Elinde ne varsa hayata dair,ötesi hiçbir şey ya da vesair...Hani demiş ya şair: Mutluluğu sende bulan senindir; ötesi misafir...
31 Ocak 2012 Salı
Ölüm Üzengisi ve Taziye...:(
:((
............
'' Başın Sağolsun!..''
''Mekanı cennet olsun!.''
''Metin ol!..''
gibi ölümlerin ardından söylenen taziye sözleri,
deyimlerimiz var..
''Başın Sağolsun''
Garipsiyorsunuz ilk duyduğunuzda
pek hoş gelmiyor ilk başta kulağa
''Hani öldü artık, napalım bak, sen çok yaşa bari''
''Unutma,hep bu acıyla yaşa!..'' gibi birşey..
Bir temenni..
'Başın Sağolsun!..'
Yani ''sen iyi ol,sağlam ol,
yerin,yurdun,eşin,çocukların,sağlığın vs. sağlam olsun
öldü artık tamam,sen sağlam ol''
Sanki biraz ''sencil'' bir temenni..
Başkasını boşver bir saatten sonra,ölenle ölünmüyor,
sana birşey olmasın gibi bir alt yapı var sanki..
Belki de doğru!..
Ölen ölüyor..toprağa veriyorsun..
Anılar kalıyor geride sadece..
Sohbetler..yaşanmışlıklar..
acıyı azaltıyor belki zamanla
alışıyorsun..
unutmuyorsun ama alışıyorsun!..
Ölüm insana konulan sınır ise bu hayatta
Gözlerini bir açıp bir kapamaksa
bir varmış bir yokmuş denen şu kısacık ömrün
ve hikayenin sonuna gelmişsin demektir..
O zamana kadar ölüm üzengisini kimse elinde tutamıyorsa
ve geride kalan bir 'hoş bir seda' ise
ötesi yalan!..
30 Ocak 2012 Pazartesi
Yeni şeyler söylemek lazım!..
Düne ait ne varsa söylenmiş yada söylenememiş,
Bıraktım hepsini orada ..
Çünkü şimdi yeni şeyler söylemek lazım.
Her gün bir yerden göçmek
Ne iyi..
Her gün bir yere
Konmak ne güzel..
Bulanmadan, donmadan
Akmak ne hoş
Dünle beraber
Gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa
Düne ait
Şimdi yeni şeyler
Söylemek lazım
Hz.Mevlana
Kış ve Masumiyet!..

Dışarısı masal gibi..
Bembeyaz..
Pencereden dışarıyı
izliyorum..
Ard arda gökyüzünden inen kar tanelerini..
Şehir bembeyaz..
Eğer soğuğa aldırış etmeyen,
kardan adam yapmak isteyen
munzur bir çocuk taşıyorsan hala içinde
süperdir..
Ama hayatı takip etmeyen bir insansan
senin için pek bir anlam ifade etmiyordur bu kar sanırım..
Belki de Ege' de kar görmeden büyümenin etkisidir bu,
o yüzdendir kar a hasret oluşumuz, bilemiyorum..
sanırım 4 yaşındaydım..
ilk ve son kez kar yağmıştı kentimize..
resmi tatil ilan edilmişti resmen..
postahanede, bankada çalışanlar, okulda öğretmenler ,
dışarı çıkıp
kar topu savaşı yapmışlardı..
O da dosdoğru tutmamıştı..
kaldırım hizasında çamurla karışık olmasına rağmen..

Şimdi bakıyorum pencereden
dışarıya..
Garip bir yalnızlık hissi kaplıyor içimi..
Peşi sıra dökülen kar taneleri ve tek başına ben..
Cama burnumu dayayıp
sessizce ve sakin sadece seyrediyorum etrafı..
Hüzünlü bir tablo gibi anılarda çocukluğum...
film şeridi gibi geçiyor gözlerimden..
küçük bir çocukken, henüz saflığımızı yitirmemişken
hala bir yılda dört mevsim varken
meterolojiden habersiz kışın keyfini çıkarırdık..
havanın soğuğuna,
yağan karın çokluğuna ya da burnumuzun akmasına
ve üstümüzde kalın kabanlarımız
ya da ayaklarımızda Cat botlarımız olmamasına aldırmadan
saatlerce oynardık.
Sanırım çok küçükken böyle munzurdum..
çocuktuk çünkü,masumduk..
Ozaman dedem ölmemişti..
Ellerinde beyaz lahana posetleriyle gelirdi evimize
Annem beyaz lahana sarması yapsın diye..
Bir de ıhlamur ister, beni dizlerine oturtur
severdi..
O kar günü gelmişti..
hatta eski ve hala benim sakladığım
flaşı ayrı fotoğraf makinesiyle babam annem resim çekilmiştik..
Baba ve anne tarafından hasta olurum diye dışarı çıkarılmamış ben,,
ağlamış,pencereden sokaktaki çocukları izlerken
bana kıyamayan dedemle dışarı çıkıp kar oynamıştım..
Ellerim soğuktan hissizleşene kadar oynamıştık..
Eve döndüğümde dedeye bişiy diyemeyen anne ve babam
üstümü değiştirip ısnmamı sağlamışlardı..
Annem burnumu sildiğim giysimin kol manşetlerinde
parlayan lekeri görür, kızardı:
-Kaçkere dedim sana, şuraya silme burnunu...
sobanın dibinde minderde mayışırdım..
Ve canı sıkılan ben,babaannemin yün topacıyla oynar,
ipleri birbirine karıştırırdım :)
Yazık belki de babaannemin gözlerinin bu kadar bozuk olmasının
nedeni benim kördüğümlerdir :(
....
....
Ve bugün büyümüş..Kocaman olmuşum..
Ne o kent, bütün kar topları..dedem,ıhlamur kokusu ...Hiçbiri yok..
Sürüklenip gitmişim uzaklara..
bir kar yağışı insanı alıp götürür mü bu kadar uzağa,anılara?!
Duygularımın havayla bir hızla değişmesi sasırtıyor beni..
Pencereden uzaklaşıyorum..
Dönüp müziği açıyorum..
Fonda Manga & göksel düeti..
'dursun zaman' çalıyor..
.......
.......
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

