27 Ocak 2013 Pazar

günün özeti..



 Uyku + Yemek + Film + Kitap + Müzik = MUTLULUK

:)

26 Ocak 2013 Cumartesi

tebdil-i mekanda ferahlık var dediler :p

Yorucu bir hafta sonrası

sonunda bitti..

Bir hafta kadar önce taşındım..

5 günde hem ev hem ofisi taşımama#milyonpuan :)

İşlerin oturmasıyla birlikte daha güzel, daha prestijli

ofis için bir yer arayışım mevcuttu ki bir yıllık sözleşmemin

ocak ayında sonlanmasını beklerken bu arada ofis için

alternatifler bulalım diye sağa sola bakınmaya başladık..

Görsel bir iş yaptığımı ve prestijli olmasını istediğimi

belirttiğim halde, ne tadilata ne de bişiy yapmamıza izin veren

-ki kiradan düşmeden bunu yapmak istediğimizi belirttiğimiz halde-

antika bir evsahibimiz olunca yer bakmak kaçınılmaz oldu..

ki yogunluk ve iş yüzünden artık işe daha yakın bir ev ihtiyacı da doğmuştu.

Neyseki kontratlar yakın tarihte dolacağı için karar vermiştim..

Normalde taşınma olayını oldukça kanıksamış bir bünye olarak

başta çok ta fazla takmadım..:p

Hayatımın son iki senesi göçebe geçmiş durumda,

-yaşadığım olaylar ve zorluklar neticesi akraba yanında-

son 12 yılda sanırım yanlış hatırlamıyorsam bir on kez

taşınmışlığım olduğunu farkeden biri olarak

yani neredeyse yılda bir kez taşınmışlığım var..:p

Beraberinde gelen onlarca trajedi..komedi..

traji komik hikayem de cabası..

Neyseki ofis için nişantaşında gayet prestijli,

 kaliteli güzel bir yer bulduk..

gayette merkezi olması 'cuk' oldu benim için :)

Günler öncesinden arayışlarla birlikte

toparlanma, kolileme ,eşyaları toparlama

olayı en yorucu olanı ama hallettik netice de..

Hele hele taşınma sabahı bir uyanışım var, acayip..:p

stres küpüyüm..

Çünkü hem yorucu bir taşınma olayı daha yasayacağım,

hem de artık yerleşik düzen sorumluluğu bizzat üstlendiğimden

herşeye tekrar güzel bir şekilde sıfırdan başlamak gibi

bir olayı tecrübe edeceğim..

Sabah asistanım Miray sağolsun herseyi organize ettiğinden

ve hayat arkadaşım, aşkım, canım mimar olduğundan çok sorun yaşamadım..

yeni sitenin taşınma saatini kaçırıp eşyalarla güvenlik kapısında kalıp,

ana caddede oturup sinirden ağladığımı saymazsak..:p

Üstelik site giriş yüksekliğine uymayan

-güya bir tanıdık vasıtasıyla bulunan-

kamyonetin şoförünün 'geçer abla, mderak etme' diyip

benim daha küçük bir kamyonet tutma uyarılarımı sallaması,

zaten geç kalmasakta giremeyecek olmamız vs iyice krize soktu beni..:s

'Allahım hepsi beni mi bulur ' diye sızlanırken

neyseki bir depo bulup kısa bir süre eşyaları depoya yollayarak

olayı çözdüm ama ben de bittim..:p

Buarada nakliyat firmasını es geçmiyim,

allah var; adamların aldığı her kuruş helal!..

o ağır eşyaları, kutuları vs taşımak özenle,

kırıp dökmeden ve hızlı gerçekten çok zor

ama inanılmaz bir çalışma ile hallettiler saolsunlar:)

Ve taşınma bitti..

Yorulduk, öldük, bittik

Bir odadan ötekine mekik dokuyorum habire

kırılan dökülen yok, şükür :)

göz açıp kapayınca kadar dolaplar monte edildi,

eşyalar yerleştirildi,

kutular odalara girdi vs

Derken Serdar'ım, miray ve ben okadar yorulduk ki

hadi dedim yemeğe!..:)

abdi ipekçide güzel bir mekanda soluklandıktan sonra

herşeyin bitmesiyle birlikte

akşam yeni düzen şerefine kadehler kalkmıştı bile:))


Bir genç girişimci olarak benim de kendimi

hem iyi hem de çok kötü hissettiğim,

zaman zaman psikolojik olarak zorlandığım

anlarım oluyor elbette,

ancak o akşam başımı yastığa koyduğumda

hissettiğim hafifliği ve çifte mutluluğu tarif etmem mümkün değil!!!..


:)





















8 Ocak 2013 Salı

Beyaz büyü mü yoksa çile mi?!..

Kar yağışıyla birlikte bir velvele başladı..

Tv deki üsluba hele hele haber bültenlerinin

haberleri sunuş tarzına oldum olası uyuz olan ben,

kar yağışıyla birlikte daha da kötü bir haber veriş tarzıyla

devam etmelerini artık sinir olarak izliyorum..

Dünyada artık gelişmiş teknolojiler kullanılırken

artık saat saat, nerde, ne zaman hava nasıl olacağı an an belli iken,

sanki tombaladan çıkmış gibi kış mevsimi ya da kar,

veya yağmur yağması çok şaşırtıcı bir olaymış gibi sunmaları

hele hele mottoları, başlıkları 'Kar çilesi' 'Kar esir aldı'

'Kötü ve olumsuz hava koşulları ' diye bangır bangır bağırmaları

ülkemizde kış mevsiminin nasıl çağrışım yaptığının bir gerçeğidir!.

Kötü ya da olumsuz olan hava değil!..

Neden kötü olsun ki, mevsim döngüsü netice de..

Ne zamanki zaten yağmur romantizm,

kar da beyaz büyü olarak sevinç yaratacak ülkemde

işte o gün gelişmişiz demektir!..

Oysa benim gibi egede yetişmiş ve hiç kar görmemiş

biri için kar 'beyaz büyü' demek..

En son ben 4 yaşındayken,

'86 da yanılmıyorsam yağmıştı

ve kaldırım hizasına zor gelen çamurla karışık toplanan karla

kardan adam mı yoksa çamurdan adam mı 

ne olduğu zor anlaşılan bişiyler

yapmaya çalışmıştık tüm mahalle sevinçten :p

Kar'ın hiç mi olumsuzluğu yok, demeyin!..

Benim için yok!..

Var olan yaşanılan sorunların hepsi

insan kusuru, kar yada kış mevsiminin değil!..

Yurtdışında yaşayan bir yakınım evlerinin önünün

özellikle mermer değil, kaymaması için özel bir maddeden

genelde yapıldığını, hatta belediyelerin bunu

 evsahiplerine şart koştuğunu

bir sohbetimizde anlatmıştı..

Dolayısıyla apartmanın önünde patinaj çekip

kayıyorsa eğer bir kadın/erkek

bunun sebebi kar değil,

o iç/dış mekan taşlarını oraya döşeyen

ne iş olursa yapacağını zanneden döşemeci

zihniyet ve ona izin veren zihniyettir..

Sokakta aç/üşüyen insan/köpek/kedi varsa eğer

sokakta üşüyen insanların sebebi

 kar yada soğuk hava değil,

bir türlü sosyal olamayan devlettir!..

Sırtınıza yada kafanıza yediğiniz eşşek şakası kartopunun

sebebi kar değildir, zıpır gençlik ya da

 kendini bilmez arkadaşlarınız/kişilerdir..

Yolda kayıp aracıyla arabanıza çarpan insanın sebebi kar değil,

o aracın kabak lastikleridir..

uyulmayan takip ve fren mesafesidir..

Günler öncesinden bildirilmesine rağmen

 önlem almayan,tuzlama yapmayan fen işleri,

yol bakım müdürlüğü, karayollarıdır..

Kar sonrasında şikayet ettiğimiz çamurlu  göletlerin sebebi

kar değil, ne yaptığını bilmeyen belediyelerdir..

Bugün 8 ocak yıl 2013 ise

Bir ilde 12 saat çocuklar okulda öğretmenleri ile birlikte

bir okulda mahsur kalıyorsa,

24 ilin köylerinde ulaşım duruyorsa,

trafik,ulaşım,haberleşme diye birşey kalmıyorsa,

hayat bazı yerlerde duruyorsa

sebebi kar değil,

insanın sebep olduğu kusurlardır!..

beceriksizlik, düşüncesizlik, sorumsuzluk...tur!..

Oyüzden bırakalım 'Kar rezaleti' başlıklarını da

kış mevsimi ve kar' ı 4 yaşındaki egeli bir kız çocuğu

gözüyle görelim,

zira onun gözünde :

Tanrı köpüklerle oynuyor

ve dünyaya o köpükleri serpiştiriyor :))











6 Ocak 2013 Pazar

üç..iki..bir..kayıttt:))

Hayatımda ilk defa kamera karşısına geçtim bugün..

Show tv/ Turkmax stüdyolarını ilk defa sürücü kursuna giderken

direksiyon sınavı ayazağa cendere kemerburgaz yolunda yapılmıştı,

ordan geçerken görmüştüm..

Kosgebten aldığım başarı sertifikası ve Tüsiad ın bir yarışması

sonucu aldığımız ödülün meyvesini henüz yemek üzere davet edildik..

Aracı bir kurum sayesinde bilgilerimize ulaşılmış,

Şenay Akay ile röportaj yapılacak..:)

-mankenler arasında ender sevdiğim birkaç kişiden biri bu arada-

Farklı sektörlerden kişilerle, şirketlerle ilgili röportajların

kurumsal firma ve farklı mekanların bilgilerinin döndüğü bir programmış..

-tv izlemeyen ben, zaten ilgi sıfır,aranarak bilgilendirildim-

Tabi ki çok hoşuma gitti ama hafif endişe var..

Daha öncede TOBB un binlerce kişinin katıldığı bir seminerinde

konuşma yapmıştım, ordan da tecrübe ettiğim kadarıyla

ne kadar rahat olursanız olun, bakışlar üzerinizdeyken

bir topluluğun önünde hiç rahat olamıyorsunuz..

olsanız da yenmeniz zor oluyor bu durumu..

hele de şimdi daha yapay bişiy karşısında..

televizyonda..kamera karşısında..

G&G Organization hakkında bilgiler,

sektöre dair sorular içeren bir sohbetti..

(buarada mankenlikten ziyade zaten çok farklı kollarda 

sektörde işler yapan bayağı akıllı ve çalışkan bir kadın 

olduğunu anladım sohbet sırasında..)

Ve güzel, keyifli geçti :)

ama hiç bana göre değilmiş onu anladım..

Kameraya göre hareket etmek, ışıklar,

sunucuların hali, bir işaretle yüzüne zoraki takındığın ifade

ve konuşmalar vs..hakikaten herşey yapay..

Benim gibi doğal birine, 

spontane yaşamayı seven birine göre değilmiş..

ama çok keyifliydi :)

stüdyo ortamı..reji..kameramanlar..

kanal ortamını deneyimledik ilk defa :))

Sonra benden başka bir bildiğim firmayı, mekanı

ya da işletme sahibini refere etmemi istediler..

Danışmanlığını yaptığım ve sahibini de çok sevdiğim 

beraber iş ortaklığımızın olduğu bir işletmeyi mekanı önerdim,

hem reklamları dönecek hem mekan görüntüleri eşliğinde

röportaj yapılacağını söylediler..

Güzel bir zincir oldu :))

Devamının geleceğine inanıyorum!..:)




Beni izleyin anacııığıımmmm :p

mucx :)









5 Ocak 2013 Cumartesi

Happy New Year Party :))

Resimleri sevgili dostum Hakan Sezer yükledikten sonra

çok ta fazla yorum yapmaya gerek kalmadı :)

Resimler videolar keyifli gecemizin anıları :))






Noel Girls

hazırlıkta :)















Sevgili Dostum Hakan Sezer :)












Canım arkadaşım

 Gülcan :)

ve güzeller güzeli asistan'ım Miray :)



video






























                                    with my love :) Serdar :))





Dostlar :)

Yana, Denizi İlsina ve Ana :)






Muhteşem bir katılımla Bosfor gemimizde

hem doğum günümü, hem G&G Organization 'ın

yıldönümünü hem de sevgili partnerim Hakan Sezer'in

gezi grubu Yol Dostlarının 4. Yılını

 dün gece hep beraber kutladık..:)

Kadıköy den başlayıp Beşiktaştan da

Avrupa yakasından katılacak dostlarımızı alarak

muhteşem boğaz manzarasının tadını çıkardık..

İnanılmaz eğlenceli ve keyifli geçen bu gece için sonsuz teşekkürler!..

Öncelikle Turyol Ailesi'ne,

Sevgili Yunus Can Bey'e

Yönetime, Sevgili Mehmet Ali Bey'e,

Emeği ve desteği için sevgili arkadaşım Hakan Sezer'e

ve o yogunlukta bize destek olan güzel ve anlayışlı eşi

sevgili Dilek' e,

Muhteşem performansıyla orkestramıza

Güzel sesiyle güzel solistimiz Melisa'mıza :)

hepimizi kabine geçtiği andan itibaren

tanınmaz hale getirip coşturan :)

Dj tonmaıster 'ımız sevgili Vedat' a,

Ziyafet servis ekibine,

geceye asıl emeği geçen tüm personelimize teşekkürler!..

Çok yorulduk ama değdi :))

Katılan tüm dostlara,

Eventin başından beri bu yoğun trafiği

beraber yürüttüğüm Hakan Sezer' e

yaşam enerjisiyle bana her zaman güç veren 

sevgili arkadaşım Yana' ya,

hep yanımda olan Gülcan' a,

Asistan' ım Miray'a,

Ve Onu tanıdığım ilk andan itibaren

Tanrıya her gün şükrettiğim,

Hayatımın anlamı,

Varlığına varlığım kadar inandığım,

Aşkım...Meleğim..

Serdar' a

Sonsuz Teşekkürler!...





























































































I am 30 :))



Selam Herkese :) 

Bloğumu özlemişimm:)

Yoğun tempodan vakit bulup yazamıyorum pek ama

biriken notlar karalamaya devam :)

Eveett..Yeni yıl ile birlikte

doğum günümü kutladık :)

30 oldum :)) -kimse inanmasa da:) -

Üçlü rakamlara adım atmanın o endişesi

henüz sarmasa da- sanırım hiç sarmayacak-

tam da tersi kendimi çok mutlu, daha güçlü,

daha sağlam hissediyorum!..

Erkeklerin dünyaya gözünü yeni yeni açmaya başladığı

bir dönemde biz kadınlar tam tersi en verimli dönemdeyiz

30 yaş sendromu dedikleri bu mudur bilmiyorum ama

şaşkınlık, endişe vs gibi duygulardan ziyade

tam da keyifli zamanlardayım hissi var üzerimde:)

Metabolizmam hızlı..

Hala 50 kiloyum :)

yaşlandım, kilo nasıl vercem derdim yok, şükür

Kendi kendime iç geçiriyorum :p

-sanırım başarıyla atlatıyorum bu durumu :)-

Koşturmaca halde geçse de günler

Güzel şeyler oluyor..

Yıllardır çabaladığım işim

istediğim seviyede gidiyor..

işim sayesinde değişik insanlar tanıyıp

değişik yerler görme fırsatım oluyor..

Sevdiklerime vakit ayırabiliyorum..

Benim için o yüzden galiba artık

huzura erdiğim yılların başlangıcı 30 yaş :)

'Tanrım, 30 oluyorum ' stresi o yüzden yok

-bunda 23-25 gösteriyorsun diyip

yaşıma inanmayanların etkisi büyük tabi:))-

-nedense bir tek çocuk yapma isteği daha da tavan yaptı,

bir onu anlayamadım gitti ama :)-

20 li yaşlardan itibaren saran stresin bittiği,

'elalem ne der' baskılarının kapandığı,

çevrenin de 'artık 30 oldu' vazgeçmelerinin başladığı,

ve senin sonunda rahata erdiğin, huzurlu olduğun,

işin,gücün,hayatın adına

aslında tam da sağlıklı düşünmeye

başladığın yaş bence oyüzden..

Huzur, çok önemli gerçekten..

Hayatında huzur olmadıkça

hiçbirşeyin anlamı olmadığını,

saglıklı düşünmene bile engel olduğunu

anlıyorsun zamanla çünkü..

Hayat bir şekilde 30'dan sonra başlıyor senin için..

Kendini daha iyi tanımaya bu yaşlarda başlıyorsun..

Kişiliğin oturuyor gibi dicem ama öyle de değil...

Arzularını, beklentilerini,

neyi yapıp yapmak istemediğini bilmeye başlıyorsun..

Yirmili yaşlardaki hayallerinden aslında hoşlanmadığını..

Nasıl adamlardan hoşlandığını,nasıl bir ilişki istediğini..

Ne giymekten hoşlandığını..

Saçının hangi boyda olması gerektiğini...rengini belki de..

Anlıyorsun..

Hepsinden önemlisi seni sen yapan şeyleri fark ediyor,

kendini başkalarının gözüyle görebilmeye başlıyorsun..

Kadınlığını keşfediyorsun..

Arızalarının farkına varıyorsun..

Huylumusun, huysuz mu?

Arzuların..isteklerin..hedeflerin neler..

Bir şekilde kendi içine dönüyor kendini tanıyor

ve kendin için yaşamaya başlıyorsun..

Kendin için yapmak...

Bu çok önemli çünkü

her gün biraz daha büyümek değil anlatılan

Olgunluğu seçiyorsun..

Tüm çılgınlıklara uzak bir gençlik geçirmiş,

herşeyi eğreti uzak bulan sen,

oturtuyorsun artık herşeyi kafanda..

Hayatını anlamlandırıyorsun ilk defa..

Başka biri oluyorsun sanki..

Bu zamana kadar öğretilenler ve senin tecrübe

ettiklerin..gördüklerin..tercihlerin..hayal kırıklıkların..

hayallerin..aşkların..mutlulukların..üzüntülerin..

hepsi film seridi gibi geçiyor gözünün önünden..

iç sesler istanbul trafiği gibi uğulduyor..

annen,baban,kardeslerin,cocukluk arkadasların,dostun,

öğretmenlerin..sana öğretilenler..

ve kendi iç sesin..kendi kalbinin sesi..

-ki asıl önemli olan bu-

herşeyi anlamlandırıyorsun..

Daha dingin oluyorsun..daha sakin..

herşeyin bir sonu olduğunu farkedip,

ölümlü olma bilinci taşıyorsun..

didişmek yerine susmayı tercih ediyorsun..

öfkeni bastırıp sessizliği dinliyorsun..

Anneni babanı daha çok seviyorsun..

Hayatta kimsenin seni onlar kadar sevemeyeceğini anlıyorsun!.

Herkesi anlayıp, herkesi kabul ediyorsun zamanla..

Uçurum kenarından gezinmiyorsun artık

Temkinli ve sagduyulu oluyorsun..

O kadar çok yaralandığın,

o kadar çok üzülüp acı çektiğin hikayen birikiyor ki,

bir daha canın yanmayacak,

hataya yer olmayacak sekilde kodlanıyorsun..

Aşık oluyorsun ama aşkından delirmiyorsun,

kafa göz dağıtmıyor,kendini paralamıyorsun artık..

Aşkın acısını, yüreğini dinlemenin zararlarını

dibine kadar yaşadığından çözüyorsun arap saçını..

Çok ağlamış,çok asktan dövündüğünden

Herkese hakettiği kadar deger vermeyi,

hayatta kendini 1. sıraya koymayı,

zamanla birlikte akmanın kıymetini anlıyorsun..

kavgaların boş olduğunu,

gerçek sevginin hiçbirşeyle kıyaslanamayacagını,

baskıyla, kavgayla, küsmeyle

kimseye hiçbirşey yaptıramayacagını,

yaptırabilsen bile zoraki olduğunu,

mutlaka birşekilde patlayacagını,

gerçek sevgide zaten bunlara gerek kalmayacagını

farkediyorsun..

adamın tuttuğu futbol takımıyla sana olan sevgisinin

bir alakası olmadıgını,onunla maç seyretmenın

onunla zaman geçirmek anlamına gelmediğini,

asıl değerli olanın sadakat, sevgi,saygı, onur

olduğunu anlıyorsun..


'an'ı paylaşmanın degerli olduğu,

seni seven ve senin sevdiğin,

huzurlu zaman geçirdiğin,

kendini mutlu ve güvende hissettiğin,

paylaşabildiğin, konuşabildiğin,

kendini ve seni bir tutan,

dost,arkadaş,sevgili,hepsi olabildiğin,

sana sadık ve değer veren insanla hayat arkadaşı olup

hayatı birlikte göğüslemek olarak

aşkı anlamlandırıyorsun..

İşte tam da bu noktada en korkutucu olanı oluyor...

Kendini tanımak, bilmek,

yaşadıklarından, gördüklerinden, okuduklarından

bir tecrübe elde etmek 'yaşlanıyoruuuum ben'e neden oluyor...

Aslında yaşlanmıyorsun daha bir güzelleşiyor

ve yaşamaya, kaliteli yaşamaya yeni başlıyorsun...:)


Paniğe gerek yoook !!! :)

Ruhum hangi yaştaysa bedenimde onun yansıması olacak buna inanıyorum ben! :))

Sevgiler:)