31 Temmuz 2012 Salı

namnam!..

"Bir kadının kaderi; sevdiği adamın ihanetiyle,


kendisini seven adamın sadakati arasında çizilir.."


-Leo Tolstoy-                

and also

Ve gece vakti zamanin ne kadar hizla aktigini bir kez daha anliyorsun!..

A Moment To Remember

Asil mimar, kalbinde koca bir saray insa edebilendir!

30 Temmuz 2012 Pazartesi

karalamaca..

Bilmelisin ki... Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.

Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır...

28 Temmuz 2012 Cumartesi

karalamaca

Akraba ziyaretleri gereklidir ama ayni zamanda sorunsaldir.

Ne zaman evleniyorsunz muhabbeti can sikar..

special day :)

Biri şu 12.12.12 tarihli takıntılı çiftleri durdursun!..Bu ne kardeşim?!

Tüm düğün organizasyon isteği 12.12.12 aaaa:))))

27 Temmuz 2012 Cuma

:( :)

İstanbul oyuncak müzesi..Cin Ali kitaplarını görünce gözlerimin dolduğuna inanamıyorum..

karalamaca

hala dürüst, sadik,guvenilir,kadina deger veren adam gibi adam/lar oldugunu gormek guzel!..

p.s: endise etmeyin ozaman; anladim ki uzaylilar da var :)

karalamaca..

Herkes cok iyi insan, herkes mükemmel ama hepimizin cok az dostu var hepimiz yalniziz..

ironi gibi gozukse de mesele aslında kibir...

26 Temmuz 2012 Perşembe

karalamaca..

Kimse cok fazla iyi değil aslında..caba sarfedenler olabilir ama

insanın karanlık yüzü hep bir adım onde..insan kendine bile hayret ediyor..

25 Temmuz 2012 Çarşamba

karalamaca..

mutluluk,bedenen ve zihnen yorgunluktan ölüyorken birisinin gülümsemesinde yeniden enerji bulmandır..

karalamaca..

İnsanın düşüncelerini , hayallerini özgürce açabildigi dostları olması guzel..

hayat yargilayinca degil paylasinca guzel gercekten...

Günün başlığı!..

Adam uçak kiralayıp Alaskanin bir dağında sevgilisine evlenme teklif ediyor..


sonra birileri sıradan bir evlilik teklifinin kabulünü bekliyor burda :D

Let us be creative please!..:)        

karalamaca..

Öğle arasında ofisin yakınında antika eşyalar,eski plak ve kitaplar satan


çok güzel bir dükkan keşfettim..


Parasız olduğu için kitap alamayan


ve kitapçı raflarında saatlerce durup,


gizli gizli kitap okuyan birini tanıdım,


bence bilgelik oydu!...

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Vee....:)

Bazı insanlar sana o kadar yakındır ki varlığı bile seni mutlu eder!...

karalamaca..

Sadece susarak tepki gosterdigim durumlar var,

Çünkü konusursam hicbirsey yeterli gelmeyecek!..

Adam gibi adam/ kadın - 2

Hayatınıza biri girer..ama üç ay sürer ama yıllar..


Ne kadar sürerse sürsün, farketmez..


Hayatında en degerli şeyleri, sevgini,duygularını,


bilgini, emeğini paylaşırsın..


Özelindir..


Merak edersin..


Sahiplenirsin..


sıkıntılarını,mutluluğunu,sevincini,üzüntünü


hayatını paylaşırsın..


Hayatının merkezi olur...O'  dur..


Ama gün gelir her güzel mutlu şeyin sonu olduğu gibi,


tatsız günler başlar..


öyle yada böyle bir şekilde ayrılırsınız..


Ama kolay olur vazgeçmek..ama yaralı..


Biter..




İşte ozaman taşıyabilmek önemli..


Ayrılığı taşıyabilmek..


Adam vardır;


sürekli ayrıldığı karısı veya sevgilisi hakkında


uluorta önüne gelenle arkadan konuşan,


olmadık laflar eden, kadının yerini yurdunu koymayan...


yalan yanlış yansıtan..




Adam görmüşsünüzdür:


sürekli olumsuzluklarından dem vuran,


hep mağdur olduğunu anlatan.


Etrafındaki insanlara hazımsızlıkla birlikte


'artık bitti' diyip saygısızlaşan adam,


ona buna,kız yada erkek arkadaşlarına,


öteki kadınlara, bir zamanlar 'kıyamadıgı' ile


ilgili dem vurur..


arkadan en ağır ithamlarda bulunurken,


karşılaştıklarında kadının yüzüne hiçbirşey olmamış gibi bakar..


İnsanın mahremini paylaştığı,


anılar biriktirdiği,


sıkınıtlı anında hemen destek olduğu,


üzülmesin diye koştuğu,


iyi zamanlarında güzel bir gelecek hayal edip birbirlerine vaatte bulunduğu


çok özel durumları yaşamamışlar gibi,


nasıl hoyrat bir tavırdır bu sergilenen!..


nasıl bir ucuzluk ve basitliktir!.


saygısızlıktır!..


Biten bir ilişkinin ardından


sevgilisi yada eşi hakkında yakın çevresine,


etrafına, arkadaşlarına durmaksızın


hoş olmayan, kötü  yada olumsuz şeyler söyleyen kişilerin,


kendisine saygısı olmadığını düşünüyorum.


 'İnsan' olan insan biten bir ilişkinin ardından ne kadar öfkeli olursa olsun,


  karşı tarafı rencide edici şeyler konuşmaz.


  O kişinin bulunmadığı bir ortamda,


  kendini savunacak bir pozisyonu yokken


  arkasından savurmak yakışıyor mu?


Üstelik insanlar tarafından yücelmez, sadece küçülürsün..


O ortamda olan,


dinlemek zorunda kalan kişiler de zaten genellikle,


 anlatan bu adam  ilgili pek de iyi şeyler düşünmemektedirler.


Dinlemek zorunda kaldıkları için konuşanın yerine 'utanç' duydukları olur hatta..


İnsanın içinden; "Bir sus" diyesi gelir.


Çünkü karşı taraf ta 'salak' değildir..objektif bakış açısı gelişmiştir..




Bu duruma düşmüş kişiler -'düşmüş' diyorum


çünkü bu bir düşkünlük hali- aslında ilişkinin içindeyken de


kendisiyle oldukça meşgul olan ve genellikle monolog yapan kişilerdir.


Karşısındaki insana gerçekten değer vermiş,sevmiş


 ve anlamaya çalışan birisinin böyle davranması,


 pek beklendik birşey değildir.


 Aslında şaşırmamak gerek;


birlikteliği nasıl taşıyorsa, ayrılığı da öyle taşıyordur!..




Adam görmüşsünüzdür bir de;


Her ne kadar en kötü zamanlarda en acı deneyimler  yaşasa da


öldürseniz, karısının ya da sevgilisinin arkasından konuşmayan insanları...


Sadece; "O iyi bir insandı, çok desteğini de gördüm ama yapamadık" deyip susanları..


Ayrılsa da yüceltenleri..


Çünkü bilir ki karşı tarafı yücelttikçe, kendi saygınlığı yücelir..


Çünkü bilir ki; bir dönem kıyamadığı,kucağına alıp saçlarını okşayan, koklayan,


aynı tabaktan yemek, aynı bardaktan su içen,


kazancını bölüşen, en düşkün anında bile yanında yürüyen,


acısını acısı gibi hisseden, eşine, dostuna, ailesine;


"Bendendir, benim gibi bilin" diyen insanın iki dakikada satılıverilemeyeceğini,


kadrini, kıymetini ve en önemlisi ahde-vefayı...


Ha bir de konuştukça ucuzlandığını...

Babamın bir sözü vardır; "Asil azmaz, bal kokmaz" diye,

öfkesi bile olsa, kötü şeyler yaşasa da hayatta

karakterini, duruşunu değiştirmeyen,

mantıklı, düzgün, olgun,sevmeyi bilen

adam gibi adam ya da kadın;

-hala kaldıysa-

saygılar benden size!..


















21 Temmuz 2012 Cumartesi

Adam gibi adam/kadın...

Erkeklerin çoğuna sorarsak  ayakları yere basan, karakterli, duruşu, vizyonu olan,


ne istediğini bilen,olgun,akıllı kadın tercih ettiğini söyleyecektir sanırım..


Ancak durum nedense pratikte bakıldıgında günlük hayatta pek te öyle gözükmemekte..


Ben tam da tersi zeki, ne istediğini bilen, olgun kadın karşısında erkeğin korktuğunu


hatta kadını taşıyamadığını düşünüyorum..


Bakmayın öyle bazı kadınların 'çıt kırıldım' hallerinden yakındıklarına,


aptal,özenti barbie peşinde dolaşan erkekleri görüyorsunuzdur..


güçlü kadından olabildiğince uzaklaşırlar..


Eee güçlü, ayakları yere basan, akıllı kadın çekilmez..


Sevilmez..


Tarihten bu yana gelen bir olgu bu!..


Kadın duygusal, güvenilmez, güçsüz, korunmaya muhtaç, gözü yaşlı


kırılgan bir tanımdır..öyle yerleşmiştir..


Gerçekten zeki, güçlü, olgun eşi veya sevgilisi olan erkekler bile 'poposu kalkmasın' diye


kadına kendini değersiz hissettirecek, onu hiçe sayan davranışlar sergilerler..


Daha uzak ve agresif davarnıp, ilgi göstermez,niteliklerini küçük görüp


başkalarının yanında küçük düşürecek davranışlarda bulunur,


hatta en önemlisi kadının yaptığı güzel hiçbirşeyi görmez ve onore etmezler..


Halbuki sevemeyi bilen kadın, bu zaafiyeti de anlar..


İnsanları güçlü veya zayıf, iyi yada kötü yanlarıyla kabul etmeyi öğrenmiştir çünkü..


Kişisel ve sosyal anlamda güçlülük; olgunluk demektir,


Yaş almak ya da yaşlanmak değil..


olgunluk demek; daha iyi sevmek, verebilmek ve sahiplenmek demektir.


Adı üstünde "gücünü bilmek" neler yapabileceğini, neler kotarabileceğini,


nasıl seveceğini ve nasıl gideceğini de bilmektir.


Baygın bakışlı, yayıldığı yerden asla kalkmayacak gibi gözüken


porselen bebeklerin, aptal sarışınların aksine


o pes etmez.. kendine olan özgüveniyle her zorluğun üstesinden gelir..


İçindeki heves ve istek ona başarıyı getirir..


Attığı adımda sağlam yere basar..


Faturasını ve evkirasını  kendi öder,


arabasını kendi kazandığı parasıyla alır..


Zor bir durumda ona buna sarmak yerine


önce 'ne yapabilirim' diye düşünür..


Ama erkek bu omurgalı,tevazülü duruşu tercih etmez..


Etse de kıymet değer bilmez..


Bir yığın imajın şuh yüzlerin peşindedir..


Aslında kendinden zayıf muhtaç kadın ister..


O barbie aptal özenti tipler,


çevresindekilere bağlıdır, muhtaçtır..


kendi ayakları üzerinde duramaz...


Ona araba, mücevher alındığında hoşuna gider...


En ufak bir sorunda telefona sarılıp yardım ister...


terk edilemez...


Çünkü yalnız yaşamaya alışık değildir...


Güçlü değildir..


Akıllı olgun kadın, inanır...


Kaybetse de üzülmez, çünkü güçlüdür...


Erkeklerin olgun,zeki kadından korkması bir yana,


Kadın da ; akıllı,olgun kadını rakip görür, komplekse girer, kıskanır...


Erkekse; zaten kaldıramaz, onu taşıyamaz...


Onlar toplumun ve dünyanın 'erkeksin' 'hızlı yaşamalısın'  'güçlüsün'


baskıları altında ezilirken içgüdüyle birlikte güçlü olma konumunu


kendilerine taşımış ve çoktan fosilleştirmişlerdir..




 Kötü yada olumsuz yanları olsa bile


duruşuna, zerafetine hayran olunası,


adam gibi adam ya da kadın; önünüzde eğiliyorum!..  























20 Temmuz 2012 Cuma

:)

yorgunluğun ne kadar hat safhada olursa olsun neşeni yerine getirip kafanı dağıtan insanlar var ya hani...İşte onlar iyi ki var....:)

17 Temmuz 2012 Salı

karalamaca...

İnsan, ancak hayvanların yapamayacağı şeyle iftihar etmekte haklıdır.
O da bilgi ve aşktır .
Bu varlığın evveli de aşk, sonu da aşktır...

Üstadlara saygıyla!..





HERKES GİBİSİN
Gönlümle baş başa düşündüm demin;
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.
Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin..

Söz:
Nazım Hikmet Ran

Müzik:
Cem Karaca

 


12 Temmuz 2012 Perşembe

P.S.

O değil de sevdiğin insanlar tevazuyu eşeklik sanıyor ya, ona kahroluyorum...

Günün Sözü

Eksiksiz vererek tüm ruhuyla, gerçekten seven bir kadın öylesine büyür ki, onunla karşılaştırıldığında bir erkek ancak sıradan, sefil ve yüreksiz bir hal alır.
Albert Camus

karalamaca...

Üç şeyden artık vazgeçtim;

Sorun olan yerde kalma ısrarımdan,

Kendimden çok başkalarını önemsemekten,

Sevmediğim bir şeyi hatır için yapmaktan...


Üç şeye hala devam ediyorum;

İnsan gibi insan olmaya..

Mutlu olduğum her an'ı yaşamaya..

Başarmak için korkmadan risk almaya..





P.S. 

if you don't give one the reason to believe in you , it will be more likely to avoid disappointment .
they say

Nokta!..

Her seven yürekli olsaydı zaten 'aşk' bu kadar basit olmazdı !

3 Temmuz 2012 Salı

Karalamaca...

Hz.İsa şimdi geri dönse ve yine aynı sahne tekrarlansa...

Hani "içinizden en günahsız olan ilk taşı atsın" dediği sahne!

Ne olurdu?

Söyleyeyim;

aynı anda onlarca kişi ellerindeki taşları fırlatırdı!

Öyle ya, günah kavramından bihaber

ama içi dışı suça bulanmış olanlardan başka ne beklenir!

 Çünkü suç, suça çağırır. Çünkü suç, suçu sever.

1 Temmuz 2012 Pazar

karalamaca...

dilediğin isimle çağırabilirisin ama bilmelisin değişmeyecek
bulanık suya çaldığındır çamur..

Günün Sözü...

yanlış yapmak hata değildir , devamlı yanlış yapmakta meziyet..