haftanın en iyi filmlerinden

biri..

tavsiye ederim..


Buarada otoshow anekdotları kaldı..

Neyse bir sonraki sefere artık :)

Sevgiler!..



















                                         






21 Ocak 2011 Cuma

karalamaca..

....


Kış..


içi soğuyan hava


hüznünü de saklayamaz


içinde..


dışa vurur yalnızlığını


yüzünde saklıdır yaşadıkları


bir yanı hep karanlıktır


kinle dolmuş,cinayete müsait


ışıksız ve korkulu


siyah ve mavi


kendi gibi yani




içinden yalnızlık geçer gecelerin


itilmiş acıya dayanmış sabah


yanıyor yine canımız,bir parça inatmış


yaslanıp yüzümüzün yarasız kısmına


sabrediyoruz,yenilmedik daha zamana


ayrı mevsimlerde aynı güneşi bekliyoruz


-adımız ardımızda,ardımızsa aşkta-


yollar dikensiz,taş sokaklar kırılgan


beden özgür,ruh esirken




tek bir kelime bile açıklayamaz içimdeki isyanı


beynimdeki kanamanın şiddetini


hayata karşı direnişim,sıradanlığı çok iyi bilişim bile


yetmedi çocukluğumdan bu yana


büyüttüğüm  düşlerimi kirletmeye


defalarca düştüm yükseklerden


her defasında yansa da canım


ruhumu yitirmedim hiç


oysa bir kere kaydı ayağım


ve ben acıyı yaşadım ruhumun en koyu karanlıklarında


en kötü anlarda bile hep bir ışığım vardı


beni aydınlatmaya yeten


ama şimdi başladığımız yerdeyiz


zaman bizi yanıltıyor sadece


boğuluyoruz nehrimizde


kulaklarımızda,beynimizde,içimizde,dışımızda


bi siktir çekip kaybolmak


herşeye yabancılaşmak isteyen


seslerimiz var


tüm bu seslerin gerisinde


yaşam kavgasında yoğrulan bedenin


hüznü gün gelir


biter;


akşamüzeri çoktan çökmüş


yağmurlar çekilmiş


üzerimize atılan bir toprak


kara,ölüm kadar soğuk


belki ağlayan insanlar


geride güzel günlerin anısı


sonunda


avuçlarımızda kalansa küllerin bıraktığı ölüm


olurmuş..




...........