28 Nisan 2013 Pazar

In summer :)

Sac ve ten rengi daha bronz, deniz daha sicak, icecekler daha soguk,

Müzik daha yüksek, geceler daha uzun, hayat daha iyi!..:p

:)))





26 Nisan 2013 Cuma

dağıtma zamanı :)

inanılmaz koşturmacalı yoğun bir gün :(

bittik resmen ;(

günün tüm yoğunluk ve koşturmacasının sonunda

-çivi çiviyi söker :)- dağıtma vakti :)))

istikamet beyoğlu :)

Hadi bakalım :p

!!!

İstemediğin ot başında bitermiş :p

9 Nisan 2013 Salı

Ne Mutlu Türk'üm Diyene!..

Son gunlerde yapılan aleyhte yayınları görünce rahatlıkla diyebilirim ki;

"Türküm" demek de suç oldu artık.

gayet net tanım anayasada :

din, mezhep, ırk, dil vb. herhangi bir fark gözetilmeksizin

Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan

 herkes “Türk” tür..

kürt realizmi ve güya barış süreci adı altında

bu ülkeyi bölmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürenler;

Türk kelimesinden utan, taşımak isteme,inkar et ama hatırlatırlar bir gün adama!..

Kimliğimizi kendimiz tayin etmiyoruz,yasadığımız coğrafya, dilimiz,kültürümüz

doğduğumuz yer üzerimize yapışır!..

Türkiye, Büyük Türk devletlerinin tarihi tecrübeleri bünyesinde

gelişerek köklü bir medeniyetin üzerinde yükselmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, binlerce yıllık kadim Türk devlet geleneğinin mirasını

 devralmıştır.

O çok sözünü edip kullandığınız avrupada dahi bu bilinç vardır

Hiçbir entelektüel 'ben Fransalıyım' diye bir şey söylemez.

Bizden daha çok etnik unsur vardır orada fakat Fransız ülkesi olarak kabul edilir!..

Bu memleketin Türk ismini ve kimliğini taşımasını istemeye ve

bununla onur duymaya hakkımız var!..

Kimlik mukaddestir,kimliğe laf ettirmeyiz,kimliksiz yaşamak isteyen varsa

buyursun, yolu açık olsun!..


Ne Mutlu Türk'üm Diyene!..


 



 

8 Nisan 2013 Pazartesi

Lüzumsuz Savaş

Sonunda kendimi iyi hissedip işlere dönebildim..

Kısa bir rahatsızlık molası bana da iyi geldi ama

benim gibi birine de yatmak ceza gibi :p

iki günden sonra 'ay yeter kurtarın beni 'diyip kendimi dışarı

atasım geliyor resmen :)

 Allahtan annem babam sevdiklerim yanımdaydı

yoksa evde tek başına sıkılıyordum

muhteşem anne yemeklerinden de mahrumdum :)

Süper motivasyon oldu benim için..

gerçi yarın akşam itibariyle gidiyorlar

tekrardan 'yine bana hüsran' moduna döneceğiz salı akşamı itibariyle :)

Ama olsun biz bize yetiyoruz bu gurbet ellerde. :)

Uzun zamandır dinlenememiştim ama iyi geldi

 İşler güçler derken zaman hızla akıp gidiyor

 ve biz durup soluklanacak zamanı bile bulamıyoruz.

Önce güzel bir kahvaltı yapalım dedik..














kahvaltı artık günün en önemli öğünü oldu bende

Güne gazeteleri okuyarak başlamak ve gündemi takip ederken

üzülmek,eleştirmek ve sinirlenmek ile devam ettirmemek için

zaytung tan haberleri okumaya başladım,

sabahları okumak keyifli ve eğlenceli oluyor çünkü:)

dergilere bakındım şöyle bir..

Amerika’dabir araştırma firması,

(bu amerikalılar da hep boş araştırmalarla uğraşır zaten :)

uzun soruşturmalar sonucu, kusursuz erkeğin var olmadığını ortaya çıkarmış.

Valla tebrik ediyorum. Hakkikaten Bravo!..:p

-Buarada fonda Lüzumsuz savaş çıktı radyoda :)-

ilham geldi ardından,gel de yazma..:p

bu konuda not düşeyim istedim :)

İleri zekalı amerikalılar ancak vakıf olmuşlar mevzuya sanırım

Bunca para ve vakit kaybına ne gerek vardı ki? Sorsalardı, söylerdik! :p

Erkek milletinin kütlüğü, genlerinden geliyor sanırım..

Biyoloji farklılığı vs derken bahsetmiş te bahsetmişler..

Demiyoruz ki; kadın milleti kusursuzdur, mükemmeldir

Fakat terazinin ibresi bir yana doğru ağır basmadadır çoğu zaman.

Hiçkimse hatasız olmaz elbette..

artısıyla eksisiyle herkes bir bütün tabi ki

Lakin bu erkek milletinin en müstesnası, en emsal teşkil edeni,

 en hayallerimizin erkeki olanı bile kadın kısmından

 daha ziyade zıvanadan çıkmaya müsait yaratılmıştır.

Bu sanırım nettir! :)

ister tecrübeyle, ister gözlemleriyle, yasananlar,duyduklarınız

bu böyle!..

Erkekler her ne kadar bana söylenseler de

aslında kendilerini onlarda çok iyi biliyorlar :p

En güya kadınların gözdesi, seksi yakışıklı erkek seçilen

Brad Pit bile farz-ı misal, :p

dünyanın en seksepal,en bal dudaklı,tarz kadını koynundayken

git sen evdeki bakıcının yatağına sızıver :p

Dünyanın neresinde kim olursanız olun,

hangi konumda olursanız olun fark etmez.

Hamur aynı…Gen aynı..:p

Yanındaki kadın Afrodit olsa,

erkeğin gözü dışarıdaki Kezban’dadır.

İstisnası yoktur. İki çarpı iki her zaman dörttür.

Amerikalılar yanılmıyorlar yani :p

Kusursuz erkek yok cidden de

biz illa erkeği kusursuz görmeye odaklıyız nedense :)

fedakar olmak, gelinlikle girdiğin evden kefenle çıkmak,

kadının yeri evi eşinin yanı vs kodlar yüzyıllardır kodlanmış durumda iken

kimi para puldan, kimi çoluk çocuktan, kimi aşktan göz yumsa da bazı şeylere

aslolan bu bence!..

Burdan da yola çıkarak sakın kabullenme olarak anlaşılmasın,

aksine sevgi karşılıklı bir iletişim.. ve biri size kötü davranıyorsa,

aldatıyorsa,kişiliğinize zarar veriyorsa,

 sizi maddi manevi fiziksel vs kullanıyorsa,

taciz ediyor veya kullanıyorsa bunun adı sevgi olamaz!..

seviyorum diyemezsiniz!

Eğer hastalıklı bir ruh değilseniz tabii!..

Bu tür erkek ve kadın doğasını açıklayan,

 herşeyi klasik bir çerçeveye koyan

yazılar düşünceler ve savlardan sonra,

zaten alışagelmiş şekilde kodlanan

kadınlar yasadıkları aslında travmaya

bu kötü ilişkilere 'seviyorum' diyip oturuyor

ilişkilerini büyük ve yaralayıcı bir bağımlılığın içinde

 yaşadıklarının farkında olmadan

adına 'sevgi' diyerek devam ediyor

Eğer ruhunuzda veya aklınızda bir hastalık yoksa,

size kötülük yapan birini sevemezsiniz.

Sevdiğinizi söyleyerek başka bir travmatik ilişkinin

içinde yer alıyorsunuzdur.

Kendinizi sevdiğinizi söyleyerek kandırıyor,

bilinçaltında yaşadığınız korku ve endişeler yüzünden ayrılamıyorsunuzdur.

Yalnız kalma korkusu, hayatla başa çıkamama korkusu,

kaybetme korkusu, başkasına tercih edilme korkusu,

mutsuz olma korkusu gibi pek çok nedenle

ruhunuz ve aklınız çevrilmiştir.

 Korkularınızla yüzleşip üstüne gitmek yerine,

 karşınızdaki insanla savaşıp durursunuz.

Onun için insanüstü ve gereksiz bir çabaya girişirsiniz.

 Zannedersiniz ki; siz bu kadar çırpınınca onun gözüne gireceksiniz  ?!

ve o bütün dünyayı bir yana koyup,

gözleri başka kimseyi görmeden size koşacak.

Fedakarlıklarınız çabalarınız sonuç bulacak,görünecek,

değer bilinecek ve sevileceksiniz ama yok öyle birşey..

Her yeni denemenizde daha çok batarsınız.

Daha çok kullanılır, daha çok ezilirsiniz..Daha çok acı çekersiniz..

Ne yaparsanız yapın kendinizi tam olarak sevdiremediğinizi görmezsiniz.

Sizi bir gün çok seven, ertesi gün değer vermeyen,

bir gün arayıp sevgi sözcükleri yağdıran,

ertesi gün suratınıza tokat atan veya aşağılayan bir adamla

 hayatı devam ettirmek ve hala sevdiğini söylemek;

sevginin,aşkın kendine bile hakarettir.

Siz kendi hayatınızı birilerine bağımlı geçirdiğinizi fark edip,

ayağa kalkıp, kendiniz için adım atana kadar, bu böyle sürecektir

Bunu farketmek te zaman alır..

Ne zaman ki kendinizin farkında varıp, yasadıklarınızın travmatik bir

bağımlılık olduğunu,sevilmediğinizi ve boşa ugrastığınızı anladınız;

işte ozaman hayatı yeniden keşfedeceksiniz.. 


Sadece korkularınız yüzünden kendi hayatınızın üstünü çizip,

bir başkasını hayatınızın merkezi yapmak, onun için yaşamak

ona odaklanmak, sizi sevmeyen insan için

o lüzumsuz savaşın içine girmek çok yanlış bir durum

Binlerce farklı yaşam olasılığı, milyonlarca insan ve değişik hayatlar var.

Başlarda zor gelebilir veya inanmak istemeyebilirsiniz ama

Mutlaka hayat size doğru yolu gösteriyor,buna inanın!..

yeter ki kendimizin farkına varalım!...