25 Şubat 2013 Pazartesi

yarın ola, hayrola!..

Bugünkü kontrollerden ve ameliyat teşhisinden sonra

itiraf edeyim ne kadar disardan soğukkanlı dursam da

içten içe endişelendim..

kan görmeye bile dayanamayan ben,

el bilek kemiğindeki kırık nedeniyle

el bileği artroskopisi adını verdikleri açık cerrahi ile

vida tatbikine maruz kalacağım!!!

korkunç!!!..

Geçen sene bu zamanlar

tam 6 hafta alçıda,

5 haftada atel takılı bir şekilde

zorluklar içerisinde birkaç ay geçirmiştim..

Hayvanın birinin sebep oldugu bu durumu

her soğuk havada sızlayan bileğim

ve depreşen yaralarımla lanetle anıyorum!

Çok zor ve acılı geçen günlerimdi..:((

Kaynamayacak şekilde sakat kalmıştım bileğimden..

Yemek yemekten tutun da banyo vs kadar

günlük hiçbir ihtiyacınızı giderememenin zorluğunu

o aylarda yaşadım!..

Fiziksel ve ruhsal yönden onarılmaz bir süreçti benim için..

O zamanlar hem bir yandan iş kurmaya çalışıyor,

hem varolan özel hayatimdaki sorunlarımla ugrasıyordum

ve maddi sorunlarım nedeniyle ameliyat külfetli oldugundan

olamamıştım..

Geçen zaman içerisinde zamanla yüzleştiğiniz

acıların yerini alan toparlanmış bir ruh haliyle

ve bileğimi daha rahat kullanabilmek,iyilesmek icin

durumumun düzelmesiyle birlikte

artık olmam gerektiğine karar verip

hastaneden randevu aldım..

Doktorlara göre gelişen mikrocerrahi ile

basit bir işlem ama benim gibi hassas ve nevrotik bir tip

için riskli kalp ameliyatı etkisi yaratmakta :p

kulağını bile 21 yaşında zorla deldirmiş ben,

doktorlar tarafından kuşatılmış bi sekilde oturmus

yarı lokal,koltukaltından anestezi ile

el bileğime küçük bir kamera ile

girip nasıl vida ile bağları birleştireceklerine

dair bilgi alıyorum, düşünün!..:s

Meğer el bileği ne menem bişeymiş!..

parmaklarla el bileği arasında geçiş rolü üstlenen

skafolunat ligaman denen bağ hasara uğramış ki,

en önemli en hassas noktaymış

bu nedenle bilek kemiğimdeki boşluk kaynamadığından

ağrılar sızılar çekiyormuşum..

elle iki kilo bile bişiy taşımam,

basketbol,voleybol,bowling oynamam,

kapı kolu vs zorlamam,

bilekle yapılcak birçok şey yasak

dikkat etmem gerekiyor!..

Velhasıl tüm bilgileri aldıktan sonra

ve artık mecbur olmam gerektiğinden

kendimi de hazırlamaya başladım ama

panikleme huyum da nüksetti..

Heyecan yok ama herşeyi sorgulama

huyum yüzünden ameliyat sonrasını bile deştim

Etrafımdaki herkese sanki tahtalı köye gidiyormuş

edasıyla davranmaya ve kendimi de ruhani olarak

ameliyata hazırlamaya başladım :p

Ben psikolojik olarak tahtalı köye hazırlana durayım,

ameliyat öncesi bazı fiziksel hazırlıklar gerekiyor..

Mesela gecelik getirin dediler..

Bildiğin pamuklu ve edepli gecelik :P

Ömrümde hiç gecelik giymemişim

ben çok döner ve kıpraşırım çünkü:p

o gecelik çıkar tepeme :)

İnanılmaz rahatsız birşey yani gecelik benim için

Neyse çıktım mecbur çarşıya,

hastane için pamuklu gecelik bulmaya:)

Modanın geldiği son noktada

'ameliyat için bunlar uygun' dediklerinden

''anneannem ''tarzı bişiy bulup

satın aldım:)

mp3,ipad,kitap vs derken

sırt çantama koydum gerekli eşyaları..

sanırım hazırım:)

yarın kargaların kahvaltı yaptığı saatlerde

heyecan silsilesi içinde olacağımdan

horul horul uyumayı planladığım bu gece

bloğuma son kez not düşeyim istedim..

ameliyat sonrası bir hafta yokum,

atel takılacak ve işallah normal aktivitelerime

geri dönecek şekilde iyileşip ilk yazımı yazacağım..

Beni bekleyin anacıııığıııımmmm :)

:))
















22 Şubat 2013 Cuma

Ben daha mutlu ve zenginim!..:p

Yurtdisinda bir universitenin yaptigi bir anket ve arastirmada

iyi yasam, çogu insan icin daha pahali ev ve lüx arabalar, pahali zevkler,

egzotik diyetler ve degerli tablolar vs olarak yansimis

hep daha iyiye guzele ulasma hirsiyla mutlulugu yakalayabilecegine inanan

insanoglunun bencil ruhunu törpuleyememesi sonucu anlik hazlari mutluluk

olarak görmesi kacinilmaz sanırım..

benim icin ögle yemegini jetle gidip avrupanin popüler bir restaurantinda

yiyip dönmek zenginlik degil, yapay bir tecrübe ancak..

gittigim yerde uzun doyasiya vakit gecirmek, gittigim yerin kültürünü,

insanini, yerel özelliklerini, tatlarini kesfetmek daha büyük bir zenginlik ve

daha derin bir tecrübe bence..

Her ne kadar metropol insanina uymasa ve fast food tarzi hazir yiyecekler

revaçta olsa da ben hala yerel ve organik ürünlerden yana beslenme tarzinda

ve öyle ürünlerin sunuldugu mekanlardan yana yasama gayreti icinde biriyim :)

Hala hipermarket yerine halk pazarina gidip

taze meyve ve sebzesini secen, salcasini,biberini kendi yapan

bir annenin kizi olarak hayatıma devam ediyorum

ege de yetişmiş biri olarak

bag bahce kokusunu tercih edenlerdenim

Hala mektup arkadasim var :)

ve ' sms ve mail' varken mektup ta neymis diyenlerden misiniz

yoksa 'aklima yazcak bisiy gelmez benim'diyenlerden mi

bilmem ama hala yazmayi, mektup atmayi seviyorum :)

Sanal alemde vakit öldürerek būtūn gūnūnū,

tanımadığı, gerçekten önem vermediği

insanları etkilemekle geçirenler yerine

en zor zamanlarda bile yüze gülümseyen

destek olan,yanıbasımızda duran hayattaki tek gercek

aile ve sevdiklerimle vakit geçirmeyi tercih ediyorum

ve bu unutulsa da çok önemli hala benim için..

bencillik ve hirsin birlesmesiyle birlikte

gözü kararan yetersiz ve tatminsiz insanlarin

sacma gösterıs ıhtıyacı ve bıtmek bılmez begenılme arzusu ise zenginlik,

Dış dūnyanın o çekici, engellenemez,önemli görünen yanılsamaları,

bağımlılık derecesindeki meşguliyet ve bu yapay,saplantılı yaşam ise mutluluk,

tüm bunlardan uzak ve mesafe koyabilmiş

içindeki 'ben' i dizginlemiş biri olarak

Ben daha zengin ve mutluyum!..:))

15 Şubat 2013 Cuma

sweet office :)

new office:)

first guest :)

Thanks to Hakan Sezer :)

and first office present :)















her haliyle istanbul..

Erken uyanmak ve güne erken başlamak..

Çoğu zaman ıskaladığım bişey..

Yağmurlu,ıslak,hüzünlü istanbul'u da

özlemişim!..

Haydi bakalim çalışmaya,

-yogun bir gün bizi bekler :)

8 Şubat 2013 Cuma

inspiration

O'nunla gectigimiz günlerde bir seminerde

tanistik ve sôylesiden cok etkilenmistim!

cok düzgün ve tam bir gönül
insani olduguna kanaat getirmistim

itiraf etmeliyim ki tam bir basari öyküsü!..

inanilmaz bir insan!..

Zirvelerin adami zaten:)

Söyleyisiden sonra kitabini alip okumak istedim

Su an kitabini okuduktan sonra
anladim ki hayatim boyunca
O'na imrenip hayranlik duyacagim!..

#Nasuh Mahruki#

karalamaca: keyifli bir aksam:)

Onlar anlatsın ben dinleyeyim dediğim insanlar da var..

-lodos,yorgunluk ve basağrısıyla birlikte

düsen enerjim yerine geldi :)

Hep dinlesem hep okusam..

Hep böyle keyifli olsak :)



3 Şubat 2013 Pazar

2 Şubat 2013 Cumartesi

Girişimci ruh ve köreltenler - 2

Yaklaşık üç aylık zorlu süreç bitip

mekanımızı oturtmayı başarınca

anladım ki bu serinin devamı gelmeli..

yazmalıyım..

Yaşadığım olaylar ve mücadele neticesinde

yazmaya -aslında biraz da nacizane tavsiye, uyarı niteliğinde

karar verdim..

Yaklaşık 12 yıllık tecrübemin ve sevdiğim işi yapma isteğim

doğrultusunda organizasyon şirketimi kurdum

ve istediğim düzeyde ilerliyor,

çok şükür!..

Ama hep kendi işine sahip olmak isteyenlerin bir adım öte hayali gibi,

kendine ait bir mekan sahibi olmak, işletmek hep vardı.

Malumdur ya, hemen hemen etrafımdaki hatta sizin de erafınızda çoktur,

üniversite bitirmiş,bir yerlerde çalışan, haliyle halinden memnun olmayan,

daha güzel hayalleri, hedefleri olan, daha güzel bir işe ama ille de kendi işine

sahip olmak isteyen kişilerin ağzından tek bişiy duyarsınız:

'ah şöylee kendime ait iş yerim olsa, kimseye bağlı olmasam vs..'

hep bir mekan yada işletme sahibi olmak istediklerini söylerler.

kendi işinin olmasının verdiği rahatlık ve özgürlük tamamdır da,

getirdiği sorumluluk ve yüklerden habersiz..

Sürekli değişen iş ortamı,farklı insanlarla tanışma fırsatı bulduğumdan

bu istekleri özellikle buaralar o kadar sık duyuyorum ki..

üç-dört bayan bir araya gelip konusuyorlar:

'aman cnm tutarız bi yer, anahtar elinde,yer göster, al komisyonunu'

bahsedilen gayrimenkul danışmanlığı, emlakçılık ama yer tutmayı,bir iş

kurmayı o kadar hafifseyen cümleler ki inanılmaz..

haftada en az bir kere benimle aynı işi yapmak isteyen insanlara

rastlıyorum, sohbet ediyoruz :)

hatta geçenlerde gittiğim göz doktoru bile emekli olunca eşiyle birlikte

organizasyon işine atılcakmış:)

Ya emekli, ya işten çıkmış, yada çalışıyor ama

 'ah ben de hep böyle birşiey hayal ediyorum yıllardır'

lafını o kadar çok duymaya başladım ki bu aralar..

Bunda kötü bişiy yok!..

Hatta seviniyorum :)

İnsanların sevdiği, istediği işi kesinlikle yapmasından

yanayım..

ama hedefleri doğrultusunda çalısarak..azimle..gerçekçi olarak..

Çünkü insanların dışardan gördüğüyle,

hedefsiz, araştırmadan, onun-bunun agzıyla o kadar çok konustuğuna şahit

oluyorum ki, işin içinde ve ceremesini ciddi anlamda çekmiş biri olarak

üzülüyorum bazen..

Kimse kusura bakmasın ama 'ben yaptım, ettim, uğraştım,

 bak oldu, denemeden bilemezsin' diyip gaz veremiycem kimseye..

'Hedeflerini takip et ve çalış, gerçekçi ol yap, başar' diycem..

Ben beni düşünen,çok iyi yönlendiren, iyiliğimi isteyen insanların

bana yaptığı gibi biraz acı gerçeklerden bahsedeceğim..

Eğer gaza gelmek, hayallere kapılmak istiyorsanız

bu yazı sizin için sıkıcı olabilir,

hemen bırakabilirsiniz okumayı..                                                                                                                                              




Tamam mekan açalım,

uygun yer ve mekan araştıralım derken

çok ta uygun güzel bir mekanın devredildiği

bilgisiyle harekete geçtik..

Hep türk bir firma neden ünlü

yabancı markalar kalitesinde olmuyor,

dünyaya açılmıyor, gıda işinde niye yaratıcı

 soluklar yok diye sızlanırız ya;

kendi çapımızda büyük bir yükün altına girdik

 biranda..

Bindik bir alamete, gidiyoz kıyamete oldu biraz ama zor da olsa

uğraslarımızın sonucunda oturttuk :)

İşletme sahibi çok fazla başka yerlerde

 mekanı ve iş yeri olduğundan

uğrasamayıp işletmeyi

arkadasının tıfıl oğluna bırakıp,

bir süre sonra da yürümediğini anlayınca

 devretmeye karar vermiş..

Mekan resmen yeni bir soluk istiyordu..

Bir elden geçmeliydi baştan aşağı..                                                              

Muhasebecim ile görüştük..

Bu gibi durumlarda sizlerle en gerçekçi konuşan,

durumu saptayan kişilerdir bence..

Ya bir muhasebeci ya da

 işletme deneyimi olan biriyle

 mutlaka öncesinde görüşün derim..

Hesap kitap işlerini ayarlarken düşüneceğiniz çok şey var

stopaja, vergiye,dükkan kirasına hiç değinmeyeceğim,

sinirbozan, fakat bir işletme projesinde

 dikkate alınması gereken en önemli noktalar bunlar..

Mekanın yeri, tamamen değişecek dekoru,                                              

 düzenlemesi,ortam vs                                                                        

kafamızda milyonlarca güzel, yaratıcı fikir

fakat hepsinin ucunda sonuçta mali bir tablo var

önünüzde anıt gibi duran :p

tüm bunlar için varmızı yoğumuzu döküp

bankalarla görüşüp bizi uzun süre idare edecek

parayı kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez

diyerek koyduk:P

fakat yaklaşık bir ay sadece dekorasyon,

 tadilat düzenlenmesi vs için

harcanan süre çok yorucu ve zordu                                                   

ki başından itibaren tek olacağınızı da unutmayın

ve asla onun bunun gerçeklere dayanmayan

 laflarına kulak asmayın..

Çünkü yerisz, saçma, şak şakçı insan çok olur etrafınızda..

işte' kirayı çıkarırsın her türlü' den tutun da 'bilmem kim orda oturuyor,

çok çevresi var, bir sürü tanıdığı var her yerde' mantığına kadar..

Bütün bunları bir kenara atın, hatta çöpe atın :p

Çok acı ama söyleyeceğim,

hiçkimse asla ama asla yeteri kadar yardım etmeyecek,

öyle dedikleri gibi olmayacak

hatta hasetlik kıskançlık çekeceksiniz

ayağınızı kaydırmak isteyenler bile olacak ki

bunların birçoğunun o yüzünüze gülenlerden olduğunu görünce

şaşırıp kalacaksınız..

'yürü koçum,aslansın,kaplansın' diyip arkanız sıvazlanmayacak,

illa önemsemediklerinden de değil,

ekmek aslanın artık midesinde olduğundan,

zaman çok değiştiğinden,

herkesin kendine ait bir derdi olduğundan..vs..

Tabi benim de çok yasadığım şu durum da başınıza gelebilir bazen

Her işi kendin halledince, bizzat işin sorumluluğunu üstlenince

bazen dışardan herşeyi öyle, kolay bir şekilde halletmişiz gibi görünüyor ki,

istemeden de olsa insanlara 'ben de yapabilirim' cesareti verebiliyor

 ya da yaptıklarımızın sanki çok kolay bir iş olduğu izlenimi yaratabiliyoruz..

Bu süre zarfında maceranız yeni başlıyor :p

başınıza gelecekler de cabası..ki hikaye de hakikaten burda baslıyor!..

''işyeri açıyorsun!..'' demek

Ne güzel değil mi? :)

İnsanlara hizmet, istihdam kapısı vs

ama dur!

öyle ülkende iş açtın herşey sana altın tepsi de sunulacak sanıyorsan aldanıyorsun

kolaylaştırmak ya da senin iş sevkini daha da ilerletmek yerine

herşey aksine bir o kadar zorlayıcı olacak

Tapu fotokopisi,
Kat mülkiyeti,
İskan belgesi(yapı kullanma izin belgesi)
Kira sözleşmesi,
Emlak beyanı tasdikli,
Taahütname
Vergi levhası,
Şirketine ait diğer belgeler:
(Ticaret sicil gazaten,İmza sirküleri,
Oda kaydın,İmza beyannamesi vs)
Nüfus cüzdanı
Yerleşim yeri belgesi
Yangın söndürme cihazı faturası,
İlaçlama sözleşmesi,
en son yapılan ilaç servis raporu,
Gıda mühendisi raporu,
Portör muayene kartı(sigortalı çalışanlar için)
Ustalık belgesi
Resim

:)

okumak zor geldi di mi?

Şaka yapmıyorum!..

Daha bismillah devralır almaz benden istenenler..

zaten devir işlemi için bile dünya evrak ile devreden kişiyle birlikte

koca bir güne harcayarak gidip gelip işlemleri yapmıştık..

meğer daha yeni başlamışız :p

ülkemde bürokrasinin ağırlığını doyasıya yaşadım bu iki ay boyunca..

Tam mekana odaklanıp mobilyası, atmosferine dair

bişieyler düşünürken hoop belediye kapınızı çalıyor

ve ruhsat maratonu başlıyor..

Maraton diyorum,çünkü size gelip binbir emek ve güçlükle

aldığınız, çalışma şevki ile dolduğunuz, işletmek için can attığınız yer için,

daha henüz açamamışken eller kıçta göz ucuyla gezip

' size bir hafta mühlet, ruhsatınızı çıkartın, çıkartmazsanız gelir kapatırız'

diyebiliyorlar :(

ki istenen evraklar ortada..

gelirler müdürlüğünden tutun da, noter, itfaiye,gıda raporu vs

ilaçlama vergi dairesi vs koşturuyorsunuz..

tüm bu evrakları bir haftada tamamlamak

ülkemde bu bürokrasi ağırlıgıyla

bana göre ödüllük bir vaka ki yaptım!..

ama emin olun, tapudan tutun da

belediyeye, vergi dairesine vs

size yapılan kolaylaştırmak yerine zorlaştırmayı ilke edinmiş

bu çürümüş yapıdan sonra emin olun, ne iş yeri açma hevesiniz kalıyor

ne çalışma azminiz..hayattan soğuyorsunuz resmen..

kendi işletmem tüm yasal kurumlara bağlı,

kosgebten ödüllü, ticaret odası,TOBB ne bağlı

vergisini veren, parttime çalışanına bile günlük sigortasını yapan

legal bir işletme iken ve bunun çatısında yine başka bir mekan

bu kadar azimle ve her türlü yükümlülüğü yerine getirerek

yasal ve kurallara saygılı açmak isterken

resmen set cekilmesine tanık oluyorsunuz..

tüm bu maraton bitttikten bir hafta sonra

tamamen her tarafı boyayıp değiştiriyoruz,

temizlik ve ilaçlama yaptırıyoruz,

aydınlatması vs ugrasıyoruz..

bu sefer maliye geldi..

asıl yoklamayı onlar çekiyorlar!

vergi dairesine açılış için başvurmuş,

açılış yapmışşsın, oraya ait vergi levhan ruhsatın çıkacak ki

vergi denetimi yapılsın

sizin notere gidip ordan vergi dairesine basvurup

onların yoklamaya gelmesi,

ardından ruhsatın çıkması,

sonra vergi dairesine bildirip vergi levhasının çıkması

vs tam bir ayınızı almakta ki bu iyimser bir tahmin..

Çünkü sadee yoklamaya gelmeleri iki hafta sürebiliyor..

kendilerine bağlı bir durum olduğunda

süreç ne zaman biter bilemiyorsunuz,

'bugün git, yarın gel,' ler eşliğinde mekik dokuyorsunuz,

ama sizin yapmanız gereken bir kısım varsa

elinize tutuşturup' bir hafta içinde yap' diyebiliyorlar..

Gittiğinizdeki suratları ve insanları gördüğünüzde zaten

yaşam enerjiniz çekilir resmen

soru sorduğum bir bayan görevli lütfedip başını kaldırıyor

-enazından sesin nerden geldiğini

idrak edebiliyormuş o beyin, bu da bişiy :)) -

daha saat 11:40 ama

'öğle paydosu,bir buçukta gelin' diyip

tekrar elindeki incelediği makyaj kataloğuna gömülüyor..

Buarada işlemler sürecinde harcadığım meblaglardan bahsetmeyeceğim,

hakikaten en acı, en sinir bozucu durum o..

Tadilat ve başvurular, ruhsat, vergi levhası vs tüm koşturmalar bitip te

bir oh diyip arkamızı koltuğa yaslıyacakken bu sefer kontroller başladı

uygunluk kontrolleri..

sağlık bakanlığından

belediyeden(zabıtalar)

maliyeden uzamanlar

igdaştan vs geldiler de geldiler..

başımızın üstünde yerleri var, buyursunlar dedik

kontroller yapıldı..

iki gün boyu ilaçlama yaptırıp temiz raporu almışız,

ilaç servis raporu hazır,

bir hafta boyu temizlikçi tutup temizletmişiz,

her yer pırıl  pırıl

Gıda müh. geldi,

sağa baktı, sola baktı,

hiçbirşey bulamadı,

baktı olmuyor sanırım :p,

'gözün üstünde kaşın var' mantığıyla

-'' çöp tenekeleri tekerleki olmalı,yeni uygulamalara göre''

dedi ve hata tespit tutanağı koyup gitti

Güler misin? Ağlar mısın?

Hani bir fıkra vardır:

polisin birini bir boş yere sürmüşler,

ille de ceza kesmesi lazım, ceza limitini doldurcak..

karsıdan motorsikletli bir adam gelir, durdurur,

bakar ehliyeti var, plakası var, herşey tam,

kusur bulamaz

en son adama:

- 'sen korkmuyor musun böyle tek başına sürmekten,

 burdan böyle geçmekten?''

der

adam da:

-' neden korkayım amirim,

önümde Allah, arkamda peygamber katmışım gidiyorum'':))

der

Polis te:

- vaayy üç kişi bir motorsiklete biniyorsunuz haa?! :p

diye ceza kesip yollar :))

o hesap bizimki de..

her yer temiz, ilaçlanmış, rapor temiz..

ama çöp tenekeleri tekerlekli olacakmış :))

neyse dedim çöp tenekelerini tekerlekli alarak değiştirdik

igdaş geldi doğalgaz boruları geçiş yeri gözükmeliymiş,

zabıta gelir, yangın malumatı yok tabela ışıklı mı caddeye mi bakıyor

maliye gelir,z raporlarını, pos cihazı ve fişleri kontrol eder..

Tam üç ay oldu ve sadece bir aydır da anca işletiyoruz

Çok şükür oturdu ve memnunum

herşeyimiz tam, her kurala uyuyoruz ve yaptırıyorum

tüm çalışanlar sigortalı hatta haftasonu yogunluktan dolayı

sadece cmt pazar çalışanlara bile günlük sigorta yapıyoruz vs

buraya kadar iyi, hoş herşey güzel de..

Gelelim devraldığım x beye,

benim yaşım kadar işletme deneyimi olan,

mekanlarına bakamayacak kadar yoğun ve birçok mekanı

şirketi olan zengin bir işadamı

açmış ama uğraşamamış,

başına hatrını kıramadığı bir arkadasının tıfıl oğlunu getirmiş,

1.5 yıl boyunca cocuk beceriksizce işletip zarar edince

ugrasmakta istemediğinden devretmek istemiş

biz de iyi denk geldik sansımıza :)

ama 1.5 yıl boyu cocuk ne bakım yaptırmış, ne temizlik, ne ilaçlama

ne de baska bişiy..

arkadaslarıyla günlük hasılatı yiyip içiyormuş..

bana söylenen bu en azından

ki ben mekanı ilk gördüğümde manzara herşeyi acıklıyordu

nasıl işlettiği belliydi..

Bana devredecekken yedi-sekiz aylık elektirk borcunu kapatıp,

devretti, ordan biliyorum aylarca faturasını bile ödememiş ki

doğalgaz vs kaçak fatura ödememek için..

Biz devralırken herşeyi kapatıp yasal resmi açılış ta bulunduk

kurtulduk şükür amaaa....

Şimdi bu babası zengin, x beyin tanıdığı olan,

çevresi geniş adamın oğlu

1.5 yıl bu işletmeyi nasıl işletti?!

Öyle ya, bana bir haftada gelen zabıta, maliye, ruhsat, igdaş

buna uğramadı mı?


Akıllara gelen soru bu!

sigortasız çalıştırarak, ortalık kötü,

hiçbir kurala uymayarak, faturalar bile ödenmemiş halde

nasıl 1.5 yıl işleebildi?!

Çok rahat cevap verdiğiniz gibi..

-Her geleni besleyerek!..


Elektrik idaresinden gelip elektriği kesen memurun yaptığı işi,

bir  başka elektrikçi çağırıp 20 ytl verip size tekrar açtırtabiliyorsan,

ruhsat başvurunu yap diyen görevliyi, tanıdık ve parayla aylarca oyalayabiliyorsan,

-bana bir hafta mühlet verilirken-

maliyeden gelenlere 'otur abi, bişiyler ye,iç'' diyip poh pohlayabiliyorsan,

senin, benim elektriğime beş gün geçince ihbarname gönderen tedaş

8 ay bu adamı görmüyorsa, göremiyorsa?!,

doğalgaz girişi yapmamış, kaçak kullanan bir adamı 1,5 yıl boyu görmeyip,

devir yaptığında yeni sahibinin legal açılım isteğiyle farkediyorsa igdaş,

sana bir haftada damlayan herkes,

aylarca yıllarca başka hukuksuzluğa göz yumabiliyorsa işte,

...

Tüm bunlar olabiliyor malesef :(


Aklıma ilyas salman- şener şen klasiği bir film geldi..

hani film boyu ilyas salman hep dürüst ve namuslu,

şener şen de namussuz hilebaz bir figürü temsil eder ya :)

aynen öyle..

Çünkü siz hep yasalardan yanasınız,

hukukun üstünlüğüne inanıyorsunuz,

dürüstçe, hakkıyla, emeğin hakkını vererek çalışmak istiyorsunuz..

Ve en vahim ama acı gerçek ise

hala bu ülkeye dair umut besliyorsunuz!..