28 Haziran 2012 Perşembe

Günün Yazısı

 “Güzel insanlar,

 yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan

ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş

romantik ve anarşist olan insanlardır.

Bu kişiler yaşama karşı geliştirdikleri kendine has

 takdir, direniş, duyarlılık ve anlayışla;

şefkat, nezaket, bilgelik ve derin sevgiden kaynaklanan

bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar.

Güzel insanlar öylece ortaya çıkmazlar; onlar oluşurlar…”

Devlet almaya alışkındır, vermeye değil!..

Herkesin kendine göre hayali, yapmak istedikleri vardır

Hayatta bir hedef belirler kendine..

Ben de yıllardır öğrenciliğimden bu yana

kendime ait organizasyon şirketim olsun

isterdim..

Ben ve benim gibi girişimci ruh taşıyan birşiyler yapmak isteyen

azimli çabalayan uğraşan girişimcilere yazım!..

Devletin Avrupa Birliği Uyum Projesi kapsamında sunduğu hibeler var

Çoğu kimsenin ruhu bile duymuyor ama yaklaşık 6 yılı aşkın süredir

dağıtılmakta(?!)

Hem belli bakanlıklar cercevesinde, hem de kurumlar öncülüğünde sunulmak

üzere ayrılmış hibeler ve destekler mevcut..

Esnaf ve sanatkarlar odası,izmir yüksek üniversitesi,kosgeb,işkur bağlantılı kurslar,

bakanlıkların hibe destek programları vs..

Dışardan bakıldığında iş kurmak isteyen girişimci ruhlara çok güzel bir fırsat

gibi gözüken bu programlar tam bir ömür törpüsü..

Girişimcilik destek programı, Genel destek programı,İŞGEM destekleri vs..

Hiçbiri basit bir şekilde sunulan, öyle dışardan gözüktüğü gibi hazır lokma değil!..

Önce katılım için gerekli yerlere başvurdunuz-basvurulan desteğe göre değişmekte-

işkur,üniversiteler,esnaf sanatkarlar odası vs ona göre duyurular yayınlanıyor

Katılımcı formu dolduruyorsunuz veya kayıt oluyorsunuz

Ön girişimcilik testi yapılıyor

Basvurudan sonra tüm basvurular degerlendiriliyor..

Ve katılım hakkı kazandığınız aşama, destek programına kontenjan hakkı..

Sonra bulundugunuz bölge semte göre acıklanan yerlerde ön eleme

değerlendirme için çağırılıyorsunuz

ki yüzlerce kişinin geldiği doluştuğu bir ortam..

toplantı salonu gibi bir yerde olduğu belirtilen mail size ulaşıyor

İşte burda iş fikrinizi, ne yapmak istediğinizi ölçüp gerçekten

yapmak istediği işte tecrübeli,eğitimli, birikimli kişileri seçiyorlar

Onlarca kişi içinde işplanını destekler fikirler sunmayan, tecrübesi o alanda olmayan

kriterlerine uymayanları eliyorlar

ve onlarca seçilen kişi girişimci destek programı eğitim hakkını kazanıyor

Eğitim programı 1 aylık bir süreç halinde iş planınız üzerinden

 şirket kurmaya ve yönetmeye dair bir eğitim programı ve

 belirlenen eğitim kurumlarında verilmekte..

yer ve bögeye göre değişmekte..

anlaşmalı danısmanlık kurumları ve eğitmenler tarafından pazar

profili, kar zarar tabloları, finansal planlar, organizasyon şeması gibi

 konuların içerdiği bir eğitim programıdır ki devam zorunluluğu bulunmaktadır..

Bu eğitim programı süresince kabaca iş planınız hazır hale geliyor..

İş Planı dökümanı, iş fikrinize dair kısa uzun vadeli hedefleriniz,iş fikrini secme nedeniniz,

yapmak istediğiniz işle ilgili şirket mevzuatlarını içeren çok geniş detaylı bir döküman..

Faaliyet konunuzla ilgili detaylar,işletme hedefleri,hukuki statüler,hedeflenen pazar profili,

müşterileriniz,rakipleriniz,ürün hizmet tanıtımı,satıs hedefleri,sektörel gelişmeler,

fırsat ve tehditlere ilişkin öngörüler,iş akış şeması,organizasyon şeması,

nakit projeksiyonları,başlangıç giderleri,işletme giderleri,özkaynak ve

diğer kaynaklardan sağlanacak finansman vs derken tamamıyla şirket mevzuatlarına

hakim olmanız isteniyor ve zaten oluyorsunuz..

Bu eğitim bittikten sonra eğitim sertifikaları hazırlanıyor..

1-1,5 ayda hazırlanıp gelen sertifikalarınızı aldıktan sonra

 işplanınızı hazırlayıp tam tekmil dosya halinde jüriye sunabilme

hakkınız olmakta

Ancak jüri ve kurul da malesef ha diyince toplanmıyor..

Belli aylarda belli günlerde

kendilerine ulaşan dosya çoğunluğuna göre toplanmaktalar..

Ancak jüri iş planını onaylayıp kabul gördükten sonra

hibe ve destek almaya tam olarak hak kazanmıs oluyorsunuz

Eğitim bittikten sonra oturup düzgün bir şekilde

 iş planını hazırlamaya başlıyorsun ki

bu da aylarını alabilcek bir çalışma..


İş planın bittikten sonra senden vergi levhanı,sicil gazatenin aslını da istemekteler,

dolayısıyla zaten işyerini açmak zorunda kalıyorsun..

Ticaret odasına üye oluyorsun..

Kosgeb veri tabanına üye oluyorsun..

Taahütname imzalıyorsun..

Şirketi, mobilyaları vs devredemeyeceğine vs dair bir sürü

madde içeren 'yarın ben destekten sonra iflas ettim battım' diyip

giden çok olduğu için kendilerini artık garantiye alıyorlar doğal olarak..

Bunların hepsi bir süreç..

Bu arada çalışıyorsun zaten..

Çünkü daha şirket yokken iş yapmaya başlamış ve çalışmış oluyorsun

Her yaptıgın işte bir eksiğini tamamlıyorsun

Bir yer tut,kira,depozito,mobilya,santral,kartvizit,websitesi,o bu derken

girişmiş oluyorsun zaten..

Ve aslında zaten destek geldiğinde zaten açmış ve iş yapmaya başlamış oldugunuzdan

destek, desteğe ihtiyacınız kalmadıgında gelmiş oluyor..

Tüm bu süreçleri burnundan gelerek ama zorla ama azimle yaşamış geçmiş

biri olarak diyorum ki devlet almaya alışkın,vermeye değil!..

Burnunuzdan getiriyor eger birşey sağlayacaksa da..

Ömür törpüsü resmen..

(Ki sürecin içerisinde dönen başka dolaplara da yer veremeyeceğim şu an)

Tüm bunlar yerine kendinize güvenin!..Eğer yeterli network varsa

çalıştıgınızı biriktirerek te zaten yapabiliyorsunuz..

Aslında girişimci-genel destek programı yada hibeler

zorluklar içinde hibesiz desteksiz de birşeyler yapabildiğinizi

başarabildiğinizi size ispatlıyor!..

Sürecin sonunda hibenin değil çabanın gücünü anlıyorsunuz!..


Amatör bir kalemden iyice çiğnenmiş bir dipnot size :)

Saygılar!..
















13 Haziran 2012 Çarşamba

Black Swan / Siyah Kuğu

Son zamanlarda izlediğim en muhteşem

film..                                                                                  

Film hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki,

nerden başlayacağımı bilemiyorum..

Açıkçası filmi izledikten sonra çok ciddi bir kritik yazmayı

düşünmüştüm ama sonra büyüyü bozmak istemedim..

İlginç bir o kadar da etkileyici bir açılış sahnesiyle başlıyor..

beyazlar içinde balerin veya kuğunun başta yakışıklı bir dansçı

ancak daha sonra çirkin bir siyah kuğu tarafından kontrol edilmesi ile..

Film aslında tam bir dönüşüm, başkalaşım filmi..

Tür olarak psikolojik gerilim ancak hiç sıkılmadan koltuğa çivileneceksiniz

ve size iyi denmiş pek çok film de bu filmi izleme halinizi yaralayabilir..

Hayatıma dair o kadar çok şerit geçti ki gözümün önünden

kendimizden bir parça film sanki..

filmi izlemeden önce çok basarılı bir film olduğunu bilmeme duymama ragmen

izlerken beni resmen ters köşeye yatırdı..

Klasik yaşamlar,klasik hayata dair amaçlar..annenizin babanızın idealleri..

küçüklükten itibaren  büyüklerinizin ya da kendinizin

“bunu, şunu yap,sınavı geç,kusursuz bir şekilde saatinde okula git, işine git”  vs diye

saat gibi kurması/kurmanız..

Herşey planlı,programlı,kusursuz..

Aslında engebeli,inişli çıkışlı hiçte kusursuz olmayan hayatta

mükemmeliyetçi bir tavırla hayallerimizi inşa etmeye çalışmak..

Tek gerçek aslında size o engebeli hayatta sadece siz iken

mükemmel olmaya uğraşmak..

Kahramanımız Nina, baleyi hayatının odak noktası yapmış,

 hedefi sanatında mükemmele ulaşmak olan,

 bir zamanlar balerin olan ama hamile kalıp

Nina’yı doğurmaya karar verince baleyi bırakan annesiyle

 beraber yaşayan, son derece kırılgan, naif bir kız..

ama olduğu gibi değil, olmak istediği gibi davranan/yaşayan biri..

Onun üzerinden anlatılmak istenen karanlık ve aydınlığın birleştiği

zamanlarda nelerin yaşanabileceği ki bu Nina'nın başına gelenlerin bir göstergesi.

Siyah Kuğu Nina'nın kötü tarafı, Beyaz Kuğu ise tam tersi iyi olan zayıf tarafını ifade ediyor..

Kusursuz bir duruş ve gösteri.. bale ve illuzyonlar..

film akıl almaz sekilde o kadar bağlıyor ki insanı..

Bale gibi bir dansla uğrasıp aslında o kusursuz hale gelmek için çekilen eziyetler,

forma sokulan ayaklar,estetik duruş..

Hep bir iadealimiz, yada bir eksiğimiz, sürekli bir iş için koşturan bizler

aslında kutuya sıkışmış dönüp duran balerinler gibi değil miyiz?

Mükemmel kutumuzda dönüp duruyoruz..

ev bir kutu, iş yeri bir kutu, binilen vasıta bir kutu, dünyamız bir kutu..

hep iyi olmak, hiç hata yapmamak adına uğraşlar..

Baştan çıkartanlara fırsat vermemek;

dümdüz bir yolda dosdoğru, tökezlemeden yürümek midir mükemmel olmak?

 Mükemmel olmak, kusursuz olmak mıdır?

Ve aynalar..

filmde insanın kendisiyle hayatıyla sorgulamasını vurgulayan aynalar..

Aynalar insanların adeta bir kopyasıdır..

İyiyi,kötüyü;güzeli,çirkini;eğiriyi,doğruyu yorumsuz olarak

gösterirler..

İşte bunun içindir ki aynalar,yüzyıllardır insanların vazgeçemedikleri bir alet olmuştur..

İnsanın içindeki iyilik ve kötülük insanın içinde vücut buluyor

ve o değişimi Nina nın hayatında aynalarla o muhteşem sahnelerle

o kadar iyi vurgulamış ki yönetmen alkışı hakediyor..

İnsanın herşeyi kendi benliği içerisine iğne gibi batırarak ortaya çıkarması,

karanlık bulgular,benlikler,davranışlar..

Hem beyazlığın, masumiyetin hakkını vermek, saflığa hayat vermek

hem de siyahın karanlığında o masumiyeti boğmak..

Hem iyi, hem kötü olmak..

Hepimizin içinde kötü kalpli ikizimiz ara ara ortaya çıkar ya,aynen ölee..

ve ne kadar zarif bir eser olan Kuğu Gölü ile bunu ortaya koymuş film..

Işıkların ön planda tutulduğu güzel kuğuların renk saçtığı sahnelerde

hayal dünyası gibi gözümüzün önüne serilen muhteşem bir film..

Bu arada Natalie Portman ın oyunculuğunu zaten beğenirdim ama üstüne kat be kat

kattığını söylemeden geçemeyeceğim..

Şiddetle tavsiye ederim!..

Tek söyleyebilceğim: Black Swan ın kusursuzluğu sanırım :P























7 Haziran 2012 Perşembe

karalamaca

Yara açıktır ve hep içerlere işler.

Hayatı senin gibi görmeyenlere anlatsan dinlemezler,

 dinleseler inanmazlar.

 ''Biz böyle görmüyoruz senin ruhun hasta''derler....

Kendin gibi birini bulana kadar hastasındır...Belkide.

5 Haziran 2012 Salı

karalamaca..

“İyi şeyler birdenbire olur; bu kadar bekletmez insanı.

 Sürüncemede kalan heyecanlardan ancak kötü şeyler çıkar. Ya da hiçbir şey çıkmaz.”