21 Aralık 2011 Çarşamba

Ben..Sen..Herşey / Hiçbirşey...

aşk ve nefret koynumda

yan yana..sırt sırta..

gözlerimin feri kaçmış ağlamaktan

gitme vakti gelip çattığında

susarsın yaa

ölee..

susuyorum..

avaz avaz..

....

tuhaf bir günü yaşıyor istanbul..

soğuk iliklerime kadar işliyor


soğuk bir  gecede omuzuna

birden bire devriliyor hayallerin

o kadar çok anı gömüyorsun..

yağmur çiseliyor

ruhun dalga dalga.

şehrin ortasında

yalnızlığın verdiği acıyla

ellerin ayakların buz kesiliyor

kulağında ayak sesleri..

yürüdükçe siliniyor yaşanmışlıklar..

adımların kaybettiklerinle dolu..

yüreğinde binbir sevinç varken

adını hatırlamak için bile

bir kıpırtı olmadığında siliniyor

tüm siluetler..anılar..

sevinçlerin içinde ufakta olsa umut

barınırken,

dipsiz kuyulara benziyor,

bir küçük ışık süzmesi olmayan...

arkana dönüp bakıyorsun

ruhun da donuyor o an..

başını kaldırıp göğe bakıyorsun

yere düşen yağmur damlaları

geçiyor yüzünden..

ellerini birbirine değdiremiyorsun

ceplerinde üzüntüler..

zaman tünelinde gömülüyor

düşlerin

dilin damağın susuyor

her kelimesinde aşk batırıyor

hızla çarpan yüreğine


artık hiçbir şey söylemek istemiyorum..

yordum kendimi..

zaten sözcükler yetersiz adadıklarıma..

zaman acımasız..

bir o kadar hain!..

anılar ardı sıra karşımda

süzülüyorlar..

...

yüreğimden hep böyle geçip gittin

acımasızca geçip gittin

düşe kalka sildin kendini

yüreğimden..

kendin..

merak etme,sövmeyeceğim ihanetlerine

hiçe saymalarına,değersizliklerine

susacağım..

avaz avaz..

suskunken çıldırmayı biriktirdim

haykırmak isterken

herşey yolunda rolleri

bu yüzden..

........

umut dolu hayal kırıklıkları sarmış

ruhumu..



tükeniyorum..

cümlelerim tükeniyor..

artık hiçbir şey söylemek istemiyorum..

herşey birbirinin aynı..

kapatıyorum sayfaları..

ayağa kalkıyorum

içim dışım paramparça

ama gücüm yetene kadar

ilerliyorum,

kulaklarım duymuyor rüzgarın ugultusunu

tırnaklarımı batırıyorum umuda

...

Ve

Ben çekiliyorum..

























19 Aralık 2011 Pazartesi

İstanbul...hüzün..ben...Ve...

Deli gibi uğuldayan rüzgar

eteklerimden çekip beni savuracak gibi..

Yağmur çiseliyor usulca..

Hiç bu kadar soğumamıştı hava..

Üşüyorum..

sis çökmüş hafiften..

gözlerimi kısmış uzaklara bakıyorum..

inci tanesi gibi  ışıklar..

evler.... arabalar..

kirli bir kent sessizliği hakim...

Dalmışım..

martılar dalgalarla oynaşıyor..

etrafı saran yosun kokusu

dalıp giden ruhumu uyandırıyor..

boğazın ışıltılı serin sularına gömülüyorum bir ara..


güneşin son dakikaları..

Bir hüzün suretinde..

tıpkı insanların gibi..

karışık ve telaşlı...

asık suratlar,geç kalınmışlık hissi

yüze yansımış aceleci ruhlar..

öfkeli bulutlar günah gibi çöküyor üzerine

daha da şiddetleniyor yağmur..

Ey şehri İstanbul!..

şairin dediği gibi koynunda deniz sakladığın için mi

herşeye rağmen bu vazgeçilmezliğin?

....

buğulu bir ayna sanki

yansıttı geçen yıllarımı

zaman çarklarını döndürdü

nice anı saklı koynunda

ne çok sevinç..ne çok hüzün..

......

Duy sesimi şimdi!

iyot kokulu kıyılarına

tutsak etmiycem suskunluğumu..

Herşeyin geçtiğini,

zamanla sonlandığını öğrettin elbet

zorlu yollarının tozunu yuttuk

cebimizde hala umutlar,

acı tatlı seçmelerden payımıza düşeni aldık

demem o ki,büyüdük..

Farklı duygular taşıdık..

farklı şarkılar söyledik

şimdi yüzüne düşen hüzün gibi

tüm şehri kaplar yalnızlık..

işittiğim ses yalnız martılara ait

artık sert ve hoyrat düşüncelerim..

bir kaçış hissine kapılıyorum aniden

göğe uzanmak istercesine başım

istanbul'un en ortasında

nefes almaya çalışıyorum

yüreğimin acıyan yerlerine

ıslak yağmurlar serpiyor,

yalnızlıklarımı sıyırıp usulca

üstüne düşler ekiyorum inatla..















6 Aralık 2011 Salı

Paragraftan sonra susuyorum!..

kendimi anılar içerisinde kaybettiğim bir gün..

şöyle bir uğradığım hafızamda yaşanmışlıklar trafiği..

kayboluyorum sanki..                                                                        

bedenim kendiyle yolculuğa çıkıyor..

ürperten çığlıklardan düşsel ovalara iniyor..

Hayat her zaman düz ve çalkantısız

bir deniz değil..

sürprizler sunmaz her zaman sana,

gülümseyerek..

fırtınalarla uğraşırsın..

gelgitlerin olur arasıra..

rotanı kaybetmişsindir

umuda nasıl çıkılır bilemezsin..

omuzlarında hamal yükü hayat

mazi tünelinde boğulursun..

hayallere dalarsın..

kaptırırsın da kendini bir an..

derinlerde alkış sesleri

sahte şakşakçılar sarmış ruhunu

izlersin öylece kalakalırsın..

sonra bir 'keşke' ürpertisi ile

kendine gelir,silkelenirsin..


Çok çabalarsın..

pişmanlıklar, hatalar..

suratına inen acı bir tokattır

zaman çoğu zaman;

yüzleşirsin..

inancını yitirirsin

gün olur yalnız kalırsın..

sussan korkaksın,konuşsan yalancı..

susarsın..

yutkunur durursun acının raddesinde..

zor gelir herşeye rağmen kendine dönmek

can simidindir umut ve içindeki güç..

yüreğine sığınıp direnirsin..

hiçbir acı sonsuz değil, güçlenirsin..

ve dönersin..

arkana baktığında

geçtiğin yollar

umudun ikliminde tükenmişlikler

birikmiş hayaller..çekilen sıkıntılar..


Sessizlik sarar sonrasında çokça

sükunet zamanıdır artık

her tarafta mağrur bir sessizlik

ertelenmiş öfkeler..

yüreğin ta dibinde acının yontusu

üşürsün kendi yalnızlığında

dışında kopan kıyametler

tükenmez sandığın içini saran özlemler..

sus olur tüm evren

sadece dinlersin

susarsın..

kederin en sakin haliyle

hüzün yamaçlarında ruhun

en heybetli haliyle dururken

akıp giden zamana ve heveslere

dalarsın..

İşte yine susuyorum..

hayatın anlamsızlığına,

karmaşasına siper edip ruhumu

gözü kapalı;

yalnızlığın ve susmanın keyfini

yudumluyorum..