30 Nisan 2012 Pazartesi

Karalamaca..

Carlo Bernardini

ne muhteşem bir italyan..

Hem başarılı..Hem mütevazi..Hem Hoş..

 Enterasan tanışmamızı ve

iş birliğimiz için gittiğim görüşmede sohbetimizi

kesinlikle paylaşmalıyım dedim

-yoğunluk arası vakit kalırsa yazacağım-

:P

Kıskançlık serüveni..

Öyle rahat ve öylesine huzurlusundur                                              

ki                                                  

gözün hiçbir şeyi görmez..

seviyorsundur çünkü delicesine..

yüreğinde huzur ve sevgi kol kola dans ediyordur

Beraberlik büyüsü sarmıştır seni

ve asla zarar görsün istemiyorsundur..

Aşıksındır..

ötesi yok..

'O' nu hayatının merkezi yaparsın..

Herşeyinle önemsersin..

Zamanla

Sevdiğin adamın artık yürüyüşünden

'merhaba' demesinden bile nasıl oldugunu, naptığını anlarsın..

Çözmüşsündür..

Hareketlerinden davranışlarından

bir şekilde hissedersin

Bir kadının hisleri her zaman kuvvetlidir

Özellikle önsezileri..

Bir gün aniden  kalkar hiç yapmadığın

birşiy yaparsın..hatta asla tasvip etmediğin..

öylesine..

istemsiz..

sıradan bir merak ile ' cep telefonuna' bakarsın..

Bir bakarsın ki kale gibi güvendiğin adam arkandan dünya kadar

iş çevirmiştir..

İçini huzursuzlukla birlikte üzüntü kaplar..

Önce kondurmazsın..

deli gibi seviyorsun çünkü..

'yapmaz benim aşkım' dersin..

kendini suçlarsın hatta..

Aradan zaman geçer..

Birkaç ay sonra

o endişe ve huzursuzluk girmiştir yüreğe artık bir kere,

bu sefer açık bilgisayarda maillerine denk gelirsin

'dur bir bakayım' dersin..

Gördüklerin nefes almanı zorlar..

Deliye dönersin..

Beynini fareler kemirir sanki..

Kalbin yerinden çıkacak gibi olur..

'Bunu bana nasıl yapar' dersin..

'Bu sevgiye karşılık,bunu bana bu aşka nasıl yapar?''

Artık tedirginsindir..

O huzur ve sevginin cirit attığı yürekte

huzursuzluk, tedirginliği ve endişeyi beraberinde getirmiştir.

O seven,rahat kadın gitmiştir,

içte bir yerlerde bişiyler yara almıştır artık

Tahta kurusu gibi yiyip bitiren düşüncelerle başbaşasınızdır artık..

Onu kaybetme endişesi sarar benliğinizi..


Terk edilme/etme ihtimalleri oluşur kafanızda..

sorular çoğalır..'Acaba' lar artar..

Açık ve belirli değildir hiçbirşey kafanızda..

Ama 'Aşkın gözü kör' dür..

Ona aşıksınızdır..herşeye rağmen hala tüm benliğinizle seviyorsunuzdur

ve sevgi için emek gerek,fedakarlık gerek inanıyorsunuzdur

Devam edersiniz..

O kadar çok dünyanız olmuştur ki artık,

kopmak istemezsiniz..mücadele edersiniz..

 Bu süreçte herşeye rağmen sizi üzme ihtimali olan sevgilinin her davranışı,

her sözü sadece ve sadece kıskançlık süzgecinden geçirilecektir.

İlişkinizin ilk yıllarındaki minik oyunların, aşka katılan tadın sebebi olan kıskançlık,

sevgiliye düşmanlık duymanıza neden olacaktır artık.

Öfke duymanızla birlikte içinizdeki şiddeti körükleyecektir

Görmezden gelmek hep sonraya ait engel olucaktır..

İçinizdeki endişeleri bastırırsınız..

Başka şeylerle ilgilenir gibi görünmeniz,

ya da odak noktanızı başka şeylere yönlendirmeniz faydasızdır

Bu duygulardan kaçmaya çalıştıkça daha da sizi sarar..

İşin kötüsü delice sevdiğiniz adam tüm bunlara neden olduğu yetmiyormuş gibi

sizin rahatlamanız tüm bunlardan kurtulmanıza zerre kadar yardımcı olmadığı gibi

aksine daha da kıskanç daha da şüphelenmenizi sağlayacak davranış

ve tutumlar içerisinde olur

İçten içe de zevk alıyordur bu durumdan..

İşin daha vahimi tüm çevresine de sizi kıskanc bir kadın olarak

lanse eder..kötüler..

Bunları duydukça ayrılığa değil,

haksızlığa üzülürsün..

Yücelttiğin adamın aslında bireysel,sadece kendini düşünen,

takıntılı,özenti,aşka ve sevgiye uzak katı bir adam olduğunu görür

tamamen kendini suçlar soğursun..

Mantıklı seven kadını bu hale getirip

sonra 'kıskançsın' diyip sıyrılır

sızlanır bir de..

Zerre iplemez seni..bulunduğun durumu..

Tırnağını kıpırdatmadığı gibi

daha da arsızlaşır gün geçtikçe pişkince üstelik

devam eder sizi yıkan davranışlara..

Her endişeniz de her 'dedektiflik' kalkınmanız da

eli boş ta dönmezsiniz üstelik..

Bir kere de tersi olsa da suçluluk hissetsem dersiniz

ama hep haklı çıkartır sizi..

Her seferinde daha beteri ile karşılarsınız

Daha yıkıcı..daha zedeleyici..

Yanlış, yanlış üstüne eklenir…

Üstelik artık öyle bir noktaya gelir ki

denk gelmek istemezsin..

Korkarsın..tekrar yıkılmak

üzülmemek için..

Görmek bilmek istemezsin..

Üç maymunu oynamaya başlarsın..

Aklınıza mukayet olamazsınız..

'Mantık abidesi' kadın gitmiştir

akıl ve mantıktan bir müddet sonra

kişilik ve benlik te tatile çıkar..

Uğruna yapılan fedakarlık ve özveriler artık sizi hapsetmiştir

Artık 'ceptesinizdir'

Üstelik karşı tarafta bunun öyle bir farkındadır ki

kukla gibi oynar sizinle..

Çünkü kadın; onlarca talip içinden sevip-sevileceğini seçer,

 gerisini reddeder, erkek; onlarcasının peşinde koşarken onu seçeni kaybeder..

Bu böyledir..

Ona öyle değer verir,öyle yüceltirsiniz ki -aslında gereksiz yere-

adam artık tepededir ve daha fazla şey ister,gerisini merak eder..

Her yutkunmanız her susuşlarınız

daha beter bir can yakmaya altyapı hazırlamaktan başka bişiy değildir çünkü..

Siz sevgiliyi kaybetmeme uğruna değişmeye çalıştıkça

yüreğinizdeki huzursuzluk sizi yerinizde bir dakika bile oturamaz hale getirir.

Üstelik değişmek uğruna yapılan hatalar sevgiliyi kaybetme ihtimalini daha da güçlendirir.

Yüreğiniz tamamen teslim olmuşsunuzdur artık.

Bu noktaya nasıl geldiğinizi hatırlamazsınız bile.

Hangi olay, hangi kişi neden olmuştur bir önemi de yoktur artık.

Biriken üzüntü yıkılmalar

geceler boyu ağlamalar tartışmalardan sonra

öyle bir boyuta gelir ki artık

şiddet yavaş yavaş kendini göstermeye başlar.

Zarar verme dürtüsü sarar..üstelik ikinizi de..

Nefret ve Aşırı sevgi dip dibe durur..

Bu duygudan kurtulmanın tek yolu,

 bütün bunlara konu olan sevgiliden kurtulmaktır.

Aslında suç sendedir

Terapiye gittiğim zaman psikolog şöyle dedi birgün:

''Onun bu hareketleri yapması yada sana göre pişmanlık duymaması

özür dilememesi yada devam etmesi değil dert,

senin idrak edebilmen..O böyle..mesele senin ne istediğin?''

Evet haklıydı,

Bu bir tutsaklıktır..

sevgilinin diktiği ama üzerinize tam oturmadığını bildiğiniz halde giymekte ısrar ettiğiniz

aşk giysisini çıkarmanın zamanıdır

Ve bundan kurtulmanın zamanı çoktan gelmiştir..

Ve elbette size uyan,sizi gerçekten sevip değer verecek olan biri

bir yerlerde sizi beklemektedir!...


 






26 Nisan 2012 Perşembe

Maskeler!...


İnsanlar bu...

Yaşamında hep

güzellikler,mutluluklar ister..

Hayat denen o yokuşu tırmanmaya çalışır

bu yüzden;

ama hiç pes etmeden...

koca dünyada,kalabalıklar içinde bir başınadır..

ve hayat maratonunda sürekli mücadele halinde koşar,çabalar..

Ne kendisiyle, ne hayatla,ne dünyayla

yüzleşebilir..

O çok daha önemli uğraşların içinde!..

Durup düşünmeye vakti bile yok!.

Çok işi var;

bir çift gözü üzerinde yoğunlaştıracak bir yığın imajın şuh yüzleri onu bekliyor.

Her geçen gün farklı,kendisine uzak biri olup

yabancılaşır..

Farkında mısınız?!..

Vestiyerleri var ruhlarımızın,binbir çeşit kostümleri astığımız..

çeşit çeşit,renk,renk,boy boy,karakter,karakter...

Travmalarını gizliyoruz odacıklarında beynimizin..

Düşünün?

Bugün hangi kostümünlesin?!...

Hadi bakın etrafınıza..

Dışarda,arkadaşlarla,ofiste,iş yerinizde v.s.

Etrafınızdakilerle amaçlarınız aslında aynı değilmiş gibi birbirinize rol yapıp

 tüm gün sahte gülücükler attığınız,

samimiyetten uzak muhabbetler ettiğiniz bir… deyim yerindeyse bir sahnede

değil misiniz?!..

Ne denli samimi davranabiliyorsunuz birbirinize?

Ne kadar dürüst içten yada?

Hem de hepinizin suratında işyeri için yaptırdığınız özel tasarım maskeleriniz varken?

Bu maskeler işyeri,arkadaş veya yakın çevre için değişiyorken?!

Söylesenize;

Ne kadar “kendiniz olabiliyorsunuz” ki o ortamlarda?

Babamın bir duası vardır:

“Allah iyi insanlarla karşılaşmayı nasip etsin. Kötü insanları hayatımızdan uzak tutsun,” diye.

 Yaşadığımız ortamı geçirdiğimiz yaşanmışlıkları düşününce

bu dua bana oldukça iyi niyetli,

ama bir o kadar da gerçekleşmesi zor bir dua gibi geliyor.

En azından ben ve benim gibiler için.

Kocaman plazaların küçücük, akvaryum misali cam ofislerine

sıkıştırılmış çalışanlarının daha fazla maaş, daha iyi bir konum,

 sağlam bir terfi için göze göz, dişe diş mücadele ettiği bir yerde

 kötü niyetli kişilerin olmaması ya da sizin onlarla karşılaşmamanız mümkün mü?

Gittikçe zorlaşan hayat şartlarıyla birlikte bir başkasının ayağını kaydırma üstüne basıp

geçme yarışında olmayan kişilere rastlamanız ya da?!..

Arkasından konuşup icap ettiğinde kuyusunu kazmaktan bile çekinmeyen insanların,

 “profesyonellik” kılıfı altında birbirlerinin yüzüne gülebildiği,

 ikiyüzlü insanları barındıran bu ortam… Sizi tatmin edebiliyor mu?

Özel hayatınızda görüşmeyi asla tercih etmeyeceğiniz insanlarla

tüm gün dirsek temasında çalışmak ne kadar huzur sağlayabiliyor size?

Yorulmaz mısınız hiç?,

yada tökezlemez, bıkmaz mı insan hiç bu durumdan?!..

Tüm bunların farkında ''sürekli güçlü, kendi ayakları üzerinde duran ,kuvvetli kadın''ı

oynayan biri olarak ben bazen 'Pes!' diyebilcek durumlarla karşılaşıyorum

özellikle son zamanlarda..

Ne kadar çok ikiyüz yüzlü (?) insan var mış demekten alıkoyamıyorum kendimi

Soruyorum:

Değiyor mu acaba onca şuh fitne imaja,çabaya?!..

Ne malum mutlu olacağın maratonun sonunda?

Ya 'beklediğin olmazsa?''

''olur da tatmin etmezse?''

''Bunun için mi uğraştım'' demeyeceğin ne malum

Ya dolu dolu hayal kırıklığı varsa yolun sonunda..

Ne için uğraşıyorsunuz?

Asıl soru bu : Ne için bunca virgül kadar eğilim?

Bu mudur hayattan gerçek beklentiniz?

....


Akşam eve döndüğünüzde tüm mutsuzluklarınızı,

kaygılarınızı paylaşabildiğiniz candan biri var mı hayatınızda?

Yanında maske takmak zorunda kalmadığınız,

tersine tüm maskelerinizden arındığınız…

 Sizi siz olduğunuz için seven… Olduğunuz gibi kabul eden.

Artılarınız kadar eksilerinizi de kabullenen…

....

İşte o kadar!..

















24 Nisan 2012 Salı

hayaller ve fobiler @ evlilik aşkı öldürür (?!)

Etrafımda gördüğüm birçok erkeğin fobisi olan evlilik,

aslında hemen hemen tüm kadınların hayalidir..

Bayanların hayallerini süsleyen evlilik düşüncesi,

erkekler için istemsiz  bir ürperti sebebidir..

Daha sabit ve farklı bir bakış açısına sahip olan erkekler,

bir ego savaşına girerler ve liderliklerini kaybetme korkusuna kapılırlar..

Arkadaş toplantılarında,kendi aralarında geyik muhabbettir

Bu durumu kendi sohbetlerinde arkadaş çevrelerinde gülünç bir duruma

getirdiklerinden dolayı maskara olma endişesi yaşarlar.

Hele de daha önce çocukluğunda mutsuz bir ailenin çocuğu ise

ve kavganın bol olduğu bir evde büyüdüyse

 bir erkek için evlilik kelimesi oldukça korkunçtur.

 Kadınlarda bu durum tam tersidir

Bir kadın yaşamış olduğu mutsuzluklardan dolayı ders alır

ve ''ben böyle olmayacağım ''cümlesiyle kendini bir kez daha güçlendirir.

 Erkek için zaten her olumsuz olay geri adım atmasına bir sebeptir.

 Böyle bir durumla karşılaşan erkeğin düşüncelerini değiştirmek hiçte kolay değildir.

Asıl gerçek bir diğer sıkıntı ise özgürlüklerinin ellerinden alınacağı düşüncesi…

 Her erkek için değişmeyen tek özellik özgürlüklere düşkün olmasıdır.

 Bir erkek ilişkisinde ne kadar kısıtlanırsa o kadar çabuk kaybedilir.

 İlişki sürecinde bile ipler kendi ellerinde olmasını isterken,

evlilik boyutuna geçiş yapmak olumsuz düşünceleri ard arda getirir.

Eve geç kalmak, sorumluluk sahibi olmak,

eğlence hayatından mahrum kalacağını sanmak

kendilerini kısıtlanmış görmek onların evliliğe olan bakış açılarını

fobi olarak sabitliyor

Bir bayan aşık olmuşsa eğer,aşık olduğu adamla evlilik

hemen hayallerinde yer alır

 Aşık olduğu adamla içten evlilik planları yapmaya başlar

 ve durum ne olursa olsun asla bundan korkmaz.

 Hatta evliliğe uyum sağlayamayacak biriyle bile,

 yaşamış olduğu ilişkiyi evlilikle kurtaracağına inanır.

 Erkeklerde ise kızlar için genelleme aynıdır.

''Evlenilecek kız varda biz mi evlenmiyoruz'' bahanelerini duymuş olmalısınız.

Birliktelik yaşamış oldukları kızları öyle kolay kolay evlilik ile bütünleştirmezler.

Erkeklerin düz mantıkları aslında burada da rengini gösterir..

 Her konuda arkalarını toplayan annelerine verirler bu görevi.

 Zannederler ki böylelikle o yük üzerlerinden kalkacak…

Aşık olan erkeğin düşünceleri ise daha başka çalışır bu yönde.

Ona bakabilir miyim,ilişkimizi evlilikle zedeler miyim,

  iyi bir eş, iyi bir baba olabilir miyim olarak korkular su yüzüne çıkar burada da.

  Çünkü onların kafası da evlilik aşkı öldürür düşüncesiyle kaplıdır.

Gerçekten evliliğin aşkı öldürdüğünü düşünürler.

Yıllarca süren hatta aynı evi paylaşan ilişkilerde bile

erkeklerin bu ön yargısı değişmez.

Bir erkeğin evlilik hayalleri arasında yer almamak kadınların suçu değil,

erkeklerin yaşanmışlıklarından dolayıdır!!!..












20 Nisan 2012 Cuma

if you know what i mean

damdam damdam dadadadadamdam
dıdırıdııııt
dıdıdıdı dıddırıdıııdıııdıııdıdırırıdıdıdıııııt
dıdıdıııııı
dıddırıdıııııt
dıdıdıııııı
dıddırıdıııııt
dıdıdıdıdı dıııııııııııııııııııııt


Olmuyorsa zorlamayacaksın!..


                                                                                                      





Olsun istersin…
Hatta olsun diye

yapılması gerekenden daha da fazla üstelersin.
Aşktır ; değer verirsin, ödün verirsin, sevgiden de öte saygı gösterirsin, olmayacak kaç şey varsa bir araya bile getirirsin…
Bakarsın, ne anlattığını anlayabilmiş (?) ne de çözüm için bi’şeyler yapma gayretinde.
...İştir; sabahlarsın, “olsun” diye ailenden çaldığın zamanı oraya verirsin…
Dosttur; hayatta kimseyi dinlemediğin kadar dinler, kendine ayırmadığın onca şeyi “O’na” ayırmaya çalışırsın…
Sonra olayın içinden kendini çıkartır şöyle karşıdan yaptıklarına bir bakarsın… Bakarsın ki her şey başladığın gibi!
Olmuyorsa, olmuyordur!

Gönlün rahat mı?
Elinden geleni yaptın mı?
Cidden olmuyorsa zorlamayacaksın…


CAN YÜCEL



Üstad ' a Saygıyla!..




19 Nisan 2012 Perşembe

karalamaca @ seminer

zaman durdu..

geçmiyor..

heyecan yok..

biraz tedirginim sadece

çok hızlı konuşmamam konusunda telkinler içimde bağırıyor..

-(Sevgili Yana aklımda püf noktalar :)-

öyle süslü püslü bir ortam

büyük prodüksiyonlar yok..

ama zaman akmıyor..

herkes içerde..

toplantı salonu dolu..

kadın girişimciler..

odalar,borsalar,dernekler,ticaret odasından birçok katılımcı..

konuşmacılar hazır

içlerindeki en genç girişimci olarak

konuşma yapacağım :P

kıyafetim,

makyajım,

saçım,

duruşum,

ellerim mimiklerim vücut dilim derken

evet evet hazırım..:)

tek sorun yeni iyileşmekte olan ayağım..:(

(sakatlığımdan dolayı topuklu ayakkabı biraz zorladı)

......

-hızlı konuşma gülşen-

-hızlı konuşma gülşen-

......

Normal günlük hayatında çok hızlı konuşan ben,

-dk 250 kelime basabilme yetisi-

yavaş konuşmaya programlıyorum kendimi

''hızlı konuşan insanlar zeki insanlardır,

hızlı ve birçok şeyi aynı anda düşünürler vs ondan ''denir ama

eğitmenlikte bu olmaması gereken bişiydir

eğer bir sunum yada konuşma yapacaksanız

herkes tarafından anlaşılır net ve yavaş konuşmanız gerekir

vücut dili,öğretim teknikleri yaklaşımlar

gördüğümüz dersler aklıma geldi sürekli..

dolayısıyla konuşmamı yavaşlatmayı

telkinleyerek geçirdim son yarım saatimi..:P

bir de katılımcılarla göz kontağı kurmayı telkinleyerek..

dershanede öğretmenlik yaptığım dönemi saymazsak

uzun zamandır ilk defa topluluk önünde konuşma yapacağım..

Rahatım..

heyecen yok yapım itibariyle

ama uzun zaman oldugu için

ve önem verdiğim için biraz tedirginlik var üzerimde..

akşamdan aldığım  benim hikayemi iş alanımı anlatan notları

sade bir metin halinde hazırlayıp

gayet doğal konuşmayı sürdürmeyi düşünüyorum..

Adım anıldı..

Kürsüye davet..

ve sahnedeyim..
.......
.......

çok doğal ve beklediğimden daha güzel geçen bir konuşma oldu

çok güzel tepkiler aldım..

soru-cevap kısmında gayet ilginç benim hakkımda

ve organizasyon sektörü hakkında

sorular geldi..hepsini açıklıkla tatmin edici cevapladım

 ve ticaret odasından farklı kurum kuruluşlardan kişilerle tanıştım,

kartvizitimi isteyen,bağlantı kurmak isteyen ve bilgi almak isteyenler oldu

ayaküstü konuştuk ve kartımı verdim

tanışmaların çok faydalı olacağını düşünüyorum

Çok onore oldum..

çıktım  dışarı sonra

işler var bekleyen

hava nemli,biraz da güneşli..

boğazımı yakan bir tadı var..

gülümsüyorum..

gözlerim hala perdeli..

beklediğim günler bugün içindi

hayat artık

zamanın akışından ibaret..

başarım

başkalarının diline pelesenk olmuş

onlardan onlar memnunlar

benim için bir anlamı yok..

yol uzun..

ben yürüyorum bir şekilde..

...

...




14 Nisan 2012 Cumartesi

iş..güç..koşturmaca -3- @kör talih!..

Sevgili Merkür

sonunda geri hareketin bu hafta bitti kurtuluorz senden elveda !...:))

geri gitmekten pes etmeyeceksin sandım bi ara..ee yeter artıkım:)))

ama giderken son etkini bırakarak gittin..

Dün akşam 15 nisan da olacak bir davet için gemimizin hazırlıklarıyla

uğraştık..gün boyu yorucu geçti ama

artık çok keyifli bir yorgunluk halini almaya başladı..

Çok güzel,eğlenceli,mutlu bir akşam sonrası

ilk defa erken eve dönmek isterken

sanırım koşturma ve yorgunluğun sonucu

çıkışta eşiğin boşluğuna dikine bir şekilde

sağ ayak bileği takıldı ve dikine burkulmayla birlikte

Sağ kemiğin ordaki yumuşak doku ve ayağımın üst kemik kısmı morardı

ve bir anda şişti..bilektede inanılmaz ağrı vardı..

Hemen arkadaşların da yardımı ile buz torbası koydum

ve doktora gittim..

Rontgen çekildi ve doktor Yumuşak Doku Travması teşhisi koydu.

Dizin hemen altından parmak uçlarına kadar yarım atel alçıya alındı

ve üzeri bandajlandı..

Ağrı kesici iğne sayesinde acı biraz dindi

Neyse ki; kırık,çıkık,çatlak yok enazından..

Alt kısıma korumak amacıyla yarım atel alçı takıldı

ama üst kısımda sadece bandaj var.

Doktor tam alçıya gerek olmadığını söyledi.

verilen jel sürülecek,buz tatbik edilecek..

Beni tanıyanlar bilir, artık portatif olan ayak bileğim için

klasik bir hale büründü bu :(

ve artık aksiliği aştı bu olay..

ortalama bir futbulcudan daha fazla sakatlandığım kesin :P

haftalık saçma diziler gibi her hafta başına bişiy gelir ya karakterlerin,

aynen öle :)

artık nazar mı, kem göz mü,nefs mi bilemem ama

bir kurşun döktürmem şart oldu:P

İşin kötüsü gemiyi pazar günü önemli bir davete hazırlıyorduk

ve ben ayağımı böyle bir güne hazırlanırken sakatladım..

Şükür ki, iyi dostlar biriktirmişiz..

Supervizor olarak eventlerde çalışan

ve en zor işlerde imdadıma koşan arkadaşlar

sayesinde gözüm arkada değil!..

İşler onlara emanet :P

Artık ne diyelim,

Tanrım beterinden korusun !..


P.S :  elemtere fiş, kem gözlere şiş :)


Hadi bakalım :)


















11 Nisan 2012 Çarşamba

Günün Sözü..

Benim hayatımı yargılamadan önce,


benim ayakkabılarımı giy


ve benim geçtiğim yol...lardan, sokaklardan, dağ ve ovalardan geç.


Hüznü, acıyı ve neşeyi tat.
 

Benim geçtiğim senelerden geç,


benim takıldığım taşlara takıl.


Yeniden ayağa kalk ve aynı yolu tekrar git, benim gittiğim gibi.


Ancak ondan sonra, beni yargılayabilirsin.
 

Geçer dediklerimi geçirdim, biter dediklerimi bitirdim.

 Nefret ettiklerimi sildim, silkindim yeter dedim.

 Geride bıraktıklarım hesap sormaya kalkmasın o yüzden bana.


Farkında olduğum için var oldunuz,

vazgeçtiğim için bugün yoksunuz...

iş..güç..koşturmaca -2-

Yoğun bir günün sonunda anca kendime gelebildim..

Dün akşam itibariyle herşey tam tekmil hazırdı..

Öğleden sonra dört gibi artık hazırlıklar son bulmuştu

Açıkçası hala heyecanlıydım..

Her ne kadar bu işte yıllarca çalışmış olsanız da

yıllardır istediğiniz iş bu olsa da,

her davette sanırım gitgide bilenip güçleniyorum

ve tecrübe deceğim çok şey var..

Herşey tam vaktinde olduktan ve

herkes sorumluluğunu bildikten sonra

rahatlıyorsunuz..

O heyecan biraz yokoldu daha sonra oyüzden..

Yerini akşam saatlerinde can sıkıcı dialoglar

moral bozan birkaç insanla görüşme alsa da

davet çok güzel geçti ve moralime gölge düşüremedi hiçbirşey.

İstediğim gibi geçmiş olması ile tüm yorgunluğumu unuttum.


Ve tekrar anladim ki senin milyonlarca sıkıntın ya da yoğunluğun olsa da,


 bazi insanlar dunyanin kendi etraflarinda döndüğünü düşünüp


 biraz empati yerine, kendilerini dev aynasında görmeyi


 tercih ediyorlar..

Ardından bugün tüm o malzemelerin toparlanması,


temizlik ve herşeyin kaldırılması durumuyla ilgilendik


Ve ardından 15 nisandaki diğer organizasyonun menüsü


detayları ve hazırlıkları ile ilgili görüştük..


Gün boyu 4-5 yer semt koşturan mekik dokuyan ben için,


osmanbeyde tedarikçilerimin olması iyi bir avantaj enazından..


koştururken çok sevdiğim arkadaşım Yana ile konuştuk..


(sevdiğiniz yakın arkadaşlarınızın ofisinize işinize yakın oturması ayrı bir avantaj tabi buarada :P )



yoğunluk arası nacizane çayında herzamanki enerjisi ve


ışıltısıyla beni mutlandırdı gerçekten..


Hayata dair duruşu olan akıllı,sevecen bir okadar da yalın

ve aslında çok güçlü..

Hayatın birçok yüzünde benimle olmuş yanımda bulunmuş

ve anlamış biri olarak teşekkür ediyorum canım!..


Hayatın birçok noktası hep aynı yerde kesişiyor
bir anda sohbet esnasında farkettim/k..

Evet aslında tüm mesele bu: güçlü olmak!..yılmamak

herşeye rağmen güçlü olmak güçlü durmak gerekiyor ki


dün ne kadar aslında zor şartlarda çalışabilme gücüm yüksekmiş onu farkettim!.


Bazen hayat sizi öyle yerlere sürükler ki,çalkantılar,üzüntüler,sevinçler vs.


özel hayatınızda işinizde yada ailenizde yaşadığınız sorunlar nedeniyle


kendinizin farkına varamazsınız..niteliklerinizin..duruşunuzun..


İçinizde biriken tüm o yaşanmışlıklar tecrübeler gün gelip


artı olarak size geri döner ve siz 'iyi ki' dersiniz..

Tüm bu olanlara dönüp bakınca 'iyi ki' diyebiliyorum!..

Çünkü sadece hayatınızda iyi olaylar değil,

aslında üzüntüler ve acılar büyütüyor sizi..

Ben her yıkımda biraz daha bilendim,

her üzüntü ve acıda büyüdüm,

her çalkantıdan sonra biraz daha ben oldum

Bugün bunu görebilmenin bilinciyle rahatlıkla söyleyebilirim ki,

hayatta gerçekten herşeye rağmen tutunacağınız tek şey var : vasfınız

artık dün yok..

üzüntü yok..

arkaya bakmak yok..

beklediğim tüm o günler

şu güne kadar

şu gün için

önümde..

hayatın akışında herşey

yorgunum..

umutluyum..

ama yürüyorum bir şekilde..














10 Nisan 2012 Salı

iş..güç..koşturmaca..

İstanbul' da havalar ısındı artık iyice derken, yaz geldi diye sevinirken,


here comes the rain again dinlemeye başladık..:P


Pazartesi itibariyle iş güç sendromu yetmiyormuş gibi bende kaybolayim da


iyice bunalıma girsinler dedi sanırım Güneş :P


Günler ne kadar kısa!..


Yetmiyor bir gün bu ara koşturmadan..


Sabah kahvaltı yapıp evden çıkıyorum


ancak gece 10:30 ta evde olabiliyorum..


Restaurant gemimizde kokteylimiz var.


Bir şirket yemeği ve kokteyli için hazırlıklarla ilgili


üç gündür koşturmaca halindeyiz..


Berbat bir trafikten sonra Kadıköy de oldum..


Herşey hemen hemen hazır..


ve buarada saat 13:00 te başlayan genel toplantıda


İstanbul Gelişim Orkestrası üyeleri ile tanışmak


güzel bir şanstı benim için..


Çok güzel ve ilginç bir sohbetti..:)


Projelerini çok şık ve faydalı bulduğumuzu belirttik..


Umarım yeni işbirliktelikleri ortaya çıkar..


onlar ayrıldıktan sonra biz önümüzdeki günlerin


programı ve bazı organizasyonlar hakkında konuşmaya devam ettik..


Birazdan yemek yiyeceğiz,


ki akşam vaktimiz olmuyor yoğunluktan..


kısa bir atıştırmalık fasıldan sonra


son kalan işleri derlemeye çalışacağım


yazımı tamamlamaya çalışıyorum ama


parmaklarım yazmamak için direniyor resmen..


Yarın kaldığım yerden devam ederim..


Bünyeyi doyuralım biraz!..


Hadi bakalım :)








9 Nisan 2012 Pazartesi

Günün sözü..

Allah, kimseyi omurgasız ve onursuz yapmasın. Amin.

karalamaca...

deli gibi sarılmak istediğin kişinin gün gelip  yüzüne tükürmeyi istemek


hayatın; heey acıyor mu? deme şeklidir.

İhanet üzengisi..

''Erkekler basit kızlarla sevişmeyi düşünür,

ama evlenmeyi düşünmez... '',

''Erkekler çok kişiyle beraber olmamış,

çocuklarımın annesi olabilir dediği kadınlarla ise evlenir''

gibi saçma sözlere bakmayın siz!..

Koca bir yalandır bu!..

Kadınlarla ilgili ötekileştiren ayrımlaştıran kavramlar üretmelerinin

yanı sıra zaten doğru da değildir!..

Onlara göre hafif meşrep,kolay kadınla eğlenilir,sevişilir,yatağa gidilir..

Bazı kadınlarla hayat birleştirilir..

Onlarla ciddi ilişkiler kurulur,

romantik sevgili olunur, günü geldiğinde de evlenilir..

Anne gibi kadın tabirleri vardır..

ama zamanla kadınlığını kaybettirip

anaç olan kadını aldatmaya eğilimleri de..

Bir kere 'anne' gibi kadın olmaz..

Bir çocuk için annesi sadece anesidir çünkü..

Ona hayatını adayan,büyüten..

Kadın gerçeğiyle hiçbir ilgisi olmayan,

tamamen erkek beyninin kendi korkularına karşı yarattığı

savunma mekanizması zırvalamarıdır bunlar..

“Kadının hafif meşrep olanı...”

“Yok kadının az ve öz ilişkiye gireni...”

“Yok çocuklarımın annesi olacak olanı...”

Kadını tanımayan erkekler bilmez ki,

her kadının derinliklerinde herşeyi yapabilecek bir dişi cazibe,

ama aynı zamanda çocuklarına vakfedilecek bir kutsal annelik bulunur...

anne de bir kadındır çünkü...

Sevgileri, beğenileri ve cinsel arzuları olan bir kadın...

Gerçekte her kadının içinde her ikisi de vardır...


Ama erkeğin beyni, korkularından dolayı bunu algılayamadığı için,

yalan yanlış savunma mekanizmaları kurar..

Ve kendi kendileriyle çelişirler..

Kadınları, “hafif meşrep” ve “çocuklarımın annesi olacak” diye ayırdıklarına bakmayın

bazen en derin sevgiye, en derin bağlılığa rağmen sadık kalamaz,sevginize ihanet ederler..

Çok severken yürekten,o ufak çapkınlıklar derdindedir.

Siz bir lafıyla koşarken, aklınız yüreğiniz ondayken

o bir yığın şuh imajın maskelendiği suratlar peşindedir

Öyle pahalı hediyeler,mücevherler,özel mekanlar vs. filan da istemezsin

Onunla olduğun her yer özeldir senin için..

sadece sevsin istersin seni..

senin gibi tüm ruhuyla sevsin..

Ama olmaz..bazen özveri ve sevgin bile yetmez!..

Aşk gerçekten karşılıklı özveri ve sevgiyle bütünleşince aşk olmakta

Hayalinizdeki ruhları insanlara giydirip,sonra giydirdiğiniz o ruhlara

aşık olmayın..shakespeare'ın anlamlı sözü aklıma geldi..

Sizi sevebilcek ama gerçekten sevebilcek insanlar bulabilmek mesele!

Oyüzden mangalda kül bırakmayan,sevgililerine 'seviyorum,ölüyorum' diyen

içi boş süslü kelimeler söyleyenlere inanmayın..

sevgilisine nağmeler yapan erkeğin

benliğinde aldatma dürtüsü her zaman vardır

ve bakmayın bayanları böyle kategorize etmelerine

tüm sevginize bağlılığınıza rağmen aslında kolayı, ucuzu severler.

İnsanoğlu bu!..

Kadın aşkın ötesinde

“gururu yaralanmasın” diye erkek aldatmalarına karşı

sürekli tetikte bir panter edasındadır...

erkekte 'ah beni kıskanıyor, beni merak ediyor' diye

sevinçli ve bir okadar takmaz bir ruh halinde..

Oysa deli divane olma yada aşk la bağlantılı değildir

Güven yatar altta sadece..güven..


Ve aslında erkek aşık olacağı kadını yaratır

Hafif meşreplik de kutsal annelik de kadının doğasındadır...

Sevilir ve çok özel olduğu hissetirilirse, romantik bir sevgili

ya da çocuklarınızın annesi olur...

Hissetirilmezse, hafif meşrepliğin dik alası...

Hangisi olacağı yalnızca erkeğin elindedir malesef!..












8 Nisan 2012 Pazar

Aşırı dozda tasavvuf..

Sayılamayan, toplanıp çıkartılamayan, satılamayan ve satın alınamayan ne varsa, işte onlardır hayatın ve insanın mutluluğunun özü !

büyük sözü..

Zararın neresinden dönülse kar dır..

4 Nisan 2012 Çarşamba

Bam teli..

Sevdiğin kişiyi uyurken hayal ettiğinde bile af edemiyorsan,


o kişi için artık hiç umut yok demektir!..

Günün sözü..




Bazı insanların hakettiği sadece iki kelimedir; siktir git!

karalamaca...



                                                                                               




Bu aralar çok yoğun çalışıyorum

Hem iş yerini yeni açmış olmamdan dolayı bir yandan oturtmaya,

bir yandan da gelen işlerle ilgili koşturmaya başladım

ve gittikçe yoğunlaştığından artık bir gün yetmemeye başladı..

sanırım sevgili arkadaşım Yana'nın tavsiyelerine uyup zaman yönetmekle ilgili

ben de başlamalıyım artık gogle takvim veya ajanda kullanmaya..

Fazla zamanım olmasa da yazıp arada yada öğle yemek aralarında yazacağım..

artık dün yok..

üzüntü yok..

arkaya bakmak yok..

beklediğim tüm o günler

şu güne kadar

şu gün için

önümde..

hayatın akışında herşey

yorgunum..

umutluyum..

ama yürüyorum bir şekilde..










♥ Aşk'ın canı çıkmamış daha!...♥

                                                         

                                                                                                          
Ayakkabıları elinde,

Çıplak ayak,

Günlerden ve gecelerden

aniden girdi Aşk..

Belli ki kalıcı

Ve acı verecek

Sonra beni bırakıp gidecek

Ruhumu da yanında götürecek

Hoşgeldin Aşk,

Bu sefer hesaplar ömrümden,

Ne gördümse

Seninle yeniden göreceğim

Aslında yeni birşey yok,

Sadece aşkı ne çok özlemişim diyeceğim

Sonrası haritalarda dolaşacağım

doğduğun yerleri

çam ormanlarında mola

ve sahilde sabahlamalarım,

hiçbirinde sen gelmeyeceksin,

zaten;

aşk aynı düşü ayrı yaşamak değilse

ne kalır ki geriye?

Bir günde,zamanı geldiğinde

ayrılık içimi dolduracak

içimdeki sızı yerini bilmem ki nelere bırakacak;

dar gelecek odalar

saraylara sığmayacak yüreğim

boşlukta sen ve ben

gerisi hikaye olacak

biliyorum filmin sonu

fena bitecek,

Aldırma sen devam et,

Bu gece hesaplar ömrümden

İsmim kalbinde saklı

Seninki de bende

Bu hep böyle sürecek

Bu aşkı kimse bilmeyecek,

sevmekten ürktüğümüz için,

birbirimizi korkak belleyeceğiz

Belli ki sonrası çok kırılıp,kıracağız

işimize gelmeyecek değişmek

üstelik

uzun iş değişmek,

Sonra ne diyeceğiz ötekilere

ne sen de o cesaret ne de bende

Bu gece hesaplar ömrümden

aldırma

Aşk kalacak geride..









3 Nisan 2012 Salı

Günün Sözü..

Siz gözlerinizi onunla açmışken o ucuzluklara göz kırpar..

.......
.......


Bi zamanlar her şeyin olanlar başka tene bulaşmış

kirli sabahlara uyandıklarında artık hiçbir şeyin olurlar..




Ve son söz:

Cehennemi ademoğulları yaratır ve sen bu cehennemin bir köşesindesin..

Unutma aşka ait yare söylenen yalanlar aslında cehenneme aittir!..


THE END!.....

karalamaca...

Tekrar anladim ki senin milyonlarca sıkıntın olsa da,
 bazi insanlar dunyanin kendi etraflarinda dondugunu dusunup
 biraz empati yerine, kendilerini  dev aynasında görmeyi
 her tepkine yada tavrına anlam yüklemeyi tercih ediyorlar..

2 Nisan 2012 Pazartesi

karalamaca...

Şu an çok yorgun ve bir o kadar hafifim

müthiş bir rahatlama duygusu ile birlikte yorgunluk hakim..

iş bitti..

akşam oldu...

şimdi yorgunluğun acısını çıkarma zamanı :)

üzerimdeki tüm birikmiş negatif enerjiyi atmak istiyorummmm.....

hadi bakalım!...

tatlı yorgunluk..


Eveeetttt....




Şimdi yorgunluğun acısını çıkarabiliriz....






Sezon açılışı için gemimiz hazır..                                           

menüler..


masa sandalye düzeni..

süsleme..


set- up..


personel


derken çok yorulduk..

güvertemiz kaldı bir tek

 kokteyl masaları hazırlanıp

kokteyl için hazır hale getirilecek..



and we are ready :)



yoğunluk arası nacizane karalamalar..

Anladım ki insanı ayakta tutan bu hayatta sadece vasfı..

her ne olursa olsun herşey geçiyor gidiyor

ama vasfınız sayesinde ayakta kalıyorsunuz..

Oyüzden işinize uğraşınız her ne ise

dört elle sarılmak gerekiyor..

Hayatta üzülmen gerekiyor..

Hiç boşuna zorlama..

hayatta annen baban hariç

herkes üzülmeni istiyor

bu bir gerçek!.

Çünkü hedeflerinin olması

bunun doğrultusunda gerçek

üzülmesen zorlanmasan hiçbirşey değişmez

sevmek istemek

üzülmek le

şiddeti aynı oranda bir şey



neysee bunlar sıkıcı..

felaket yoğunum..

ve acıktım

yemeğe gideceğiz birazdan

geminin toplantı odasında

notlar düşüyorum..

ölmeden önce birşeyler yazmam istense

bunlar mı olurdu acep?

tutulmuş intihar notları gibi :)

ya da yazdıklarım yeni kültler oluşturur mu?

bence bende iş var neyse

siz devam edin :P


napiyim yazmak geldi içimden

hayata dair notlar düşüyorum kendimden..

Tüm olumsuzluklara zorluklara rağmen mutluyum

sevdiğim işi yapıyorum çünkü

ve herşeye karşı dik durmamı her şartta sağlayanda bu..

İş..vasfın..

ailen bile belli yere kadar..

arkadaş ve dostların konusunda acele etme

zor zamanlarını bekle

bu bir deney değil

önem sıralaması kişiye göre değişir

ama gerçek..

Aşk a gelince

Anladım ki!..

karşılıklı olamayan..

olması da gerekmiyor muş anlaşılan..

bir duygu..

Kesinlikle insanın önce kendi değerini bilmesi

kendi özelliklerinin farkında olması

asla gereğinden fazla karşı tarafı yüceltmemesi gerekiyor

senin sevdiğin diye birşey yok,

hayatta öğrendiğim bir şey varsa

seni sevenle birlikte olacaksın!..

Yaptığın hataları kötü görmeyip

öğrenilmesi gerekeni bulup çıkardığında

kendini keşfedeceksin

ve daha iyi hissedeceksin

benim hatalarımdan nacizane çıkarımlar bunlar

Aramayacak,müsait olmayacak,onun için koşturmayacaksın

Hayatının getirip ta orta yerine merkezine oturtmayacaksın

her arandığında koşmak zor ve güzel evet

ama değiyorsa buna, yapacaksın!..

Önemseyip napıyorsun kimlesin nerdesin demeyeceksin

bir öpünce beş öpüp, çağırınca hemen hazır olmayacaksın

ki kendini önemli vazgeçilmez hissetmesin

bırakıp gidebilme ihtimalini de hissettireceksin..

Tüm bunların bilincinde olman yararına ama

doyasıya sevmenin ve sevilmenin tadını çıkarıp

o ruhun özgür akıcılığını da yaşayacaksın..

Ki  Aşk, bağımlılık ya da tutku değildir;

Aşk, tadı çıkarılması gereken bir şanstır

O şansı doyasıya tadacaksın..


ve amatör bir kalemden üzeri iyi çiğnenmiş bir dipnot:

asla dönüp geriye bakmayacaksın!!!..

:))

kendi adıma

konfor çizgilerinin dışına çıkmış

hayatlarını zorlaştırmış herkese

benden sevgiler:)


Hadi bakalım it's time to meal :)




























Huzurlu bir gezinti -(devamı)- Beykoz ve Anadolu Kavağı..

Haftasonu gezi tercihiniz nedir bilmiyorum ama

açıkçası rağbet gören AVM ler yada popüler kalabalık yerler yerine

kesinlikle daha yeşil doğayla başbaşa daha sakin yerleri seviyorum



Benim gibi bir Ege aşığı asla istanbulda yaşamak istemez ama

istanbulda yaşamak istesen hangi semt deseler 'beykoz' derdim sanırım..

öğrencilik yıllarımdan beri sevdiğim ender semtlerden  biri..

Tipik bir boğaz semti..                                                                      

konakları köşkleriyle tarihi dokusu da hep ilgimi çekmiştir..

Karadeniz' e açılmadan önce Anadolu yakasının son ilçesi

ve yeşilliği doğasıyla da bu yönden etkileyici..                              

haftasonu trafik ve kalabalıktan şikayet eden istanbullulara

tabi daha sakin ve huzurlu yer arıyorlarsa tavsiye ederim kesinlikle..

Özellikle Anadolu Kavağı..

Daha önce boğaz turlarında yarım saat durulup                      

balık ekmek yenen

ayaküstü midye tava balık restaurant ve cafelerin

olduğu yer                                                                   

artık gezilebilmekte

eskiden askeri bölge diye gezilemiyordu

şirin balıkçı köyü gibi..                                                      

doğal bir güzelliği var..

Bir de süper bir manzaraya sahip cenevizlilerden kalma Yoros kalesi var ki

mutlaka fotoğraf makinenizi alın,unutmayın derim

eşsiz güzel bir manzarası var                                                               

kaleye çıkmak için yokuş yukarı çıkmanız gerekiyor ama

çıktığınızda kesinlikle değiyor

Buradan görünen Boğaz manzarası ve karadeniz tek kelimeyle muhteşem

Huzuru iliklerinize kadar çekebilirsiniz..                     

Kesinlikle sanki istanbulda yaşamıyormuş gibi keyif alıp

herşeyden arınmış olarak evinize dönüyorsunuz..

Çok güzel bir gezi yapıp keyifli anlarla evime döndüm